Çekenden sorma, hekimden sor...

05 Mayıs 2019 Pazar

Nedir bu tıp profesyonellerinin maruz kaldığı “Bu işi ben de yaparım” küçümsemesi?

Başlığa aldığım atasözü aslında “Hekimden sorma, çekenden sor” diyor ama, çekende çare olsa, çekmezdi...

“Kişi kendinin doktorudur” diye de bir atasözümüz var mesela... “İnsan kendi vücudunu tanır” manasında söyleniyorsa tamam da, iş teşhis ve tedaviye gelince kimse kusura bakmasın. 

Uzman doktor olmak için hazırlık hariç 6 yıl üniversite okuyup, sonra da uzmanlığına göre 3-5 yıl arasında asistanlık yapmak gerekiyor. Tıp okumak da normal üniversite okumaya benzemez, ne gecen kalır ne gündüzün... Onun için, azıcık saygı duymak lazım... 

İşin mahkemeye düştüğünde nasıl “Kişi kendinin avukatıdır” demiyorsan, tedavi görecek kadar hastalandığında da “Ben kendimi tedavi ederim” demeyeceksin. Tedavi şartsa, doktora gideceksin...

Ne ediyorsak kendimiz ediyoruz... Tehdit büyüdükçe, panik arttıkça zihin daha basit tepki veriyor ya, sağlık gidince de sarılıyoruz “bildiğimiz yöntem”e...

Çok uzatmadan konuya girelim...

Türkiye’de geçen yıl, bilinçli antibiyotik kullanımı sayesinde 1.7 milyar dolar tasarruf edilmiş...

Rakamları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıkladı...

2011 trendiyle devam etse, 267 milyon kutu antibiyotik kullanılacağı hesaplanırken, rakam 166 milyona çekilmiş...

Yine de çok büyük bir rakam. Kişi başına neredeyse 2 kutu antibiyotik kullanılmış...

Antibiyotik kullanımında problem işin maddi boyutu değil. Sağlığı parayla satın alabilecek imkan olsa keşke... Mesele, farkında olmadan kendi başımıza açtığımız bela...

İnsan vücudunda ne kadar bakteri olduğuyla ilgili yıllardır bazı bilgiler dolaşır durur. Şu an verilen rakamlar yaklaşık 40 trilyon civarında... Eskiden her bir hücre için yaklaşık 10 bakteri olduğu söylenirdi ama, yeni verilen rakamlar o kadar yüksek değil, “Aynı sayıda olabilir” deniliyor bu aralar...

Tek bir çeşit değil, yaklaşık bin farklı bakteri türü bulunuyor insan vücudunda. Birbirleriyle ve vücudun temel sistemleriyle sürekli etkileşim halindeler. Bütün bu bakteri sistemine, “mikrobiyom” deniliyor... Ve bu mikrobiyomun dengesi bozulursa, vücuttaki sistemler de dengesizleşmeye başlıyor... 

En basit örneği, antibiyotik kullanımında bağırsakların bozulmasıdır. Antibiyotik işini yapmıştır ama sindirime faydalı bakterilere karşı yapmıştır bunu, bütün sistemi sarsmıştır...

Bütün canlılar, bitkisinden böceğine, memelisinden balığına, hepsi bakterilerle birlikte hayatta kalır. Toprak bile, bakteriler olmazsa kum olur, bitki yetiştiremez...

Lüzumsuz kullandığımız her antibiyotikle, hem vücudumuzdaki mikrobiyoma zarar veriyoruz, hem de daha dirençli bakterilerin üremesine sebep oluyoruz. 

Yan etkiler sebebiyle yaşanacak sıkıntıları da bir kenara koyun.

Antibiyotik bir dönem sadece tedavi için değil, gıda üretiminde de kullanılıyordu ki, işi iyice kontrolden çıkarıyordu bu durum. Neyse ki Türkiye’de 2005 yılından beri hayvan yeminde antibiyotik kullanmak yasak...

İnsanlara dönecek olursak, bilinçsiz antibiyotik kullanımıyla yararlı bakterileri öldürmek hem zararlı bakterilere alan açar, hem de kullanılan antibiyotik belli bir süre sonra o zararlı bakterilere etki etmeyeceği için, basit bir enfeksiyonun bile tedavisini zorlaştırır. 

Şu anda bile, belli bakteri türleri için belli antibiyotikler yazılıyor. Çünkü ya o antibiyotiğin o bakteriye etkisi yok ya da bakteri artık belli türde antibiyotiklere karşı direnç geliştirmiş durumda.

Ve piyasada belli sayıda antibiyotik türü bulunuyor. Penisilinin icadından sonra geçen 60 yıllık dönemde yeni sınıf bir çok antibiyotik bulundu fakat son 30 yıldır neredeyse yeni bir tür bulunamadı.

Bu da, bilinçsiz kullanımla bakterileri bütün antibiyotiklere dirençli hale getirirsek, tıbben neredeyse 100 yıl önceye döneceğimiz anlamına geliyor.

Yapmayın, kullanmayın... Doktorculuk oynamanın alemi yok, gidin aile hekiminize danışın...

Kendinizi düşünmüyorsanız, gelecek nesillerin başına açacağınız belayı düşünün...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AcilciAcilci1 ay önce
    Soğuk algınlığı ile acile gelen hastaya git evde dinlen antibiyotik senin hastalığını tedavi etmez diyoruz. Ertesi gün tekrar geliyor. Hocam ben antibiyotiksiz iyileşemiyorum diyor kendisinin doktoru olmuş insan. Ne anlatsan anlamıyorlar. Bir de ben MR tomografi çekilmek istiyorum diyenler var. Aklı başında olan laftan anlıyor. Ama şu kendini bilgili sanan cahiller başa bela.
  • Cevdet TokatCevdet Tokat1 ay önce
    Yarım imam dinden, yarım doktor candan eder. Tıp eğitimi veren kurumların dolu dolu sağlam hekim yetiştirmesi dileğiyle.(Bu anlamda olur olmaz her ile yetersiz tıp fakültelerii açmak bir faciadır).Güzel yazı. Teşekkürler Halil kardeş.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Kardeşim.
  • Cüneyt beyaz Cüneyt beyaz 1 ay önce
    Devlet hekimin arkasında dursa ,gereksiz ilaç masrafı daha azalır. Hastaya birşeyler anlatıyorsun ama o senden çok biliyormuş gibi davranıp üsteliyor,biryerden sonra yorulup vazgeciyoruz,fare zehiri gösterse bile yazayımda dırdır etmesin diyoruz
  • DoktorDoktor1 ay önce
    Akitle hiç hoşlaşmasamda hayret ettim ağzım açık kaldı, akitte böyle bir yazı ilk defa gördüm, yazar üşenmemiş duyduklarını yazmamış araştırmış azda olsa okumuş, eline beynine emeğine sağlık kışlacık!
  • ahmetahmet1 ay önce
    Ellerinize dilinize kaleminize sağlık olsun.

Günün Özeti