MHP’de kongre süreci dikkatle incelenmeli
Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi, MHP olağanüstü kongre çağrısı için kayyım görevlendirdiğinde yazmıştım. Kararın bu aşamada uygulanması mümkün değil. Maç devam ediyor.
Türkiye’nin değişik yerlerindeki mahkemeler maçın devam ettiğine karar vermiş oldular.
Kayyım atanmasına ilişkin kararın kesinleşmeden uygulanamayacağına hükmedilerek, MHP kongre çağrısı ihtiyati tedbir yoluyla durduruldu.
Siyaset tartışmalarına girmeden peşin olarak şunu söyleyelim.
Bir olağanüstü genel kurul çağrısı ile ilgili yaşanan karmaşayı görüyorsunuz. Bu karmaşa içinde bir uygulama yolu bulmak elbette mümkün ama. Bu kadar karmaşaya ne gerek var.
Yıllardır CHP kongreleri mahkeme salonlarında. Şimdi MHP. Geçmişte Saadet Partisi de mahkeme salonlarına indirilmişti.
Siyaset konularının mahkeme salonlarına ve sonucu konusunda hiç kimsenin mutabık kalamayacağı bir belirsizliğe itilmesi kesinlikle doğru değil.
Siyasi Partiler Kanunu değiştirilerek bu karmaşanın bir an önce giderilmesi ve siyasi partilerin mahkeme salonlarından kurtarılması gerekir.
Olan bitenlerden anlıyoruz ki, iktidar partisinin genel merkez seçimi hakkında bir tek hakim tarafından ihtiyati tedbir kararı verilerek iktidar partisine kayyım atanması bile mümkün.
Olacak şey mi yani şimdi bu.
On milyonlarca oy almış bir partinin başına, bir tek hakim tarafından kayyım atanabilecek.
Hem de anlıyoruz ki, bu karar Türkiye’nin her tarafından da verilebilir.
Ülkemizde binlerce hakim var. Devletin resmi kurumları binlerle ifade edilen sayıda hakimin terör örgütü üyesi olduğunu açık olarak ifade ediyor.
Geçmişte kamikaze gibi örgüt talimatları ile hareket eden hakim ve savcılara rastladık. Bunlardan bir tane daha çıkamaz mı?
Türkiye’nin en ücra köşesinden ruhunu örgüte satmış bir hakim iktidar partisinin kongresinin hukuka aykırı yapıldığını, genel merkez organlarının seçiminin hukuka aykırı olduğunu ifade ederek, iktidar partisine kayyım atanmasına karar verirse ne olacak?
Elbette sonuç olarak bir şey olmaz. Ama bu sarsıntıların ekonomik istikrar başta olmak üzere hepimize ağır maliyetleri olmaz mı?
Türkiye’nin istikrarının bir tek hakimin ruh haline ve kişisel görüşlerine emanet hale getirilmesi doğru mu?
Bu karmaşadan çıkarılması gereken ders budur.
İkinci konu ise şudur.
MHP’li muhalifler, kayyım atamasına karar veren mahkeme kararını adeta kutsamışlar ve tartışma dışı ilan etmişlerdi. Mahkeme karar verince başka hiç kimse bir şey konuşamaz diyen bunlar değil miydi?
Şimdi kongre sürecini durduran kararı veren hakimlere hakaret ediyorlar ve HSYK’ya şikayet etmekle tehdit ediyorlar değil mi?
Bakalım HSYK bu şikayetler hakkında ne karar verecek.
HSYK’nın hakimler hakkında inceleme kararı vermesi için şikayet şart değil. Bir şikayet varsa da, bu şikayet ile sınırlı bir inceleme kararı vermek zorunda değil.
Meral Akşener dediği gibi bir şikayet yaparsa ve eğer HSYK bu şikayeti ciddiye alarak inceleme kararı verecek olursa bunun içine kayyım atanmasına karar veren hakimi de dahil etmek gerekir.
İnceleme yapılacak ise, iddialar her yönüyle incelensin.
Her iki taraf birbirini yargı aracılığı ile darbe yapmakla suçladığına göre, suçlanan herkes araştırılsın, biz de anlayalım neyin ne olduğunu.


