--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Koronavirüs mücadelesi ile terör mücadelesi arasında fark yok

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş
3

 

Koronavirüs tedirginliğinin iliklere nasıl işlediğini görmek için bir yurtdışı seyahat yapmanız yeterli olur.

Uzmanların açıklamalarının ve başka hastalıklarla istatistik karşılaştırmaları zaten okuyorsunuz. 

Belki de tehlikenin ağırlığı ile orantılı olmayan bir tedirginlik vardır. O tarafını çok iyi bilebilecek durumda değilim.

Ancak çevremizdeki ülkelerin nerdeyse tamamında hayatın akışını değiştiren ve bazı şehirleri terk edilmiş hayalet şehirlere çeviren korku dalgasından söz ediyoruz.

Birçok ülkede toplumların kendi devlet kurumlarına olan inancı ciddi şekilde sarsan bir kriz var ortada.

Bizde, dünyanın gelişmiş birçok ülkesinden çok daha az tedirginlik oluştu.

Devlet yönetimi toplumun güvenliğini sağlanacağına dair inanç üzerine kurulabilir.

Siyaset bilimi açısından kamu otoritesinin meşruluğunu tarif etmeye yarayan birçok kriter var.

Yönetimin meşruluğunun birinci kriteri, toplumda tehlikelere karşı koyacak bir yönetim olduğu inancının yaygınlaştırılmasıdır.

Türkiye askeri risklere karşı koyacak yönetim vizyonunu hayata geçirdi ve ayakta tuttu.

Koronavirüs tehdidi ve yaygınlaşan korku dalgası, maruz kaldığımız askeri risklerden başka risklere de maruz kalabileceğimizi gösterdi.

Türkiye kırk yıla dayanan ve ağır bedeller ödenen bir tecrübeden hareket ederek ve bu tecrübeyi güçlü bir yönetim vizyonu ile birleştirerek maruz kaldığı askeri riskleri ortadan kaldırdı. Mevcut askeri risklere de karşı koyuyor.

Bizim büyük ve gerçek bir salgın tehdidine karşı daha önce gerçekleştirdiğimiz operasyon deneyimimiz yok.

Buna rağmen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dünyaya örnek olacak büyük bir dirayet ve iş planı ile koronavirüs tehdidini kendi topraklarının dışında tutmayı başardı.

Halbuki Türkiye risk faktörleri açısından dünyanın en zor bölgesi. Virüsün kaynaklarından biri olan İran ile komşu. Virüsün ana kaynağı olan Çin için en büyük aktarma merkezi. Yani demek oluyor ki, aslında koronavirüs yayılımı açısından en büyük risk bölgesindeyiz.

Buna rağmen bu ülkede kendini koronavirüs salgını içinde ve çaresiz kalmış hisseden kimse var mı?

Eğer bugün sosyal hayatımız ve gündelik ticari akış bozulmadan yolumuza devam ediyorsak, bunu salgın karşısında ne yaptığını bildiğine tüm toplumun inandığı bir yönetimin iş başında olmasına borçluyuz.

Salgına karşı koyacak ve önlem alacak kadroya Sağlık Bakanı Fahrettin Koca liderlik ediyor. 

Önce Erzincan depreminde, akabinde koronavirüs salgınında şunu anladık ki afet ve salgınlara karşı ne yapacağını çok iyi bilen bir sağlık yönetimimiz var.

Bu inanç en az Suriye’de cephede savaşan askerlere duyduğumuz inanç kadar değerlidir.

Meşruluk dediğimiz, siyasi düşünce tarihinin en temel konusu, hakkında kamyonlarca kitap yazılmış kavramın başı da sonu da yönetime duyulan güvendir.

Asayiş yönetimine, ekonomi yönetimine duyulacak güvenin siyasi meşruluk üzerindeki etkisi neyse sağlık yönetimine duyulan güvenin etkisi de aynıdır.

Üst üste iki kriz yönetim performansı, Türkiye’nin sağlık yönetimine güveni zirveye çıkardı.

Türkiye’ye yakışan da budur.

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

E. Hamdi yazır mealinden

28 Şubat 2020 19:00

163 - Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dir. 164 - Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardır. 165 - İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı. 166 - O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı görerek kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bütün bağlar parça parça kopmuştur. 167 - Onlara uyanlar da şöyle demektedirler: "Ah, bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!" İşte böylece Allah onlara bütün amellerini, üzerlerine yığılmış hasretler (pişmanlık ve üzüntüler) halinde gösterecektir. Onlar bu ateşten çıkacak değillerdir.

Mustafa

28 Şubat 2020 18:53

Bakara Sûresi 165 - İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı

Murat soylubey

28 Şubat 2020 14:25

Keşke Koronavirüs ile savaşsak onurlu bir mücadele olurdu. Ama Ülkemizi ellerine geçiren uyuşturucu Baronlarına gücümüz yetmiyor herkes ve sağır.Evlatlarımız tek tek ölüyor nesil yok oluyor.

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle