Propaganda derinliği ve büyük veri analitiği
Propaganda deyince doğrudan aklımıza ilk gelen kavram siyasi partiler oluyor. Oysa birçok alanda en etkili araçtır propaganda. Örneğin ürün reklamı da bir propagandadır.
AK Parti’nin uzun iktidar döneminin getirdiği en önemli aşınma kavramların anlam derinliğini kaybetmesi oldu.
Ortaya çıkan her sonuçtan iktidar partisini sorumlu tutuyoruz. Halbuki sosyoloji denilen bir kavram var. Siz ne yaparsanız yapın, sosyolojik mekanizmalar geri taraftan işliyor ve bir toplumsal ortalama oluşuyor.
Her şeyin en iyi şekilde yapılması, toplum tarafından en iyi şekilde algılanmasına yetmiyor. Her durum insan zihninde bir algı oluşturuyor. Her algının tetiklediği türev sonuçlar da çıkıyor ortaya. Sonuç olarak da algılar, gerçeklerden yani olgulardan daha belirleyici oluyor.
Algıda mesajın kendisi kadar mesajı alanın duyarlılıkları ve eğilimleri de belirleyici bir etki yapıyor.
Bu nedenle işlerin iyi yapılması kadar, algının yönetilmesi de profesyonel bir alan olarak gelişmeye başladı.
Halkla ilişkiler, yeni yönetim prensiplerinin bir parçası oldu.
Özellikle de politikada halkla ilişkiler ve algı yönetimi, politik hayatın tam merkezine oturdu.
Sosyal medya ve sosyal medyanın ürettiği kavramlar hayatımızı giderek daha fazla kuşatıyor.
Henüz pek farkına varamadık ama son beş yılda, algı yönetiminde aslında bir başka çağa girdik.
Cambridge Analitica tarafından ilk defa sistematik bir şekilde kurgulanan büyük veri analizine dayalı algı yönetimi, batının son beş yılında çok önemli politik tercihlerin merkezine oturdu.
Trump’ın seçilmesi ve Brexit konusunda, büyük verinin etkilerini konuşuyoruz, çok daha fazla konuşacağız.
Sosyal medya platformları üzerinden insanların kişisel eğilimlerini tespit edip, insanları duyarlılıklarına göre gruplandırıp, her bir grubun ayrı ayrı provoke edilerek manipüle edilmesine dayalı bir sistemden söz ediyoruz.
Artık kişiliklerimiz, sosyal medya verileri üzerinden yakından izlenebilir durumda. Sosyal medya üzerinden fikri kimliğimizin kodları da birilerinin elinde.
Bu kodlar kullanılarak, önemsiz bir konuyu çok önemli, önemli bir konuyu da çok önemsiz hale getirmenin mümkün olduğunu ispatladı Cambridge Analitica adlı şirket.
İşte burası algı yönetiminde bir dönüm noktasıdır. Artık algılar ile olgular arasındaki mesafe çok daha fazla açıldı.
Tarihin her döneminde bir algı yönetimi arayışı vardı. Ancak hiçbir dönemde tehlike şimdiki kadar yükselmemişti. Artık ülkelerin politik doğrultusunu değiştiren operasyonel etkiler, sonuçları hesaplanabilir algı yönetimleri ile yürütülüyor.
Son yıllarda en büyük algı operasyonları bize karşı yapıldı, yapılıyor.
Etrafınıza bakın, hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığınız herhangi bir durum sizin için hayat memat meselesi haline gelmişse, hiç bilmediğiniz bir kişi, bir kavram, bir davranış, bir uygulama hakkında aşırı nefret veya aşırı sempati duyuyorsanız şundan emin olun ki, bir büyük veri analitiği operasyonuna maruz kalmışsınız ve bu operasyon sizin üzerinizde etkisini göstermiştir.
Son yıllarda böyle operasyonlara sıkça şahit oluyoruz. Büyük veri baronları en büyük meydan okumalarını İBB seçimlerinde yaptılar. Bence amaçları İBB seçimini kazanmaktan daha ilerideydi. İstanbul’da CHP’li 14 Belediye başkanı vardı. Ekrem bu 14 belediye başkanı arasında tartışmasız en başarısızı, tartışmasız en çok ahlaki ve politik çizgisi en tartışmalı olanıydı.
Böyle bir kişiden İBB Başkanı değil bir Mehdi icad ettiler. Bu bir meydan okuyucu deneme idi. Başardılar.
Şimdi hedeflerinin 2023 seçimleri olduğunu düşünüyorum. Bir günde ortaya çıkan ve bütün gündemi kaplayan tartışmalar, bu tartışmalarda bir taraftan bir tarafa hesapsız savrulmalar, büyük veri baronlarının toplumun limitlerini ölçmeye dönük denemelerinden ibaret.
Bunu fark ederek buna karşı koyacak araçların harekete geçirilmemesi halinde, hiç kimse yönetimi iyileştirerek, enflasyonu düşürerek, Türkiye’yi büyüterek, dünyaya örnek bir sağlık altyapısı kurarak, savunma sanayiinde devrim yaparak, Türkiye’yi küresel vicdanın merkezi haline getirerek 2023 seçimlerini kazanmayı hesap etmesin.


