--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hayatları yalan!

Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
5

Center of American Progress isimli kuruluşun araştırmacıları bir rapor hazırlamış.

Arada “Batı’nın fonladığı medya kuruluşları” diye bir şeyler de kaçırmışlar ağızlarından ya, yazıldı yeteri kadar, benim konum başka...

Türkiye’yi, başka bir kuruluşa atıfla, “dünyanın en büyük profesyonel gazeteci hapishanesi” olarak tanımlamışlar.

Yalan...

Defalarca anlattık, yine anlatırız, büyük yalan...

Bir defa, bu ifadenin sahibi, “15 Temmuz sonrası gazetecilere yönelik cadı avı başlatıldı” denilen bir kuruluş, Allah Allah, çok tanıdık geldi, aklın yolu mu bir, yoksa tanıdığımız adamlar mı bunlar?

Geçelim...

Evinde bombayla yakalananlara, askere polise kurşun sıkanlara “profesyonel gazeteci” diyenle tartışacak ne zamanımız ne tahammülümüz var...

6 ay önce “131” diye verdikleri tutuklu sözde gazetecinin sayısını, şu an 83 olarak veriyorlar.

Ben 6 ay önce araştırmamı 130’luk listeye göre yaptım, yüzde 90’ından fazlası ya silahlı örgüt üyesi, ya katil, ya dolandırıcı çıktı...

Yani işledikleri suçlar “basın suçu” değil...

Kalan üç beş kişi de “terör örgütü propagandası”ndan tutuklu...

Bu rakam da çoğu ülkeden iyi olduğumuz anlamına geliyor...

•

Türkiye’de muhalif olduğu iddia edilen medya yalan söylüyor.

Yalanını yüzüne vuruyorsun, utanmıyor...

Yalan söylemeyi bir yöntem olarak benimsemiş durumdalar...

Hani inandırabilecek olsalar, Menderes’e attıkları “Üniversitelileri kıyma makinasında çekip yolların altına seriyorlar” iftirasını da dillendirecekler de, “TOMA ezdi”yle falan yetiniyorlar.

Yanılmak başka bir şeydir, bile isteye yalan söylemek başka...

İnsanın bir anlık bir çıkar için başkasını kandırmasını belki anlayabilirim de, bir yalanla yıllarca yaşayabilmesini mümkün değil anlayamam...

•

Dünya değişti, Türkiye de değişti, iletişim araçları yaptı bunu; artık bir grup azınlığın keyfine göre ülke yönetmeyi imkansız hale getirdi...

Kendi zihinleri nasıl iktidara gelecek peki?

İlk etapta Tayyip Erdoğan’a duyulan saygıyı baltalamaları gerekiyordu... 

Bunun için kendileri gazetelerinden hakaret ettiler, adamları da meclis kürsüsünden, çoluk çocuğun eline de verdiler telefonu, sosyal medyadan kin kusturdular....

Hatta bu iş için fon oluşturdular, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği tazminat davalarını, vekillerin maaşından kestikleri parayla ödemeye başladılar...

İkinci etap, ülkede işlerin yolunda gitmediği algısını oluşturmaktı...

Sokağa sürülecek marjinal tip, ortaya atılacak marjinal talep mi yok?

“Yapılmıyor” diye ağlamaksa amaç, imkansızı talep edersin, olur biter...

Ya da mesela bir markanın litresini 35 liraya sattığı sodyum hipoklorit bazlı dezenfektanı kendi adamından 75 liraya, ihalesiz, çağrı usûlü alırsın; öbür taraftan da “İş yapacağım ama kaynak yok, iktidar taş koyuyor” dersin, kazan kazan hikayesi işte...

Son adımları, işlerin tamamen kontrolden çıkmasıydı...

Nasıl olsa kontrolün geri kazanılması için ülke içinden birileri lazım olacaktı, eh, arkalarında “Yürüyün aslanlar” diyenler varken, niye öne çıkan isim kendilerininki olmasındı?

Gezi’de denenen neyse, 15 Temmuz’da asker eliyle, 12 Ağustos 2018 gecesi yabancı bankalar yoluyla yapılmaya çalışılan aynıydı...

Tutmadı, tutmayacak...

Twitter’daki takipçi sayısı anca dolandırıcı reklamıyla para kazanmaya yarar, bunu anladıklarında kendini yetiştirmiş, donanımlı bir nesil çoktan modern dünyaya yön vermeye başlamış olacak...

İnşallah...

 

Halil Kışlacık Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle