• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI

Ciddiyim, şüpheleniyorum...

20 Haziran 2021


Halil Kışlacık İletişim: [email protected]

Ne AK Parti MHP’ye, ne MHP AK Parti’ye varlık noktasında muhtaç. Hani AK Parti’yi bilmem ama, ittifak bozulsa MHP’nin oyları bile artabilir.

Bu yüzden ben Millet İttifakı’nı, Cumhur İttifakı’ndan daha kavi görüyorum.

Millet İttifakı, belki fire verir ama, bana göre biraz zor dağılır...

Çünkü ittifak keyfi değil, zaruri...

CHP’yi ele alalım... Bir asırdır hiçbir serbest seçimden çıkamadılar. Mevcut halde, Altın Şafak Yunanistan’dan gelip ittifaka dahil olsa, ona bile iki bakanlık vaadedecek haldeler, HDP ne ki?

HDP’nin durumu daha vahim... “Terör sürsün de fazla maaş alalım” diyen paşaların devri sona erip, bir de FETÖ’cüler tasfiye edilince, PKK bitme noktasına geldi. Devlet de “Batı ne der” korkusunu -kısmen- üzerinden atınca, bunların vekil kisvelilerinin terörle bağlantılarına eyvallah etmemeye başladı... Neticede, devlete isyan etsin diye zulmettikleri Güneydoğu halkı huzur buldu, PKK’ya ve HDP’ye isyan etti. Ya bitecekler, ya da varlık sebepleri olarak gösterdikleri zulüm siyasetinin icracısı CHP ile ittifak yapacaklar.

İyi Parti mi?.. FETÖ’nün kumpaslarının Devlet Bahçeli’yi bitireceğine bel bağlayıp MHP’yi ele geçirme planları yaparken, kendilerini çok açık ettiler. Süreçten FETÖ ve ona bel bağlayanlar hezimetle, Devlet Bahçeli ise Anasol-M döneminde kaybettiği kredisini yeniden kazanarak çıktı. Sonunda ayrı parti kurmak zorunda kaldılar ve sol koluna HDP’nin girdiği CHP’nin sağ koluna girme utancına imza attılar.

Sıra geldi “dostlar”a...

Ahmet Davutoğlu... Başbakanlığı dönemini hem “Erdoğan bana ‘Başbakan ol ama başbakan gibi davranma’ dedi” sözleriyle anlatıyor, hem de aynı Erdoğan için “Beni korumadı” diyor. Erdoğan’ı işine karıştırmayacak kadar azamet ile Erdoğan’dan hamiyet bekleyecek kadar acziyeti aynı benlikte görünce, bugünkü durumu anlamak da kolaylaşıyor. 

Ali Babacan ise daha elle tutulur şeylerin peşinde... Abdullah Gül onu aldı, veliaht adayı olarak Erdoğan’a teslim etti ama o aynı Abdullah Gül’ün ihtiraslarının peşine takılıp böyle bir imkanı heba etti. Şimdi yapıp ettikleri, sadece kariyerini kurtarma çabası. 

Saadet Partisi’ni bilerek sona bıraktım...

Erdoğan düşmanlığında da, CHP etrafında birleşmede de, yukarıda saydıklarımın hepsinin en azından ya kişisel ya da ideolojik bir sebebi var...

Saadet’in bir sebebi yok...

Ben, sergilenen bunca çelişkiyi, mesela Allah’ın ayetlerine “Nefret dili” diyebilen hadsizlerle kol kola girebilecek noktalara savrulmayı, Erdoğan düşmanlığı ya da hırsla açıklayamıyorum...

Hadi buyrun, kendisini başörtüsü sebebiyle duruşmadan atan hakimi, kıyıp da (haşa) yollayamadığı cehenneme, Saadet tabanının sorduğu “Bir tarafta Erbakan Hoca’ya ömrü boyunca zulmedenler var, bir tarafta Erbakan Hoca’nın bütün projelerini tek tek hayata geçirenler. Biz niye zalimlerle birlikteyiz?” sorusuna cevap arıyor diye Oğuzhan Asiltürk’ü atmaya kalkan Zübeyde Kamalak’ı açıklayın...

Hani neredeyse “Birileri ‘Böyle söyleyeceksiniz’ diye tehdit ediyor da zorla mı söyletiyor” diyeceğim, o derece aklım almıyor...

Ciddiyim, şüpheleniyorum... 

Çünkü, mesela, “Kamalak’ların oğlu Furkan Kamalak, İyi Parti’de aktif görev yapan bir siyasetçiyken, neden Saadet’in içindeki tartışmalarda bu kadar ateşli bir taraf olarak yer alıyor” sorusunun da bir cevabı yok.

Hem “İstanbul İl Başkanı FETÖ’cü” diyen Ümit Özdağ’ı parti tüzüğünü okumadan kovmaya kalkan, sonra Özdağ mahkemede kararı iptal ettirince, 30 günde karar vermek zorunda olan mahkemenin 28 günde karar vermesini “Bu ne acele” diye Meral Akşener’e eleştirtip kadıncağızın yüzünü kızartan İyi Parti’nin hukukçu ekibinde yer al...

Diğer taraftan da, Saadet’te “CHP’ye mecbur muyuz” sorusunu soran Oğuzhan Asiltürk’ü hainlikle suçla...

 Başka biri yapsa “İttifakı koruyor” dersin, meselenin göbeğinde 17-25 Aralık darbe girişiminde gerçek yüzlerini gösterdiklerinden sonra bile teröristlerin kanalında, teröristlerin iftiralarını dillendiren ve o teröristlere karşı yürütülen mücadeleyi defalarca “Zulüm” olarak niteleyen kişinin ailesinden biri olunca, insan şüphelenmez mi?

Şimdi yine çıkar Mustafa Kamalak, “Ama siz de cemaat için böyle böyle yazmıştınız” der, 30 yıllık gazete tarihinden bula bula iki tane, ikisi de 17-25 Aralık darbe girişimi öncesi haber bulur, kendisinin 17-25 Aralık sonrasında 15 Temmuz’a kadar geçen sürede yaptıklarını savunur...

Biz ona bile “Yanlış yapmışız” diyoruz, 17-25 Aralık öncesi bile bunların gerçek yüzünü görememek bizim suçumuz” diyoruz...

Kamalak ise bugün bile hâlâ “AK Parti’yle ittifak olmaz çünkü vebali büyük” dediğinde “Nedir o vebal” diye sorarsanız, size ya FETÖ’nün iftiralarını tekrarlıyor ya da FETÖ’ye karşı yürütülen mücadeleyi vebal olarak gösteriyor.

Samimiyetini buradan hesaplayın...

Öbürlerinin ihtiraslarına ve düştükleri hallere “Siyaset” deyip geçiyorum da...

Vallahi, billahi üzülüyorum...

Yüzde iki buçuk oy alırken bile bir ağırlığı vardı bu partinin...

Erbakan Hoca’nın köşkünü viran ettiler...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aziz Metin

Ben de sizin aklınızdan veya bilerek gerçekleri saptıran birer kripto olduğunuzdan eminim. Zira, Ak(kara) Parti'nin içine düştüğü veya düşürdüğünüz yamalıklı bohça misali örtülü koalisyondan hiç mi dehşete düşmüyorsunuz? Yüzde 60'ın ğzerinde oy alan o AK PARTİ nerede, yüzde 20'lerde sürünen Akemehape netede?
  • Yanıtla

MUSTAFA

Doğru söze ne ilave edelim ki.?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23