Bu virüs bunların yanında masum kalır...
Temelden başlamak lazım...
Virüsler, bildiğimiz hücre yapısına sahip olmayan ve tek başına metabolizma aktivitesi göstermeyen mikroorganizmalardır.
Aslında virüsleri “hücre parazitleri” olarak da tanımlayabiliriz.
Çoğalmak için muhakkak canlı bir hücreye ihtiyaç duyarlar.
Bir hücreye girdiklerinde kendilerini kopyalamaya başlar, kopyalar hücre dışına çıkarak yayılmaya devam ederler.
Türlerine göre, organizma dışında yaşama süreleri değişir. Çoğu birkaç dakika içinde, kimisi ise ancak günler sonrasında işlevsiz hale gelir.
Bulaşma yolları farklı olmakla birlikte, virüsler, türlerine göre, genellikle belirli bir organ ya da doku türüne yerleşme eğilimi gösterirler. Mesela hepatit virüsleri karaciğeri, kuduz virüsü sinir sistemini, HIV bağışıklık sistemini etkiler.
Çoğunlukla etkiledikleri doku ya da organı çalışmaz hale getirir ve yaygın enfeksiyon sebebiyle ölüme kadar varan tabloların gelişmesine sebep olurlar.
Kırım Kongo kanamalı ateşi de virüs kaynaklı bir hastalıktır, ebola da...
Yapılarına ve büyüklüklerine göre virüslerin birçok çeşidi vardır...
En son ülkemizde de görülmeye başlayan koronavirüs ailesi aslında çok geniş... Basit nezleden ölümcül SARS’a kadar birçok hastalığa sebep olabiliyor.
Bu seferki virüs solunum sistemini etkiliyor.
Vakaların çoğunda bilindik solunum yolu enfeksiyonu şeklinde seyrediyor ve hastalar çok ciddi sıkıntı yaşamadan iyileşiyor.
Fakat risk grubu için ölümcül olabiliyor.
Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu 60 yaş üstü ve kronik hastalığı olan insanlar.
Bulaşma şekli grip ile benzer, damlacık yolunu kullanıyor. Solunum yolundan dışarı çıkan virüsler belirli bir süre havada asılı kalabiliyor, yine solunum yoluyla yeni hastanın vücuduna girebiliyor. Ya da bu damlacıkların konduğu yerlere temas sonrası bulaşma gerçekleşebiliyor. Vücut sıvılarına temas da bir başka bulaşma yöntemi.
Bu kadar bilgi, virüsün nasıl çalıştığını ve ne yaptığını anlamamız için yeterlidir sanırım.
•
Böyle musibetler bazen, içimizdeki insanlıktan çıkmışları da bize göstermesi açısından da ibretlik olabiliyor.
Talep artınca fahiş zam yapan kansızlardan bahsetmiyorum... Darbe gecesi yarım kiloluk bulgura 40 lira etiket koyan, deprem bölgesinde 20 liralık battaniyeyi 120 liraya satan adamlara hâlâ esnaflık yaptırıyorsak, hakediyoruz demektir...
Asıl ruh hastaları başka...
Sosyal medyada, “Muhafazakar kesimin yaş ortalaması ve ibadethanelerin kapatılmaması sebebiyle, virüs AKP’nin kaderini değiştirebilir” yazmış biri...
Bir başkası, muhalif kimliğine rağmen, hükümetin süreci iyi yönettiğini düşündüğünü söylemiş, buyrun altına gelen yorum:
“Salak sürüsüsünüz ***, AKP herhangi bir şeyi olumlu yürütebilir mi?”
Siz söyleyin, virüs taşıyanlar mı daha tehlikeli, bu yorumları yapabilen beyni taşıyanlar mı?







