Tarih bizi böyle yazacak
Tarih bizim mazlumlara sırtımızı döndüğümüzü yazmayacak. Gözü yaşlı, boynu bükük çaresiz kim varsa kollarımızı ve gönlümüzü sonuna kadar açtığımızı yazacak tarih.
Dünyanın neresinde bir mazlum varsa umudu olan ve dünyanın neresinde bir zalim varsa da onun korkusu olan bir Türkiye var.
Yaşlı dünyanın çatırdayan iskeleti çöküyor. Yarım bin yıla dayanan küresel sömürü sistemi artık limitlerini tüketti. Endülüs’ün işgali ile başlayan okyanus ötesindeki dünyanın keşfi ile hızlanan vahşet ve sömürü düzeninin paslanmış çarklarının ömrü tükeniyor.
İnsanlığın son beş yüz yılı insanlık tarihinin en utanılacak dönemi oldu. Avrupa’dan başlayan vahşet, Amerika kıtasında klonlandı ve okyanusun iki yakasını tutan insanlıktan nasibini almamış bir tarihe dönüştü.
Değer yargılarının yerini stratejiler aldı. Bugün küresel sistemin ikide bir temelinden değişen politikalarının nedeni budur. Çünkü küresel Drakula rejiminin değer yargısı yoktur. Sadece ve sadece çıkarı vardır.
Tutarlılık ve insanlık aramayın. Bir çıkarı olduğunda ne insan olmak gibi bir arayışları kalır ne de tutarlı olmak gibi bir kaygıları.
Batılı sömürü düzeninin aslında en fazla aldattığı da batılı toplumların bizatihi kendisidir. En iyi yaptıkları şey algı operasyonlarıdır. Değer yargıları üzerinden en fazla da kendi toplumlarını sömürürler. Batılı toplumlar güvenlik ve refah vaadleri ile teslim alınmıştır.
Ancak limitlerini tüketen bu Drakula sistemi kendi toplumlarına vaad ettiği refahın ve güvenliğin de sonuna gelmiş durumdalar.
Aklı başında olanlar çok iyi görüyor ki, batı refah düzeni çökmenin eşiğindedir ve vekâlet savaşları işin ürettikleri terör kapılarına dayanarak güvenlik tehdidini ayaklarına kadar getirmiştir.
Dünya, ya hep birlikte barış içinde yaşayabilir ya da herkes savaşın kanlı yüzü ile yüzleşir.
Batının sömürü düzeni, refahı kendisinde savaşı mazlum dünyada tutabileceği vekâlet savaşlarının sonunun geldiğini görmüş olması gerekir.
Bildiğimiz tanıdığımız küresel sistemin ömrü doldu. Bu çatırdamalar çöküşün sesleridir. Kan ve gözyaşı ile beslenen alacakaranlık kuşağı çöktüğünde, yeryüzü vicdan ekseninde yeniden bir araya gelecektir.
İşte o küresel vicdan yani insanlığın yeni ekseni Türkiye’dir.
Tarihimizin bizi götürdüğü yer aynı zamanda yüreğimizin bizi götürdüğü yer olacaktır.
İnsanlık tarihi çok büyük ve kanlı savaşlar gördü. Her seferinde ayakta kalan sadece ve sadece insanlık oldu.
Türkiye’nin insanlık ve vicdan temelli dış politikası yeni küresel eksen olacaktır.
Çok kısa zamanda Batı toplumları da küresel Drakula sisteminin kendilerini de nasıl istismar ettiğini fark edecektir.
Yarım bin yıllık bir sömürü imparatorluğu çöküyor. Bu sarsıntıdan herkesin ödeyeceği bir bedel elbette olacaktır.
Ateşle imtihanımızın bize yüklediği bedeller elbette var. Tarih yine bu millete küresel hegemonyanın önüne çıkmayı, zulmü ve vahşeti yerle bir etmeyi bize havale ediyor.
Öncekilerde olduğu gibi biz yine insanlığın onuru ve vicdanı olmayı seçiyoruz.
Ateşlerde tavlanıyor kanımızla bileniyoruz. Ancak insanlığın beklediği büyük müjdenin takipçisi olmaktan asla vazgeçmiyoruz.
Biz insanlığın yükselen vicdanıyız. Tarih bizi aynen böyle yazacak.


