Haller harap...
Yok, tam “Dolar 20’ye dayandı” diye sevinirlerken” yedikleri gol değil onları harap eden... Her şeyin normal seyrinde ilerlediği bir Türkiye’de, bir daha asla ülkenin sahipleriymiş gibi davranamayacaklarını anlamaları harap etti onları...
Siz zannediyor musunuz ki, bir şekilde ülkeyi kaosa sürükleyip iktidara gelebilseler her şey -onlar için- yoluna girecek?
Daha da kötü olurlar...
Suni bir kriz üreterek sahte kahramanlığa soyunan bu ekip, başına başka ne geleceğini düşünüyor ki?
Diyelim ki planları tuttu, iktidara geldiler.
Ne olacak?
Bu planı tutturmak için oluşturduğunuz algıları nasıl silecekler insanların zihninden?
İnsanlar sırf onlar iktidar oldu diye, bu krizin içinde yaşamaya razı mı olacak?
Bırakın imkanlarını iyileştirmeyi, bu toplumu olduğu yerde nasıl bir arada tutacaklar?
Biri kimlik veya aidiyet tanımadan çağdaşlaşma, öbürü milliyetçilik, diğeri ayrılıkçılık, sonuncusu dindarlık iddiasında.
Hiçbir şeyden ders almıyorsanız İstanbul’un şu düştüğü durumdan ders alın...
Hesapta sadece CHP’li Ekrem İmamoğlu yönetiyor, öyle “Şurası senin, burası benim” kavgasını açıktan yapmaya da yüzleri yok.
Ben 25 senedir Maslak’ta yaşıyorum, Büyükdere Caddesi’nde yolun asfalt yerine parke taşıyla yamandığına hiç şahit olmadım.
Geçen haftaya kadar...
Bayağı, Sovyetler’den bağımsızlığını ilan etmiş doğu Avrupa ülkesi gibi... Elde ne varsa onunla idare...
Çünkü parası bitti belediyenin..
Borcu borçla kapatıp bugüne kadar geldiler, artık borç alma imkanları da kalmadı: AK Parti dönemlerinde bir kere bile yasal borçlanma sınırına takılmayan belediyeyi o sınıra taktılar...
Son çare, uyanık, “Döviz fiyatları oynadı, bizim bütçeyi revize edelim” dedi.
Türkçesi: Cafer, bez getir...
Döviz geriledi, bakalım şimdi ne bahane bulacak.
Seçimden bir hafta sonra “İstanbul, altyapısı büyütülmediği anda çökecek bir şehirdir. Yollarını, kanalizasyonlarını, toplu taşımasını, atık yönetimini olduğu halde bırakırsanız, geliştirmezseniz, bir sene içinde düğüm olur. Ve maalesef, solun her zamanki önceliği hizmet değil de ideoloji olduğundan, hele hele ‘İsraf, rant’ gibi söylemleri gereksiz yere çok fazla kullandıklarından, önümüzdeki dönem bu yapılamayacak gibi görünüyor” demiştim.
Haklı çıkacağımdan emin olmasam yazmazdım.
Şuna ihtimal veriyorum; AK Parti’siz de müreffeh bir Türkiye olur.
Zaten mesele hiçbir zaman AK Parti’nin ne kadar iyi işler yaptığı değil; alternatifinin ne kadar kötü olduğuydu...
Ama şunu da yine haklı çıkacağımdan emin olarak yazıyorum: Bu beş benzemez ittifakının elinde kalırsa, bu ülke viran olur.







