Daha ne olmasını bekliyorsunuz?
Karar yazarlarına bir sorum var...
Yok, yanlış oldu...
Taha Akyol’u, Akif Beki’yi, Ali Bayramoğlu’nu, Yıldıray Oğur’u, Hakan Albayrak’ı falan koy kenara... Onlar için “zamanın ruhu”na göre değişir her sorunun cevabı...
Elif Çakır’a hiç sorma, zaten kafası hep karışıktı, bu aralar iyice kimlik krizlerinde...
Yusuf Ziya Cömert’i, kendisini “muhafazakar” olarak tanımlayan Mehmet Ocaktan’ı da geç, göz göre göre yaptıkları çarpıtmalar artık vakayı adiyeden...
Aklı başında insanları, gerçekten dini hassasiyetleri olduğuna inandırma potansiyeli taşıyan bir Ahmet Taşgetiren kaldı, o cevap vermeli.
31 Aralık Cuma günkü Karar gazetesinde, daha önce Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Kur garantili mevduat hesapları haramdır” dediğini, şimdi ise bir bankanın “kur garantili katılım hesabı için icazet belgesi aldığını” haberleştirdiniz mi?
Haberleştirdiniz...
Üstelik, bütün icazet belgelerinin sonuna eklenen “Elbette en doğrusunu Allah-u Teala bilir” ifadesini, sanki yeni konuluyormuş gibi gösterdiniz, ateist Cumhuriyet’le aynı cümleleri kullandınız.
“Biri ateist, öbürü muhafazakar iki gazeteye aynı haberi aynı cümlelerle kim servis etti” diye sormayacağımı, o işleri iyi bilen Yıldıray’ı baştan elememden anlamışsınızdır...
Sıkıntı başka...
Diyanet’in daha önceki fetvasının hesabın “kur garantisi” kısmı için miydi, “faiz” kısmı için mi?
Adınız gibi biliyorsunuz: Diyanet’in açıklamasının kur garantisiyle bir ilgisi yoktu...
Bankanın aldığı icazet belgesinin faizle alakasının olmadığını bildiğiniz gibi...
“Kâr payı helal midir, haram mıdır” tartışmasında söz söylemek benim haddim değil...
Ama yapılanın, Diyanet’in hiçbir zaman “Haram” demediği kâr payına “Haram” dediğin iddia etmek olduğu açık...
Hani, farklı görüş serdedip “Faiz gibi kâr payı da haram” diyeni gördük... Hatta bazılarının dayanakları kuvvetliydi, biz de sorduk, nedir aslı?
Ama olmayan fetvayı varmış gibi göstererek “Helal”i “Haram” yapmak nedir?
Ahmet Taşgetiren buyursun söylesin; dinen hükmü nedir?
Bu işi yapan nasıl adlandırılır?
Sırf Erdoğan’dan beklediğinizi alamadığınız için düştüğünüz bu durum hiç mi acıtmıyor içinizi?
Daha ne olacak, hangi rezilliğe imza atılacak da “Bu kadarı da fazla” diyeceksiniz?







