Ütopya ile paranoya arasında digital devrim
Digitalizmin ortasındayız. Varacağımız nihai noktayı kestiremiyoruz ama daha başlangıç aşamalarında olduğumuz konusunda fikir birliği var.
İnsansız sistemler, insana entegre sistemler her gün hayatımıza daha fazla giriyor.
Ütopyalar var. Akıl sınırlarını zorlayan. Diğer tarafta da ütopya ile orantılı bir paranoya var. Orada akıl diye bir sınır nerdeyse kalmamış. Bunların hiçbirine gerek yok. Şundan emin olun insan eliyle üretilen hiçbir şey, Yaradan’ın kudreti ile yarışamaz.
İnsanoğlu alışkın olmadığı şeylerden korku duyuyor. Hâlbuki adına keşif dediğiniz her şey, neticede eşyanın tabiatında bulunan bir sırrın farkına varılmasından ibarettir. Bizim onu yeni fark etmemiz, daha önce olmadığı anlamına gelmez. Archimedes suyun kaldırma kuvvetini fark etmeden önce suyun kaldırma kuvveti yok muydu? Newton yer çekimi kuvvetini fark etmeden önce yer çekimi yok muydu?
Her yenilik, hayatımızı tehlikeye atacak değişiklikleri getireceğinden korkanlar var.
İnsanlık tarihi ilk defa mı yeniliklere şahit oluyor. Şundan emin olun. Yay ve okun bulunması, en az kıtalar arası füze kadar önemli bir olaydır aslında. Düşünsenize tarihte ilk defa temas mesafesinden uzak bir noktadan saldırı kapasitesi geliştirildiğinde hissedilen dehşeti düşünün. Ama her türlü sırrın sahibi olan Yaradan, insan fıtratını ayakta tutmuş insanlık kendisi için açılan yolda yürümüştür.
Bakın dünya kendi hafif eğik ekseni etrafında saatte ortalama 1800 km hızla dönerken, aynı zamanda güneşin etrafındaki yörüngesinde saatte ortalama 110.000 km hızla gidiyor. Giderken de bir takım pozisyon değişiklikleri de yapıyor. Bu dönüşte kendisine eşlik eden Ay var. Dünyanın yörünge merkezindeki güneş, kendisine tabi olan gezegenlerle ve kendisine benzeyen milyarlarca sistem ile birlikte Samanyolu Galaksi merkezinin etrafında dönüyor. Diğer galaksilerle birlikte baktığınızda denizlerdeki kumların sayısından daha fazla gök cismi, milyarlarca yıldan bu yana muazzam bir hızla ve hiçbiri milim şaşmadan dönüyor. Üstelik bunlar sadece bildiklerimiz.
Şimdi bu kadar muazzam bir gücün, dünyanın bütün insanları bir araya gelse bile yapabileceklerinin toplamı neye karşılık gelir ki?
Bırakın hayatı en küçük bir canlıyı bile yok edemezler. Hayatın bir sahibi var. O kadar kolay değil o işler. Dünya tarihinde büyük felaketler elbette yaşanmıştır. Ama hiç bir felaket, yaratıcının hikmetine galip gelememiştir.
Şundan emin olun. Çiplerle bırakın insanı, ineği bile yönetemezler.
Digital dönüşüm ile takip kapasitesi gelişecektir. Şundan da emin olun takipten kaçma ve kurtulma kapasitesi de gelişecektir. Toplamda değişen hiçbir şey olmaz.
Cinsiyetsiz toplum, ahlaksız toplum gibi paranoyalar hiçbir zaman galip gelememiş muhakkak fıtrat her zaman galip gelmiştir. Tarihte bu sapıklıkların çok yaygınlaştığı dönemler de olmuştur. Şunu da net olarak söyleyeyim insanlığın genel ahlaki seviyesi ve fıtrata bağlılığı kesinlikle giderek bozulmuyor giderek düzeliyor. Marjinal örnekler sanki toplumu kaplamış gibi paranoyalara hiç gerek yok. Marjinaller tarihin her döneninde olmuştur. İletişim araçları geliştiği için daha fark edilir olmuş olabilirler. Ama bu sapıklıkların giderek daha da yaygınlaştığını kim söylüyorsa kesinlikle doğru söylemiyor.
Bir bilimsel çalışma yapmış değilim. Ama Pandemi dönemindeki fırsatı kullanıp, son altı ayda Türkiye’nin değişik yerlerinden yaklaşık üç yüz kişi ile teker teker konuşarak, ahlaki temayüllerin gidişatı ile ilgili gözlemlerini sordum. Hiç kimse kendi çevresinde bu ahlaksızlıkların yaygınlaştığına dair bir gözleme sahip değil. Nereden çıkıyor peki bu paranoyalar.
Hiç merak etmeyin. Hiçbir teknolojik icat hayatınızı tehdit edemez. İnsanlık asla fıtratın tersi bir gidiş üzerinde mutabık kalamaz. Yaratıcı iradeye asla galip gelemez.
O bakımdan her şey bozuluyor diye korkulara kapılmanıza hiç gerek yok.
Fıtratı hiç kimse bozamaz. Bozulanlar elbette olur ama büyük çoğunluk her zaman fıtrat ekseninde kalır.
Her türlü teknolojik icadı iyiye kullanan da olacaktır kötüye kullanan da. Her konfor bir sorun oluşturacak. Her sorun bir çözüm bulacaktır. Toplamda değişen hiç bir şey olmaz. Emin olun her seferinde iyiler galip gelecektir.
Hiç strese girmeye gerek yok. Sırtınızı Yaradan’a dayayın ve hayatın keyfini çıkarın.


