--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mülteciler için özel ekonomik bölge

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

İnsanlık tarihinde batı emperyalizminin vahşetinden daha kirli ve karanlık bir dönem yaşanmadı.

Beş yüz yıl önce başlayan vahşi yayılmacılık politikası batı için refah üretti ama dünyanın geriye kalanına sadece kan ve gözyaşı kaldı.

İki yüz yıl önce Viyana Kongresinde batının vahşeti kurumsal hale getirildi.

İnsanlık beş yüz yıldan bu yana devam eden alacakaranlık kuşağının vampirler iktidarına teslim oldu.

Bütün işaretler, vampirler iktidarının sonuna gelmeye başladığımızı gösteriyor. 

Son dönemeçteyiz ama insanlık tarihi açısından belki çok küçük sayılabilecek bu dönem, bir insan açısından katlanılamayacak kadar uzun.

Emperyalizmin hayat suyu, savaşların ortaya çıkardığı en büyük insani dram, göçler yani mülteci sorunu.

Doğduğu, yaşadığı, büyüdüğü ve beslendiği toprakları terk etmek zorunda olan insanların dramatik hikayelerinin her gün milyonlarcası yaşanıyor.

Yaşanan insani dramın yükünün en büyük bölümünü biz üstleniyoruz.

Dünyada en çok mülteci barındıran ülkeyiz. Aynı zamanda büyük bir mülteci geçiş koridorundayız.

Bu insanlarla ekmeğinizi bölüşmek konusunda hiçbir itirazımız yok 

ancak mültecilerin kalış süreleri uzadıkça, bizim verdiklerimiz de onları tatmin etmeyecektir.

Bu insanlar kamplarda kalsalar, bir süre sonra kamplarda yaşamak onlar için de zor olmaya başlıyor. Kamp dışına çıkarsanız nerede çalışacaklar, ne kazanacaklar nasıl kendilerine ve ailelerine bir hayat kuracaklar?

Her ülkenin bir yabancılar hukuku var. Bunu mültecilere uygulamak insani dramı içinden çıkılmaz hale getiriyor, uygulamasanız başka problemler çıkıyor.

Yeni bir bakış açısına ve çözün yoluna ihtiyaç var. Aksi takdirde mülteci sorunu başta ülkemiz olmak üzere batı ve kuzeyde taşınamaz bir yük haline gelecek, siyasi kararları etkileyen en temel sorunlardan birine dönüşecektir. 

Öncelikle mültecilerin üretim sürecine katılmalarını sağlayacak bir düzene ihtiyaç var.

Türkiye bir mülteci iş gücü pazarı inşa ederse; bugün yaşadığı mülteci sorunu sahip olduğu en büyük silaha dönüşür.

Türkiye mülteci iş gücünün çalıştığı özel ekonomik bölge veya bölgeler oluşturmalı.

Burada mültecilerin ücret ve özlük haklarına ilişkin özel bir rejim uygulamalı.

Bu iş gücünü küresel piyasalar için cazip hale getirmeli. 

Ucuz iş gücü olan uzak bölgelerde yatırım ihtiyacı duyanların yakınına ucuz iş gücü getirmeli.

Bu özel ekonomik bölgedeki ucuz iş gücü batı piyasalarındaki rekabet dinamiklerini değiştirecek, batının bütün ekonomik sistemi baştan sona değişecektir.

Bir sorun olan mülteciler konusu, batının sınırında çok büyük bir silaha dönüşecektir.

Aynı zamanda koşullar değiştiğinde kendi topraklarına dönüşler olacağından, bugün dünyanın kriz bölgeleri yavaş yavaş Türkiye etkisi altına girecektir.

Bu bölgelerde artan yatırım ve üretim batının kıyısında yeni bir Çin inşa edecektir. Peki bir ucuz iş gücü piyasası oluşturmak insani açıdan sorunlu bir davranış olur mu?

Çin de, Bangladeş de Pakistan da Hindistan da olmuyorsa burada da olmaz!

Fabrikayı Çinli işçinin yanına götürmek gayri insani değilse, Çinli işçiyi fabrikanın olduğu yere götürmek niye gayri insani olsun?! Veya Suriyeliyi veya Myanmarlıyı veya Sudanlıyı veya bir başka ülkenin vatandaşını ne fark eder!

Önemli olan asgari insani koşulların sağlanması.

Hatta sosyal konutları, sağlık, eğitim ve kültür hizmetleri altyapısı kurulan bölgelerde mülteciler bir yandan çalışarak üretirken diğer yandan daha insani koşullarda yaşama fırsatı olur,

Bir sorun ve kriz bu şekilde bütün tarafların kazançlı olduğu fırsata dönüşür.

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle