--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mahmud Esad Coşan

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

Tartışmalı bir trafik kazasıyla aramızdan ayrılmasının üzerinden tam 17 yıl geçti. 

Bugünkü Türkiye ikliminin sosyolojik ve tarihsel köklerinden biriydi.

Bahaeddini Nakşibend’den, İmam-ı Rabbani’den, Mevlana Halid El Bağdadi, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Ömer Ziyaüddin Dağıstani, Mustafa Fevzi Tekfurdaği, Abdülaziz Bekkine ve Mehmed Zahid Kotku ile devam eden Erenler zincirinin bilge ve yiğit halkasıydı.

Saf ve sade bir İslami görüş sahibiydi. Şimdilerde adına milli ve yerli dediğimiz İrfan geleneğinin lideriydi.

Küresel bakış ve yerli duruş ile İslami uyanış fikrine kazandırdığı derinliğin yıllar geçtikçe daha çok farkına varıyoruz.

Hayattayken kıymetinin farkında olduğumuzu sanıyorduk. Aslında nelerin farkında olmadığımızı kaybettiğimizde anlamaya başladık.

Anladığımızı sanıyorduk. Yıllar geçtikçe daha anlamamız gereken çok fazla şey olduğunun farkına varıyoruz.

Rahmet-i Rahman’a kavuşmasından sonra Pennsilvanyalı şeytanın kolları her yeri sarmalamaya başladı. 

Belki de şeytanın askerleri, bir boşluk oluşturmak, şeytana alan açmak için hayatına kast ettiler.

Kökü dışarda değildi. Bu toprakların emzirdiklerindendi.

Vatan ve millet kavramına kazandırdığı muhteva ile yeni bir geleneğin mimarı olmuştu.

Allah’ın dinine sadakatten bir an bile ayrılmadı. Hiçbir zaman bir örgüt dini yaratmak peşinde koşmadı. Allah’a kulluk dışında bir tavsiyesi olmadı.

Cemaatlerin kendisine asker yetiştirmelerine karşı çıktı.

Herkesin kendisini tartışma dışına atmaya çalıştığı bir zamanda ardından gelenlere kendisi dahil hiç kimseye boyun eğmemeyi tavsiye edecek kadar yiğitti ve özgüven sahibiydi.

Etrafına bir kaç kişi toplayanın kendine bir devlet kurma peşinde koştuğu bir dönemde tespih taneleri gibi başkalarının ardında asker olmanın Müslümana yakışmayacağını haykırdı.

İlimde, sanatta, yönetimde, dış politikada, ekonomide, hukukta, teknolojide ve hayatın tüm alanlarında milli ve yerli teşebbüs gücünün yükseltilmesini savundu.

Türkiye’nin milli uyanışına öncülük eden bir geleneğin varisiydi.

Gelenekten geleceğe yeni bir hayat görüşünün mimarı oldu.

Bana göre üçüncü bin yılın müceddidi idi.

Sadece kendine özgü bir hitabeti vardı. Zerafetin ve vakarın sentezi ve sembolü gibiydi.

Sade konuşurdu. Dediklerini ev hanımları da anlardı profesörler de.

Ne kompleks vardı ne de kibir. Özgüven abidesi gibiydi ama son derece mütevazıydı.

Seksenli yılların tam ortasında tanıma şerefine ulaştığımda kemalatı ve zerafeti ile beni fethetmişti.

Son on beş yılda ne zaman içimizi daraltan memleket meselelerini konuşmaya başlasak sohbetimiz “Ah hocamız aramızda olsaydı” ile bitiyor.

Ebedi aleme göç edişinin 17. sene-i devriyesinde bir kez daha şehadet ediyoruz ki hayatında emri bil maruf ve nehyi anil münker vazifesini bî hakkın ifa etmiş, tebliğ ve irşadı sadece Allah rızasına müteallik görmüştür. 

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle