--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Rektörlük kriterleri

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

Rektörlük konusundaki yazımın bu kadar büyük bir ilgili doğuracağını işin doğrusu düşünmemiştim. İlk defa bir yazım dolayısıyla onlarca kişi aradı. Bir dokun bin ah işit derler ya. Tam da öyle.

Rektörlük seçimleri ağırlaşan sorunlardan sadece biri.  Ancak birçok sorunun da kaynağı. Ortada hiç sistem olmasa bile, üniversite rektörünün performansı ile lider bir üniversite yaratmak için alt yapımız yeterli.

Hükümetin bilimsel araştırmaya ayırdığı rekor kaynağa, üniversitelere sağlanan ayrıcalıklara rağmen neden genel performans yerlerde sürünüyor peki.

Bilimsel araştırma projelerine sağlanan olağanüstü büyüklükte kaynak var. Üniversite rektörlerinden kaç tanesi hayatında bir defa bile bilimsel araştırma projesi yönetmiş? Kaynağın nasıl kullanılacağını biliyorlar mı?

Bilimsel araştırma teşvikleri var. Kaç tane rektör veya rektör adayı bilimsel araştırma teşviği alabiliyor ki? Bilimsel çalışmanın nasıl yapılacağından haberi olmayan bir rektörün üniversiteyi götüreceği nokta neresi olacak?

Üniversitenin akademik gelişim vizyonunu değil, kendisinin akademik performansını değil, siyasetçilerle ilişkilerini referans alan bir rektör adayından, siyasetçilerin ihale, hasta takibi ve tayin işlerini takip etmek dışında hangi performansı bekleyeceksiniz.

Adam üniversiteye rektör olacak. Takılmış hayatında üniversite sırasına oturmamış siyasetçinin peşine, tek referansı da bu. Güleceğiz artık ağlanacak halimize. 

Arayan herkes, üniversite yönetimlerinden şikâyetçi. Özellikle YÖK üyelerinden arayanların olması benim için önemli. Onlar da müştekiler kalitenin kaybolmasından. İkili görüşmelerimizde, bu seçimlerin bir kalite çizgisi geliştirilmesi bakımından başlangıç olacağı izlenimi oluştu bende.

Benim önerim şu oldu. Üniversitelerin kişi başına akademik performans ortalamasının altında olanlar, o üniversiteye rektör olamasınlar.

Konuştuğum YÖK üyeleri, bu asgari koşulun mutlaka uygulanması için çaba sarf edeceklerini söylediler. Hatta Yükseköğretim Kurulu üyelerinin de kalite sorununu çözecek arayış içinde olduklarını ifade ettiler.

Bundan sonra, üniversitelerin kişi başına akademik performans ortalamasının altında olanların, YÖK’te yapılan seçimlerde şanslarının olmadığını düşünüyorum. Olması gereken de bu.

Rektör dediğin, bilimsel araştırmanın, yurt dışı yayının nasıl yapılacağını bilmeli. Üniversite kavramının anlamına uygun olarak uluslararası ilişikleri geliştirebilecek bir alt yapıya sahip olmalı.

Akademianın tarihsel gelişiminin yarattığı değerler vardır. Bilimsel yetkinliği temel alan bir hiyerarşi üzerine kuruludur üniversite.

Asistan kadar yayını olmayan adamın kimin profesör olacağına karar verdiği bir düzenin adına üniversite diyemezsiniz.

Lisansüstü öğretimde tez yönetme ve ders verme yeterliliğine sahip olmayan birinin, lisansüstü öğretim enstitülerinin yöneticileri atayacak göreve seçilmesi haksızlık olmaz mı?

Tarih boyunca ilmiye sınıfı, siyasetçiler üzerinde denetleyici bir rol üstlenmiş ve saygı görmüştür.

İşi gücü siyaset olan akademisyenler nedeniyle, öğretim üyelerine duyulan saygı yerle bir oldu. Taraftarlık veya karşıtlığı amigoluk seviyesine düşürenler hiç kimseden saygı beklemesin.

Siyasetçiler, zihin açan, gerektiğinde saygı içinde itirazlarını sıralayan bilim insanlarına hasretler. Üniversitelerin kalitesinin düşmesinden en çok da onlar şikâyetçiler.

Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, yakın dostu olan zamanın sultanının yanına giderken, yiyeceğini bir çıkın içinde yanında götürür, yemek zamanında kendi çıkınında getirdiğinden yermiş.

Çünkü çok iyi biliyordu ki, devleti yönetenle saygı içinde bir bağ kurulması gereklidir, ancak siyasetçinin ikramının peşine düşersen ne saygınlığın kalır, ne de söyleyecek sözün.

Adam gibi davranırsan, atının ayağından sıçrayan çamur, cihan sultanı için bir şeref vesilesi olur. 

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle