Sırbistan’da serbest, Kosova’da yasak!
Sırbistan’da serbest, Kosova’da yasak!
Ayhan Demir
2008 yılında bağımsızlığını ilan eden Kosova Cumhuriyeti, Avrupa’nın en genç nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Ülke nüfusunun neredeyse yüzde 30’u, 15 yaş altı gençlerden oluşuyor. Kosova’nın bu potansiyeli, birçok Batılı ülkenin iştahını kabartıyor. Batılılar, Kosova’yı, gayri ahlaki işlerin merkezi haline getirmek istiyor.
Bir örnek: CIA destekli ‘National Endowment for Democracy’ tarafından finanse ve organize edilen ‘Kosova 2.0’ isimli dergi, başkent Priştine’de stant açarak derginin tanıtımını yapmayı, seks konferansı, seks filmi gösterimi ve seks partisi düzenlemeyi planlıyorlardı. Fakat Kosovalı Müslümanlar, bu ahlaksızlığa dur dediler.
Dönemin ABD ve AB temsilcileri, bu sapkınlığa destek verip, Kosovalı Müslümanları kınadılar. Dönemin Kosova Başbakanı Hashim Thaçi de benzer açıklamalarda bulundu. Kosova anayasası ve yasalarının; her vatandaşa ifade özgürlüğü hakkını tanıdığını, hiçbir vatandaşın etnik, cinsiyet, din veya cinsel yönelim temelinde ayrımcılığa uğramamasını sağladığını vurgulayarak, “Modern ve demokratik bir ülkede bunların yeri yok” demişti.
Bu örneği boşuna vermedim. Eşcinsellere bu denli özgür bir ortam sağlayan Kosova Cumhuriyeti, Müslüman kızların başörtülü olarak okula gitmelerini engelliyor.
Eylül 2007’de üç lise öğrencisi, başörtüleri sebebiyle, okullarından uzaklaştırıldılar. Okul müdürünün savunması ise hayli ilginçti: “Bugün okulda iki kişiler. Şimdi izin verirsek, yarın, 200 kişi olurlar.”
Kosova halkından gelen tepkiler neticesinde, başörtüsü yasağı, bir dönem uygulanmadı. Ancak Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı idari yönergede bir değişiklik yaparak, kamu kurumları ve okullarında, başörtüsünü resmen yasakladı.
Haziran 2013’de dönemin başbakanı Hashim Thaçi, Adalet Partisi Milletvekili Amir Ahmeti’nin yoğun gayretleri neticesinde, dini özgürlükler ile ilgili bir komisyon kurulması talimatı verdi. Ancak bu girişimden hiçbir netice elde edilemedi. Dönemin Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga’nın, aynı günlerde dile getirdiği şu ifadeler, neden netice alınamadığının açık bir izahıdır: “Devlet okullarında başörtüsüne izin verilemez, verilmeyecektir. Kosova laik bir ülkedir.”
2014 yılında dönemin Adalet Partisi-PD lideri Ferid Agani, Kosova Demokratik Partisi-PDK lideri Hashim Thaçi ile gerçekleştirdikleri seçim ittifakında başörtüsü yasağının kaldırılmasını şart koştu. Seçimler geldi geçti, ama başörtüsü yasağı olduğu yerde kaldı.
Başbakan Albin Kurti, 2017 yılında düzenlenen bir mitingde yaptığı konuşmada, “Başörtüsü yasağına karşıyız” diyerek, partisinin “İslamofobi ile mücadele edeceğini” ifade etmişti. Ancak Kosova halkının çok büyük umutlar besleyerek tek başına iktidara getirdiği, Kendin Karar Al Hareketi de başörtüsü yasağını kaldırma konusunda hiçbir adım atmadı, atmıyor. Kosova Başbakanı Albin Kurti, sapkınların yürüyüşlerine katılıyor, sapkın evliliklere izin veren yasa tekliflerini meclise getiriyor ama konu başörtüsüne gelince, sus pus oluyor.
Tam aksine: Albin Kurti hükümetinin Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanı Arberie Nagavci, bir açıklamasında, okullarda başörtüsünü yasaklayan yönerge maddesinin yürürlükte kalacağını söylemişti.
Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani de bu konuda net bir yorum yapmaktan kaçınıyor. “Haklarının ihlal edildiğini düşünen herkesin Anayasa Mahkemesi’ne varıncaya kadar tüm adalet mercilerine başvuruda bulunmaları gerektiğini” ifade ederek topu taca atıyor.
Hal böyle olunca, sorular şu şekilde oluyor: Kosova, Sırbistan kadar olamıyor mu? Başörtüsü en temel insan hakkı değil mi? En azından eşcinsellik kadar, savunulmayı hak etmiyor mu? Madem başörtüsüne düşman olacaktınız: Adem Jashari ve binlerce Kosovalı Müslüman ne için şehit düştü? Ne için Sırbistan’dan ayrıldınız?
Dönemin Kosova Akademik Bilimler Başkanı Recep İsmaili’nin şu sözleri, aslında, bağımsızlığın neyin karşılığı olarak verildiğini açıkça ortaya koyuyor: “Yıllarca laik devlet inşasına uğraştık. Din, sadece bağımsızlık talebimize değil, Kosova’nın aşırı İslami bir ülke olarak algılanmasıyla, imajımıza ve topluma zarar veriyor.”
Her şeye rağmen, ümit varız. Kosovalı cesur liderler, tıpkı ülkemizde olduğu gibi, bir gün mutlaka, doğru cevabı verecek ve gereğini yerine getirecektir.
Yazımızı, darısı diğerlerinin başına diyerek, Yargıtay Mahkemesi’nin yasakçı kararına tepki gösteren tek Türk siyasetçi olan Yenilikçi Türk Hareket Partisi-YTHP lideri Ertan Simitçi’nin sosyal medya açıklamasıyla noktalayalım:
“Kosova’da ilk ve ortaokullarda ve liselerde okuyan kız öğrencilerin başörtüsü takmalarını kısıtlayan İdari Talimat’ın, Yargıtay Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı olmadığına hükmedilmesi, temel hak ve özgürlükler açısından ciddi bir geriye gidiş anlamına gelmektedir.
Mahkeme, başörtüsünü inanç ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmeksizin, yalnızca bir dini kıyafet olarak nitelendirmiş ve bu doğrultuda idari kısıtlamayı anayasaya uygun bulmuştur. Oysa bu karar, en başta kişilik haklarına, din ve vicdan özgürlüğüne ve ifade özgürlüğüne açıkça aykırıdır.
Başörtüsü, bir dini sembol değil, kadınların ve kız çocuklarının tercih ettiği bir giysidir. Bu nedenle, Eğitim Bakanlığı vakit kaybetmeden söz konusu idari talimatın ilgili maddesini yeniden düzenlemeli ve öğrencilerin eğitim hakkını kısıtlayan bu uygulamayı ortadan kaldırmalıdır. Aksi halde başörtüsü konusu farklı kesimlerce siyasileştirilme tehlikesiyle bir sorun haline getirilebilir. Toplum içerisinde yeni tartışmalara sebep olmadan, ilgili kurumlar bu konuda gereğini yapmalıdır.”