Yabancı Cumhurbaşkanının Şoförü Türk Cumhurbaşkanından Daha İyi Korunuyor
Cumhurbaşkanının ABD ziyareti sırasında da görüldü ki, Türkiye’nin ifade özgürlüğü seviyesi Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile ilgili uygulamalara bakılarak değerlendiriliyor.
İçerde de durum aşağı yukarı aynı. Cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarının, ifade özgürlüğünün önünü kapattığı, Cumhurbaşkanının toplumun geriye kalanından farklı şekilde koruma altına alındığı zannediliyor.
Eleştirileri duyup ta olan bitenden haberiniz yoksa, Türkiye’nin devlet sisteminin Tayyip Erdoğan’ı dokunulmaz ve eleştirilmez hale getirmek üzere örgütlendiğini ve hukuk sisteminin tek amacının Tayyip Erdoğan’ı korumak olduğunu sanırsınız.
Cumhurbaşkanı da batıda devlet başkanlarına karşı işlenen suçlara uygulanan müeyyideleri göstererek örneklerle karşılaştırmalı olarak konuyu açıklamaya çalıştığına göre demek ki bu suçlamalardan belli ölçüde etkilenmiş.
Evet batıda, devletin şahsiyetini temsil ettiği kabul edilen devlet başkanı, cumhurbaşkanı veya monarşik liderlerin korunması için özel düzenlemeler var. Hatta bazı düzenlemeler, devlet başkanı veya monarşik liderlere tanrısal misyonlar da yüklendiğini çağrıştırıyor.
Bizde aslında durum tam tersi. Bizim hukuk sistemimizde Cumhurbaşkanına hakaret suçları, genel hakaret suçlarına göre ağırlaştırılmamış, hafifletilmiştir.
Ak Parti kökenli Cumhurbaşkanları döneminde de, Cumhurbaşkanlarının korunması konusunda hiçbir ek düzenleme yapılmamış.
Yeni Türk Ceza Kanunu, bu günkü haliyle kabul edildiği 26.09.2004 tarihinde, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’di. Kanunun, o zamanlarda mecliste bulunan iki parti olan Ak Parti ve CHP ittifakı ile geçtiğini hatırlıyorum.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesine göre Cumhurbaşkanına hakaret eden kimse bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanı’nın iznine bağlıdır.
Bu suçun yabancı devlet başkanına karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza Türk Ceza Kanunu’nun 340. Maddesine göre sekizde biri oranında artırılır.
Aynı eylemi Obama’ya karşı yaparsanız, Tayyip Erdoğan’a karşı yaptığınızda sekizde bir fazla ceza alırsınız.
Türk Ceza Kanunu’nun 125/3. Maddesine göre Cumhurbaşkanının şoförüne hakaret ederseniz cezası bir yıldan iki yıla kadar hapistir.
Soruşturulması için hiçbir yerden izin alınmasına da gerek bulunmamaktadır.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunda da, cumhurbaşkanının şoförüne hakaret suçunda da cezanın alt sınırı bir yıldır. Eğer yabancı devlet başkanına karşı bu suçu işlerseniz verilecek ceza sekizde bir daha ağır olur.
Çok garip bir şekilde Cumhurbaşkanına hakaret suçunda, suçtan zarar gören cumhurbaşkanının başvurusu ceza davası açılması için yetmemekte, ayrıca adalet bakanının izin vermesi gerekmektedir.
Olur ya, adalet bakanı ile cumhurbaşkanı uyumlu olmasa, cumhurbaşkanına hakaret bir anlamda serbest hale gelmektedir.
Yani benim babam, kendisine hakaret edildiğinde bunu şikayet ederek ceza soruşturmasını başlatma hakkına sahiptir.
Cumhurbaşkanının şoförüne hakaret edilse, şoförün hiçbir başvuru yapmasına gerek olmadan savcılar harekete geçerek hakaret edenin cezalandırılması için dava açmak zorundadır.
Yabancı devlet başkanına hakaret edilse, yine hiçbir başvuru ve izin gerekmeden savcılar harekete geçerek işlem yapmak zorundadır.
Ama iş Türk Cumhurbaşkanına gelince, diğerleri gibi savcılar doğrudan dava açamaz, hatta cumhurbaşkanının şikâyetinin de bir önemi yoktur. Adalet bakanı izin vermezse dava açılamayacak.
Bu durum bir defa Cumhurbaşkanı aleyhine büyük bir adaletsizlik yaratıyor.
İkincisi ceza hukukunun evrensel ilkelerine de aykırı.
Suçtan zarar gören cumhurbaşkanının başvurusunun bir önemi yok. Suç için dava açılması, suç ile bir ilişiklisi olamayan yani suçtan zarar görmeyen, anayasaya göre yargılama görevi bulunmayan ve hatta yargılama konusunda yetki kullanması suç olan adalet bakanının izine tabi tutulmuş. Adalet bakanı talimat vermeden dava açılamıyor. Şu anda Adalet bakanı bu konuda olumsuz bir tavır içinde değil. Ama bir başka zaman cumhurbaşkanı ile adalet bakanı arasındaki uyum bozulduğunda olacakları düşünün.
Bu tabloya rağmen, bir de sistem otoriterleşiyor ve Tayyip Erdoğan’ı korumak esası üzerinden çalışıyor demiyorlar mı?
Allah akıl fikir versin ne diyeyim.


