--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siz avukat olamazsınız

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş
2

Hiç bağırıp çağırmayın. Siz avukat olamazsınız. Avukatlık ruhsatnamesi almış olabilirsiniz ama, avukatlık mesleğine layık değilsiniz.

Avukat olmak, avukatlık mesleğinin onurunu ve itibarını yüksekte tutmaktır. Avukat olsaydınız, avukatlık mesleğinin onurunu ve itibarını marjinal sol grupların ayağına paspas etmezdiniz. 

Avukat olmak, her şeyden önce adaleti savunmaktır. Siz avukat olsaydınız, baroda her siyasi eğilimden meslektaşınız olduğunu unutmaz, adaleti marjinal sol grupların oyuncağı yapmazdınız. Siz avukat olsaydınız, meslektaşlarınızın kişisel hakları konusunda siyasi görüşlerine ve yaşam biçimlerine göre ayırım yapmaz yapılmasına herkesten daha çok karşı çıkardınız. 

Avukat olmak doğru ile yanlışı matematiksel bir tablo gibi ayırt etmektir. Siz avukat olsaydınız, avukatların siyaset yapma hakkı ile baroların yaptığı siyaset arasındaki farkı bilirdiniz. Avukat olsaydınız, baroların hiçbir ayırım yapmadan sadece avukatları savunacağını, avukatların ise diledikleri siyasi görüşleri savunabileceğini çok iyi bilirdiniz. Baroların marjinal sol siyasi partilerin yedek kulübesine dönmesinin bedelini sadece mesleğini yapmak için çırpınan namuslu avukatların ödeyeceğini de çok iyi bilirdiniz. Aslında çok iyi biliyorsunuz da, vesayeti altına girdiğiniz terör gruplarının şiddet arzularının aracı durumundasınız.

Eğer siz avukat olsaydınız, avukatlık mesleğinin terör örgütlerine şemsiye ve terör örgütleriyle köprü olarak kullanılamayacağını çok iyi bilirdiniz. Bölücü terör örgütlerine şemsiye olurken, herkesin istediği baroya üye olmasını çirkin provokasyonlara alet etmezdiniz. Siz avukat olsaydınız, meslektaşlarınızın bir bölümü sizinle aynı çatı altında bulunmaktan utanacak hale gelmezdi. Sizde avukatın vicdanı olsaydı da sizinle aynı çatı altında bulunmaktan utanan insanların çekip gitme hakkına en azından saygı duyardınız. 

Siz avukat olsaydınız eğer 6284 Sayılı Kanun’dan söz ederken yüzünüz kızarırdı. Baroları temsil yetkisini elinize geçirmenin, her türlü hukuk dışı şiddeti meşrulaştırmayacağını çok iyi bilirdiniz. Birlikte yaşamak istemeyenlerin boşanmasının yolu açıkken, sizinle aynı çatı altında yaşamak istemeyen meslektaşlarınızı avukatlık mesleğinin utancı haline gelmiş bir yönetimle aynı çatı altında bulunmaya zorlamanın yollarını aramazdınız. Demek ki elinizde bir fırsat olsa, hukuk örüntüsü altında her türlü şiddeti uygulamayı meşru sayacaksınız.

Avukat olmak temsil yetkisinin kutsallığına inanmaktır. Siz avukat olsaydınız, baronuza kayıtlı tüm avukatları temsil ettiğinizi unutmaz, temsil görevinize ihanet etmezdiniz. Her görüşten avukatın ödediği aidatları, marjinal sol partilerin seçim komisyonu gibi çalışmak için kullanmazdınız. Her görüşten avukat, baro şemsiyesi altında kendini güvende hisseder, ihtiyaç duyduğunda arkasında bir baro olduğuna güvenirdi.

Avukatlık gerçeği aramaktır. Siz avukat olsaydınız gerçeği tersine çevirmezdiniz. İstanbul Barosu’nun delege sayısını azaltıyorsunuz da, İstanbul’un milletvekili sayısını niye azaltmıyorsunuz sorusunu sorarken, “İstanbul’da en çok oy alan partinin milletvekillerinin tamamını mı kazandığı” sorusunun sorulacağını düşünür, yüzünüz kızarırdı.

Avukat olmak hukuka uygun davranmaktır. Siz avukat olsaydınız, yasalara saygınız olurdu. Hukuku herkes için savunurdunuz. Adaletin sadece aykırı oldubittilerle, avukatların mesleki geleceğini uçurumdan aşağıya yuvarlamak için yırtınmazdınız. 

Siz avukat olamazsınız. Eğer sizde avukatlık mesleğinin feraseti olsaydı, avukat olduğunuz yürüyüşünüzden belli olurdu da Biz Avukatız diye yırtınmanıza gerek kalmazdı. Saygınlık yırtınarak bağırarak ve saldırarak değil, mesleğin onuruna ve ahlakına sıkı sıkıya bağlı kalınarak kazanılır.

Dünyanın her yerinde barolar, adaletin simgesi ve meslektaşlarının onur kaynağı iken, meslektaşlarınızın bir bölümünü sizinle aynı çatı altında bulunmaktan utanır hale getirdiniz.

İstanbul Barosu Başkanı’nın dünyasında avukatlık mesleğinin onuru ve itibarını ile mesleki konumunun nerelerde olduğunu anlamak için, birkaç gün önce yayınladığı mahut videolara bakmak yeterli. Bu videoların hazırlanmasının maliyeti benim ödediğim aidatlarla karşılanmış ise, baroları denetlemekle yetkili organlara hakkımı helal etmeyeceğimi buradan ilan ediyorum. 

İstanbul Barosu Başkanı sıfatıyla böyle videoları hazırlayan ve yayınlayan birinin, bir dakika bile İstanbul Barosu Başkanlığı görevinde kalmasına izin verilmemesi gerekir. 28 Şubat dönemlerinde, siyasi iktidara parmak sallayanların küstahlıklarından ilham almış olabilirler ancak bilmeliler ki zaman artık o zaman değil.

Ben bu baro yönetimi altında bulunmaktan utanıyorum. Ancak hiçbir şekilde oradan ayrılarak, terör sevicilere kurtarılmış bir bölge bırakmak istemiyorum.

Ayrı baro olur, nisbi temsil olur. Her ne olacaksa olsun. Benim tek beklentim ve talebim, Türkiye Cumhuriyeti hukukuna tabi olan meslek kuruluşlarının tamamı, meslek gündemi dışında siyaset yapamamalı ve mesleki gündemin dışına çıkanlar en ağır bedeli ödemeli.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ercan

15 Haziran 2020 11:28

Her ne kadar isminizin başında avukat yazsa da bence siz de avukat olamazsınız. Çünkü YSK kanuna rağmen mühürsüz oyları geçerli sayan genelgeyi yayınlandığında "Ey YSK kanunu çiğniyorsun bu refarandum yok hükmündedir" diyemedin.

Okur

15 Haziran 2020 06:49

Baroyu C. Başkanlığı olarak düşündüğümde haklısınız gibi geldi.

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle