--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

MAĞDUR EDEBİYATI

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

İlk günden itibaren yazıyorum

Türkiye, Cumhurbaşkanına suikast teşebbüsünde bulunulmasını, meclisinin ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin bombalanmasını, uçaklarla ve helikopterlerle vatandaşlarının üzerine ateş açılmasını, yüzlerce insanının şehit edilmesini ve yaralanmasını olmamış kabul ederek yoluna devam edemez.

FETÖ denilen alçağın kuklaları asla ve asla merhameti hak etmiyor. Bu millete yaptıkları alçaklıkların listelenmesi için bu köşe yeterli olamaz. 15 Temmuz’dan önce de yaptılar, sonrasında da yapmaya devam ediyorlar.

Bu millete ait ne kadar değer varsa kirlettiler. Ne kadar yeni ölçü icat etseniz, o kadar istismar yolu buluyorlar.

Bunlarda zerre kadar insanlık olsa, bu kadar hengâme içinde adaletten ayrılmamak için kılı kırk yarmaya özen gösteren devlet kurumlarının çalışamaz hale gelmesi için alçaklıklarına devam etmezler.

Defalarca yazdım yine yazıyorum.

Biz adalet istiyoruz. Adalet olmadan barış olamaz. Adalet, maşeri vicdandır. Bu alçaklar için de adalet istiyoruz. Adaletle olmadıkça, toplum vicdanı yatışmaz. Bu alçaklar için bu dünyada mümkün olan en ağır cezadan, öbür dünyada cehennemin dibinden başka adalet olamaz.

Tarihin kaydettiği en alçak saldırıya karşı ortaya çıkan refleksin sonucu olarak alınan seri kararlar ve uygulamalar, milletin devletine olan inancını ve güvenini yeniden tesis etti.

Bu saldırganlık karşısında ezilen, karar alamayan etkinliği tartışılır bir devlet olsaydı, inanın bu gün Türkiye’nin güvenli, bir tek sokağı kalmazdı.

Devlet, eğer büyük devlet ise varlığını koruyacak reflekslere sahip olmalıdır.  Bu bakımdan 15 Temmuz çok büyük bir sınav oldu. Eşine rastlanamayacak bir başarı ile milletimiz bu sınavın üstesinden geldi.

Defalarca yazdım. Yanlışlıklar olabilir mi? Olabilir. Yanlışlık olması değil, yanlışlıkların düzeltilmesi için kapıların kapalı olması yanlış olur diye daha ilk gün yazmıştım. Ve şunu da eklemiştim. Haksızlığa uğrayanlar olabilir. Bir haksızlığa uğrayan varsa, bu mücadelenin meşruluğunu sorgulayacak bir isyana dönüştürmeden haksızlığın ortadan kaldırılması için hakkını aramalıdır. 

Hak arama kanallarının kapalı olmaması yeterli. İnsan tabii ki bir tek kişinin bile haksızlığa uğramasını istemez. Ancak hakkını aramak yerine, yürütülen mücadelenin meşruluğun tartışılır hale getirecek istismar peşinde koşanlar var.

Bütün kurumlar aldıkları kararları itirazlar çerçevesinde yeniden gözden geçiriyor. Bazı kararlarını da geriye alıyor. Demek ki hak arama kanalları çalışıyor. 

Varsa bir hatalı uygulama, karar alan devlet kurumları nezdinde gerçeğin bulunmasına katkı sağlamaya çalışmak yerine, ortalığı velveleye vermek, bir tek olaydan yola çıkarak binlerce uygulamayı itibarsızlaştırmaya çalışmak niye? Yani mağdur edebiyatı yapmanın kime ne faydası var?

Emin olun gerçek mağdurlar, yani binlerce olay içinden belki birkaç tane hatalı uygulamadan zarar görenler mağdur edebiyatı falan yapmıyor. Büyük bir tevekkül içinde, gerçeği anlatmak için sabırla hakkını arıyor. Sonucunu da alıyor.

Bu travma içinde mağdur edebiyatı yapanlar, emin olun tezgahın birer parçası. Onlar, haksızlığa uğrayanların hak arama mücadelesini de itibarsızlaştırıyor.

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle