ODA TV ve hukuk
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın ODA TV muhabiri ve yöneticilerinden bazıları ile ilgili açtığı soruşturma kapsamında, bir muhabir ve iki yöneticinin tutuklanması sonrasında yükselen tartışmalar hukuk devleti kavramı ekseninde sürüyor değil mi?
Peki hukuk devleti kavramı ekseninde yürüyen bir tartışmada, yürürlükteki hukuk kurallarına atıfta bulunan var mı?
Türkiye böyle bir ülkedir işte. Bir hukuk tartışmasında önemli olan en son şey hukuk, bir ekonomi tartışmasında önemli olan en son şey ekonomi, bir siyaset tartışmasında önemli olan en son şey siyasettir.
Aslında tartışmanın gerçek mahiyetini dalgınlıkla, belki şaşkınlıkla belki de sonucu alacaklarına dair büyük bir özgüvenle zamanında Mehmet Ali Alabora söylemişti. Çevre ve ağaç sloganlarıyla başlayan bir işgal girişimini, “Mesele gezi parkı değil, sen hâlâ anlamadın mı” diyerek özetlemişti.
Dün ağaç diyerek ortalığı terörize edenlerin gerçek meselesi ağaç değildi. Bugün de hukuk diyerek ortalığı terörize edenlerin gerçek amacı hukuk falan değil.
Eğer mesele hukuk olsaydı, bu tartışmanın herhangi bir yerinde tartışmaya katılanların herhangi biri hukuktan, kanundan falan söz ederdi değil mi?
Konu salt hukuk tartışması olsa, yanlış veya doğru kendi hukuki görüşünü ifade edenlere saygı duyarsınız.
ODA TV soruşturması kapsamında tutuklananlar, yaptıkları eylemin suç olduğunu bilmiyorlar mı? Aslında çok çok iyi biliyorlar. Zaten eylemin suç olmadığını savunan da yok.
Tutuklananların kişisel geçmişi ve bu tutuklamaların siyaset hayatımıza etkileri üzerinden yapılan son derece provokatif yorumların adına tartışma demek de yanlış.
Bu provokatif tartışmalar altında ezilenlerin, tutuklama ve ODA TV erişim engellemesi konusunda, ortamı germeye ne gerek vardı tarzında ezik yorumlarına da tanık oluyoruz.
Eğer mesele hukuk ise, yargı organları sadece hukuku uygulamalı değil mi? Uygulamanın hukukiliğine bir itiraz yapmadan, uygulamanın sonuçları üzerinden yapılan tartışma bir hukuk tartışması mıdır?
Normal işleyen bir devlet düzeninde, yargı organlarının bağlı olduğu bir tek ölçü vardır. O ölçü de hukuktur. Yargı organları yürürlükteki bir kanunu uygularken, kanunu uygulamanın sonuçlarının ne olduğuna bakamaz veya bakmamalı.
Kanun yapmak yasama organının yani siyaset tarafının işidir. Yargı bu kanunları olduğu gibi uygular. Kanunun uygulanmasının doğurduğu sonuçların faydalı olup olmadığını değerlendirmesi gereken taraf siyaset tarafıdır.
Bir yargı organına, yürürlükteki bir kanunu uygulamasından dolayı yapılan saldırılar ciddiye alınacak görüşler olamaz.
Zaten bu tartışmayı tırmandırmaların niyeti hüküm değil. İnanın tartışma biraz daha genişleme potansiyeli kazanacak olsa dönüp dolaşıp diyecekleri söz, geçmişte söyledikleri söz olacaktır.
Mesele hukuk değil sen hâlâ anlamadın mı? Evet biz bir zamandır bu tartışmaların öznesi olan kavramlardan ibaret olmadığını çok iyi anladık. Bunu bize de siz öğrettiniz.
Siz artık barış dediğinizde, meselenin barış olmadığını, insan dediğinizde meselenin insan olmadığını, kadın dediğinizde meselenin kadın olmadığını, demokrasi dediğinizde meselenin demokrasi olmadığını, güvenlik dediğinizde meselenin güvenlik olmadığını, ahlak dediğinizde meselenin ahlak olmadığını çok iyi biliyoruz.
Siz hukuk dediğinizde de mesele hukuk değil. Bunu da çok iyi biliyoruz.
Sizin hukuk dediğiniz, kanun nizam tanımadan bu milletin ve devletin değerlerini savunan kim varsa onu sanık sandalyesine oturtmaktır.
Ama şunu da görün. Türkiye sizin oyun oynadığınız Türkiye değil artık.


