• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı
TÜM YAZILARI
29 Temmuz 2019

Suriye’de savaş bugün 3 bin 57’nci gününde!

Suriyeli bir grup “Türkler defolsun” yazılı pankartla eylem yapmış. 

Suriyeliler Saraçhane Parkı’nda toplu açıklamada bulunmuş.

Suriye’nin plajları güneş altında şortlarıyla nargile içenlerle doluymuş.

Ülkesi savaşta ama Suriyeliler ülkemizde nargile tüttürüyor!

Suriyelinin biri Türk polisimize “kafalarını keseceğim” demiş!

Yukarıya aklıma gelen ilk beş cümleyi yazdım. Bunların tamamı bazı haber sitelerinde manşet oldu ve uzun uzun haberler yapıldı. Bunları okuyanlar Suriyelilerden “nefret etmeye” yahut önyargılı olmaya başladı.

 Hollandalı vekil Wilders’in “Türkler (Avrupa’dan) defolsun” sözü o vekilin fotosu ve ismiyle pankarta yazılıp bunun yanlışlığı vurgulanmış. Ama haberi yapanlar “fotoyu ve ismi” kapatıp, sadece “Türkler defolsun” kısmını göstermiş. Pankartı elinde tutan Türk arkadaşa da “Suriyeli” denilip kurgu tamamlanmış. Saraçhane’de Suriyeliler toplanmadı; “Mazlumlar kardeşimizdir” diyen Türk sivil toplum kuruluşları toplandı.

Bütün Suriyeliler mazlumdan yana mı? Esad yanlısı Suriyeliler plaja da gider Suriye’de de yaşar. Türkiye’de halkın üzerine helikopterlerden ateş açanlar Türk değil miydi? Türkler asildir, mazlumu korurlar, haksızlığa karşı direnirler. Ama bütün Türkler aynı mı? 10 tane Esad yanlısı Suriyeli; Taksim’e çıkıp “Kahrolsun Türkler” deyip alçaklık yaparsa hemen gaza gelip tüm Suriyelileri mi suçlayacağız?

Nargile kafede gördüğü herkesi Suriyeli sananlar var. Bu iş böyle giderse “Şuna bak, ülkeleri savaşta ama Suriyeliler pazardan alışveriş yapıyor” noktasına gelecek.

Suriyeli vatandaşın karısına laf atmışlar. Çok acı bir durum! Bu olay insanı öfkelendirir ve kedere boğar. İnsan namusunu koruyamamanın acısıyla kafayı yer! İşte Suriyeli vatandaş da “Kafayı yiyeceğim” demeye çalışıyor ama Türkçesi yeterli olmadığı için “kafayı keseceğim” deyiveriyor. Sen misin bunu diyen? Hem karısına laf atılmış, hem de yanlış kelimeden dolayı linç ediliyor! Allah’a sığınmaktan başka çaresi yok! Biz güçlü de olsak zayıf da olsak her an Allah’a sığınan insanlarız! Yani “sığındığı makam” aynı olan insanlarız!

Şu konuda anlaşalım: Ülkemizdeki Suriyelilerin dönmesi için gerekli uygulamalar yapılmalıdır. Suriye’de savaşın bitmesi, en azından şimdilik güvenli bölgeler oluşturulması gerekir. İnsanların barınma, gıda, sağlık, eğitim ihtiyaçlarının karşılanacağı Suriye içindeki güvenli alanlar Türkiye’nin öncülüğünde “uluslararası koruma” altında olmalıdır.

Zaten daha fazla Suriyelinin gelmesi “savaşın acımasızca sürdüğünü” gösterir. Arzu edilen durum “daha fazla gelinmesi” değil insani yaşama uygun güvenli bölgeler oluşturulması ve nihayetinde savaşın bitmesidir.

“Suriyelilerin dönmesi için gerekli önlemler alınmalı” demek başka “Suriyelileri istemiyoruz” demek başkadır. ALTINI ÇİZEREK SÖYLÜYORUM: TÜRKİYE’Yİ KARIŞTIRMAK İSTEYENLERİN SURİYELİLER İLE İLGİLİ “YALAN HABERLERİNE” VE “ALGI YÖNETİMLERİNE” HEMEN İNANMAYIN!

Allah’a hamdolsun ki Türk ile Kürt’ün kardeşliğini bozamadılar. Şimdi denklemi başa sarıp Türk-Kürt ile Suriyelileri çatıştırmaya kalkıyorlar. Bu oyuna gelmeyin!

 “SURİYE’DE SAVAŞ NASIL BİTECEK?”

Suriye’de savaş bugün 3 bin 57’nci gününde ve 15 Mart 2011’de başlayan çatışmalar 9. senesinde devam ediyor. Hiç kimse “Ne zaman biter?” sorusunu bile sormuyor ve sanki herkes bir “sürpriz” bekliyor.

Batı hem öldürüyor hem de bunun istatistiklerini “insan hakları raporları” adı altında belgeliyor. İstatistikler birer rakam ve bu bile çok fazla! 8 yılda öldürülen “sivil sayısı” 500 bini geçmiş durumda ve bu sadece belgelendirilen sayı! Gerçek sayı tam olarak bilinmiyor. 1 milyon 500 bin kişi kalıcı engellerle yaşamaya mahkûm oldu. 6 milyon 600 bin kişi Suriye içinde evlerinden oldu, 5 milyon 600 bin kişi evini terk edip Suriye’den kaçtı. Toplam 12 milyon 200 bin kişi evinde artık yok! Sadece insanlar değil “kaynaklar” da vuruldu. 330 sağlık kuruluşu 492 saldırıya uğradı ki bunlar yine “belgeli” olanlar. Ülkenin tarih mirasları yer ile yeksan edildi. İşkence ile öldürülenler, namusuna el uzatılıp kahrından aklını kaybedenler, kimyasal silahlarla acı çekerek ölenler, açlık ve susuzluktan ölenler ve daha niceleri!

Türkiye’nin girdiği bölgelerde “huzur” var, “insanlık” var. Türkiye güçlendikçe Suriye’de güvenli bölge alanı da büyüyecektir. O vakte dek Suriyelilere karşı şefkatli olacağız, suç işleyen varsa da gereğini yapıp hukuki cezayı vereceğiz. Suçluyu suçsuzu birbirine karıştırmayacağız. 

Kâbe’nin bile fiili işgal altında olduğu dünyada Müslümanların boşa geçirecek vakti yok! “Türkiye son kale” diyorduk ya! Bu söz dibine kadar gerçek!

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23