--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünya devrilmiş, bunlar hâlâ terörist güzellemesi peşinde...

Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
11

Bu meslek örgütlerinden çektiğimiz nedir?

Bir işe yaradıklarını gören var mı?

Hiç duydunuz mu, “Bizim mesleğin odası en son meslektaşlarımızın şu imkana kavuşmasını sağladı” ya da “Şu mesleğin mensuplarına şöyle bir haksızlık yapılıyordu, oda devreye girdi de düzeltildi” diyeni?..

•

Koronavirüs Türkiye sınırlarından içeri girdiğinden beri, hepimizin hayatında irili ufaklı zorluklar ortaya çıktı. Ama en büyük sıkıntıyı yaşayanlar, şüphesiz sağlık çalışanları.

Bulaşmasıyla birlikte iki üç hafta içinde ölümle sonuçlanabilen bir hastalığa karşı büyük bir mücadele yürütüyorlar. Üstelik bu hastalık onların ve sevdiklerinin hayatını da tehdit ediyor...

Peki, en çok vakanın görüldüğü İstanbul’daki doktorları temsilen, İstanbul Tabipler Odası ne iş yapıyor?

Doktorların ve sağlık çalışanlarının işlerini kolaylaştırma adına, hangi adımı atıyorlar?

“Arkadaşın arkadaşından duyduk, falanca hastanede şu eksikmiş, bu fazlaymış” diye mahalle dedikodusunu saymıyorum, ciddi olarak takip edip de “Şurada şu sorun vardır, şöyle çözülür” dedikleri ne var?

•

En son bunların birliği, “siyasi tutuklu” adını taktıkları teröristlerine af istemişlerdi, orada bırakmıştık...

Meğer İstanbul Tabip Odası da DHKP-C’lilere özel sağlık hizmeti sunmaktaymış...

Mesaj paylaşmışlar, “Grup Yorum üzerindeki konser yasağını protesto etmek için açlık grevine başlayan ve takipleri odamız hekimlerince yapılan Helin Bölek’i ne yazık ki kaybettik. Demokratik yollar ile sorunu çözmek konusunda adım atmayan yetkililer bu ölümün birinci elden sorumlusudur” demişler...

Bir defa, Helin Bölek dediğiniz DHKP-C’li, Grup Yorum’un konser yasağını değil, “sanat merkezi” adını koydukları binalarda terörist saklamalarına, “sanat” adı altında terör propagandası yapmalarına ve adını “sanatçı” koyup hapisten adam kaçırmalarına izin verilmemesini protesto için eyleme başladı...

Biriniz çıkın açıklayın, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden terörist Şafak Yayla’nın anne ve babasının Grup Yorum konserine telefonla bağlanıp “Oğlumuzu örnek alın” demeleri, sanat faaliyeti midir? Buna demeyeceksek, neye “terör propagandası” diyeceğiz?

“Demokratik yollar ile sorunu çözmek konusunda adım atmayan yetkililer bu ölümün birinci elden sorumlusu”ymuş...

Yok yahu?

İyi, başka biri de çıksın “İstanbul Tabip Odası yönetimi kanuna nizama uygun olarak seçilmiştir ama, ben bu kanuna uyulmamasını istiyorum, istifa etsinler, benim belirlediğim isimler seçilsin” diyerek açlık grevine başlasın, siz de buyrun demokratik yollardan çözün...

Çözemezsen de ölürse, sorumlusu sensin...

Bir odanın yönetimi değişsin diye kanunun işletilmemesini istemek komik oluyor da, aynı şeyi terörle mücadele edilmesin diye istemek niye kutsal sayılıyor?

•

Hem eğer dediğiniz gibi “takip edilen” bir hastaysa ve takipleri sizin odanızın doktorları tarafından yapılıyorsa, o doktorlar sorumlu falan da değil, o teröristin direk katili olmuyor mu?..

Neyi takip ediyordu doktorlarınız?

Bunu ciddi ciddi merak ederek soruyorum, neyi takip ediyorlardı?

Mesela bir kişinin kendi zihinsel süreçleri sonucu intihar etmeye ya da kendine zarar vermeye karar vermesi bozukluk kabul edilmeli ve gerekirse ehliyeti elinden alınarak eyleme geçmesi engellenmeli; fakat başkalarını da etkileyecek bir talep için kendi hayatını veya bedenini şantaj malzemesi olarak kullanan bir kişinin bu davranışı bir hak, hatta bir erdem olarak mı kabul edilmeli?

Mesela “Kendine zarar vermesinin ya da hayatına kıymasının sorumlusu, aşkına karşılık vermeyen sevdiğiydi” dediğiniz hastanız oluyor mu?

Yoksa sadece teröristlere mi bu ayrıcalık?

Bunların “takip ettiğimiz” dediği, sakın gün gün ölüme gidişi doktor ağzından duyurup da meselenin etkisini artırmak için olmasın? 

•

“Bunları afet-i azam paklar” derdim, o da yetmezmiş meğer...

 

Halil Kışlacık Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle