• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
10 Ekim 2018

Asıl sen yol açtın o felakete!

Olay daha sıcakken belki biraz sert bir yazı olacak ama, birilerinin de bunları söylemesi gerekiyor... 

Atlayanlar için hatırlatalım, geçen hafta yine garip bir mesele düştü gündeme...

Hürriyet’in haberi şöyle: “Şiddete yönlendiren ve gençler arasında büyük ilgi gören bilgisayar savaş oyunları bir felakete daha yol açtı. Ö.F.K. ve K.İ. adlı liseli gençlerin, internetten satın aldıkları pompalı tüfekle parktaki oyunları sonucu 1 kadın yaralandı. Ardından aralarında çıkan tartışmada K.İ., önce arkadaşını, sonra da kendini öldürdü. (...)

Sosyal medya hesapları kullanmayan, fotoğraf çektirmeyi sevmeyen, arkadaş ortamına çok fazla girmeyen Ö.F.K. ve K.İ.’nin, buluştuklarında genelde savaş oyunları oynadıkları belirlendi.”

Baştan söylüyorum, olaya böyle yaklaşmak, meseleyi bağlamından kopartıp çözüm üretilmesinin önüne geçmekten başka hiçbir işe yaramıyor...

Şimdi bu felakete bilgisayar oyunları mı yol açtı?

Ya da sadece bu çocuklara internetten silah satanlar mı suçlu?

Tamam, bu ikisinin hiç etkisi yok demek mümkün değil, özellikle silah temin etmek bu kadar kolay olmamalı.

Ama kimse kusura bakmasın, sorumluluk önce ailenin.

Çocuğunda bir kişilik bozukluğu varsa, önce sen farkına varacaksın. Çocuğun toplum için ve kendisi için bir tehlike arz etme noktasına doğru gidiyorsa, onu sen durduracaksın.

“Karnını doyuruyorum, yatacak yer veriyorum, giydiriyorum, okutuyorum, cebine harçlığını koyuyorum, e daha ne yapayım?” mantığında isen, zaten o çocuğu çoktan kaybettin demektir...

İnsan iyi ve kötüyü doğuştan bilerek gelmez dünyaya... Biz önceden gelenler, bizden öncekiler bize ne öğretmişse, bizden sonra gelenlere aktarırız... Hayvanlar bile yavrularına neyin iyi, neyin kötü olduğunu öğretir...

Bugünün medyası, çocukları insanlar için bir yük gibi göstermeyi, “ben” odaklı bir hayat yaşamayı pompalıyor, sonra “Oyunlar felakete sebep oldu...” diye haber yapıyor... Hayır, sen daha fazla sebep oldun o felakete... Anne ve babadan gelecek eğitimi reddetmelerini öğrettin... Asi olmayı matah bir şeymiş gibi gösterdin... İnsanları mutluluğun parada, kadın ya da erkek bedeninde, şan şöhrette, makamda, güzellikte, bilek gücünde olduğuna inandırdın; kimseye “Mutluluk ailededir, çocuktadır” demedin... Toplumu bu hale sen getirdin...

Hiç kimsenin, çocuğundan daha öncelikli meseleleri olamaz... 

Kimseye “İşi gücü bırakın, günün 24 saati çocuğunuzla ilgilenin” demiyorum elbette, ama siz ona öğretmezseniz neyin iyi neyin kötü olduğunu, o kendi iyilerini ve kötülerini öğreneceği başka yerler mutlaka bulur. Siz onunla ilgilenmezseniz, o kendisiyle ilgilenecek birilerini bulur. Sizi büyüğü olarak kabul etmezse, başkalarını eder... Size özenmezse, başkalarına özenir.

Tamam, dünyada bin bir türlü sıkıntı var ama, insanın kendi evladı için özenilecek, sözü dinlenilecek bir kişi olması da bu kadar mı zor?

Bu köşede bunu kaçıncı kez yazdığımı inanın unuttum. Aile çocuğuyla ilgilenmiyorsa, o çocuktan her melaneti bekleyin. Bu illa biyolojik anne baba olmak zorunda değil, hatta anne baba olmak zorunda da değil... Yetiştirme yurtlarından ne pırlantalar çıkıyor...

Son söz: çocuğunuzla oturup iki kelam etmiyorsanız, yaptıkları da sizi üzmesin...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23