• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
30 Aralık 2018

Ben senin derdini çekemem gönül!

Böyle giriyordu sahneye Metin Akpınar’ın canlandırdığı, “Deliler”in 743 defa taşınmaktan aklını oynatmış “Yolcu Abbas”ı...

“Deli gönül gezer gezer gelirsin

Arı gibi her çiçekten alırsın

Nerede güzel görsen orda kalırsın

Ben senin derdini çekemem gönül!”

Şimdi... Meselenin “Cumhurbaşkanı’na hakaret, tehdit” gibi kısımları adliyeye intikal etti... O işin yeterince takipçisi olduğu için, ben o kısmıyla ilgilenmeyeceğim. 

Sadece Metin Akpınar’ın Şubat ayında Posta’dan Alev Gürsoy Cimin’e verdiği röportajda sarfettiği “Desturlu olmak koşuluyla her şeyin söylenebileceği kanaatini hâlâ taşıyorum. Hakaret içermeyen, silah gibi kullanılmayan sözcükler her zaman, her yerde, herkes için söylenmeli” sözünü hatırlatıp, 15 Temmuz’u yaşamış bir ülkede“ayaktan asmak, mahzende zehirlemek”ten bahsetmenin ne kadar “desturlu” olduğunu sorup bırakacağım... 

Benim ilgimi daha çok Metin Akpınar’ı tedirgin eden gergedanlar çekti... 

“Bizim ülkemizde artarak çoğalan bir gergedan soyu var” denirken kim kastediliyor?

Konuşmanın devamında da şöyle açılıyor bu benzetme: “Şimdi bizde de gergedanlar yalnız faşizmin ayak seslerini anlatan postallı gergedanlar değil, kökten dincilik gergedanları ve etnik kimlik ayrımcı gergedanlar ve onların bazı kollarıyla müthiş bir gergedan nesli büyüdü. Kargaşayı da, popülasyonu da (galiba “Popülizm” kastediliyor, bilemedim), bölünmeyi de, polarizasyonu da maalesef bunlar yapıyor.”

Hani meşhur misalde cami bahçesinde Müslüman döven Yahudi bağırıyormuş ya “Yetişin, bu Müslüman beni dövüyor” diye... Bu da biraz buna benzedi... Metin Akpınar, gergedanlar tarafından kovalanmak istemediğini söylüyor ve bunu en olmayacak yerde, Halk TV’de yapıyor.

Eğer mesele “gergedan”ın birini kovalaması ise, kimin kimi kovaladığına bir bakalım...

Mesela bu ülkede “Cumhuriyet Mitingleri” ile kim kovalanmak istendi? Yaşını başını almış profesörler “Ordu göreve” pankartları ile kimi kovalamaya çalıştı? Adının önünde koskoca “Anayasa Hukuku Profesörü” yazan adam, “Meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz” diye darbeyi planlama aşamasındayken eline yüzüne bulaştıranlardan şikayetçi olurken, kimi kovalamak istiyordu?

AK Parti’ye açılan kapatma davası, bir gergeden kovalamacası değil miydi?

Peki ya Gezi olayları? Aslında günlük hayatlarıyla ilgili hiçbir talebi olmayan, tek derdi hükümetin düşmesi olan insanlar kimi kovalamak için çıkmıştı sokağa?

17-25 Aralık’ta kim kovalandı?

En son 15 Temmuz’da giriştiler bu kovalama seansına ama iş değişti, “Bu sefer kesin yakalayıp çiğneriz” diye yola çıkanlar millet tarafından kovalandı...

Gergedanlar koşturdukça, bu Halk TV bayram ekranına çevirmedi mi yayınlarını? 

Peki Türkiye’de gergedan nesli tükendi mi?

Hem evet, hem de hayır...

Gerçekten gergedanlık yapacak olanlar artık yok. Ama kendini gergedan zannedenler hâlâ ortalıkta geziyor...

Birileri çıkıp, bu ülkedeki seçmenin yarısından oy almış adama “Haddini bil” diye parmak sallayabiliyor... Bu adam “gergedan” değil, çapı yetmez adam kovalamaya ama kendini gergedan zannediyor işte...

Biz bunları “bir delinin atıp tutması” değil de ciddi bir tehdit olarak algıladığımız sürece de, bu türün nesli tükenmez...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23