Kirli bilgi ağır suç olmalı
Bu ülkenin son yıllarda yaşadığı eğilimlerin önemli bir bölümü küresel çıkar odaklarının ve yerli iş birlikçilerinin ahlaksız saldırıları ise…
Bir o kadarı da içimizdeki zeka özürlülerin abuk subuk paylaşımları taşımakta aracı olmalarından kaynaklanıyor.
Tüm dünya olarak son dört ayda, Çin’de başlayan bir salgın hastalığın yayılmasını anlık olarak izliyoruz.
Salgın hastalığın bulaştığı ülkelerde nasıl bir yayılım gösterdiğini, bu yayılımın genişlemesine bağlı olarak hangi tedbirlerin alındığını da görüyoruz.
Türkiye sağlık hizmetleri ile dünyadaki benzerleri ile kıyaslanmayacak bir düzeyde ama en nihayetinde hastalığın kontrol edilmesinde temasın azaltılması ihtiyacı ortada.
Temasın azaltılması çağrıları bazı sorumsuzlar yüzünden tam izolasyonu sağlamadı.
Sokağa çıkma zorunluluğu bulunmadığı halde ortalıkta hiçbir şey yokmuş gibi davranan bazı sorumsuz ahlaksız ve akılsızların yaptıklarının bizi getirdiği nokta ortada.
Evde kal çağrılarına tam uyum sağlanabilseydi, bugün dünyaya örnek bir sağlık sistemi ile tüm sorunları çözmüş ve tüm dünya virüs karşısında diz çökmüşken, biz şimdiden dünyanın tedarik üssü olmuştuk.
Bir grup akılsız sadece Türkiye’nin önündeki tarihi fırsatı heba etmedi. Belki de virüsün yayılımına aracılık ederek hiçbir kabahati olmayan insanların hayatına sebep olup kendi ahiretlerini de heba ettiler.
Bu nedenle karantina tedbirlerine uymayarak başkalarının hayatını tehlikeye atana, adam öldürmeye teşebbüs, sonucunda adam ölürse de adam öldürmek suçundan ceza vermek gerekir.
Bu virüsün yayılma biçimi dikkate alındığında, her bir bulaştırıcı bir biyolojik silah gibi olduğuna göre, devletin belirlediği tedbirlere kasten uymayanlar, terör eylemi düzenlemenin cezası ne ise o ceza ile cezalandırılmalı ki, herkes aklını başına alsın.
Bir de bu gerginlik döneminde insanların içinde bulunduğu ruh halini kargaşaya dönüştürmeye çalışan insanlık yoksunları var. Bu insanlık yoksunlarının kökü elbette dışarda. Kuyruğunu teslim ettiği küresel güçlerin emriyle bu gerilimden bir kargaşa çıkarma peşindeler. Bu alçaklar, insanların can derdini bile istismar edecek kadar insanlıktan uzaklar. Ama bu alçaklıkları beklemediğimiz bir şey değil.
Bir de bu alçakların istismarına aracılık edenler var. Çok büyük bölümünün niyetinin kötü olduğunu sanmam. Ama terörist odakların yalanlarını ve çarpıtmalarını, samimi uyarı görüntüsü altında toplumun kılcal damarlarına kadar yayanlar da çok ağır vebal altındalar.
Düşünün yani. Whatsapp denetime girecek, grupları dağıtın yeniden kurun diyor alçağın biri. Birkaç saat sonra bu mesaj bizim köyün ortak mesaj grubu dahil her yere ulaşıyor. Buna aracılık edenlerin yüzde doksan dokuzu ne yaptığının farkında değil ama bildiğin Coronavirüs taşıyıcısı gibi.
Bu gibilerin devlet kurumları tarafından tespit edilip en ağır şekilde cezalandırılması lazım.
Biz her duyduğunu bir başka yere taşımayı günah olarak yeterli gören bir inancın mirasçılarıyız.
İki günlük sokağa çıkma yasağı kararı duyulunca evet insanlar yapmamaları gereken bir panik yaptılar. Ama bu panik olduğundan yüz kat fazla köpürtüldü. Köpürtenler kimler. Bu telaşa ne gerek var dedikten sonra ilgili ilgisiz karmaşa görüntülerini paylaşarak öfkeli ve ağır yorumları yapanlar.
Birçok kişi kirli bilgi taşınmasında aynen virüs taşıyıcıları gibi rol üstlenmiş ve vebale girmiş durumda. Girmeye de devam ediyor.
Toplumu kargaşaya ve korkuya itecek dayanaksız ve gerçek dışı bilgilerin yayılması bu kadar kolay olmamalı. En azından bu olağanüstü dönemlerde bu kadar kolay olmamalı.
Sadece şöhret için dayanaksız mesajlara aracılık edenler de bunun için bir bedel ödemeli.
Ödemeli ki herkes ayağını denk alsın.


