--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kayyım uygulaması baştan aşağı yenilenmeli

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

Ceza yargılamasında kayyım konusu gündemimize gireli yaklaşık bir yıl kadar oldu.

Her yeni uygulama gibi, kayyım uygulaması da yaşanarak öğreniliyor. Yaşandıkça sistemin ihtiyaçları ortaya çıkıyor.

Uygulama, ceza yargılamasındaki seçenek tedbirler arasında en adil olanı.

Gerekçelerini daha önce yazmıştım. 

Öncelikle faaliyeti çerçevesinde suç işlenen şirketin, hukuka uyumlandırılarak yaşatılmasının önünü açıyor.

Suç işlemede araç haline getirilmiş şirketlerin de ekonominin içinde bir yeri var. Suç işleme aracı haline gelmiş şirketin, ekonomik faaliyetlerine katılan ancak suç sayılan eylemlere katılmayan ticari işletme veya çalışanların haklarının korunması bakımından kayyım uygulaması adil bir çözümün kapısını aralık bırakıyor.

Şirketin suç sayılan eylemleri durdurulmuş, ancak ekonomik fonksiyonları sürdürülmüş oluyor.

Suçlamalarla ilgisi olmayan şirket tedarikçileri ve çalışanları da bir günde ortada kalmamış oluyor.

Özellikle de ceza soruşturması sonucunda suç işlenmediğine karar verilir ise, bu şirketlerin yaşıyor halde sahiplerine iadesinin yolu da açık kalıyor.

Son bir yılda yaşanan uygulamalar gösterdi ki, kayyım ile ilgili tek düzenleme olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. Maddesi son derece yetersiz.

Kayyım atanan şirketlerin genel kurul kararı gerektiren işlemlerinin nasıl yürütüleceği konusunda ciddi bir belirsizlik var.

Kayyım şirketin yönetim organının yerine atanıyor. Ortakların ortaklık payları olduğu gibi duruyor. Genel kurul kararı gerektiren bir işlem olursa, suç işlediği için yönetim yetkisi elinden alınan ortakların onayı gerekiyor. Şirketi elinden alınan ortak buna onay verir mi?

Hadi genel kurul kararı gerektiren işlemleri yapmaktan vazgeçtiniz. Bu şirketlerin yasa gereği belirli sürelerle genel kurullarının yapılması gerekiyor. Bu nasıl olacak?

Diyelim ki, şirket kayyım yönetiminde kâr etti. Bu kârlar dağıtılacak mı?

Özellikle de halka açık şirketlerin yönetimi nasıl olacak?

Suç sayılan eylemlere katılan personel ve yöneticiler ile şirket temsilcilerinin şirket ile yaptıkları özel hukuk sözleşmelerinin geleceği nasıl düzenlenecek?

Şirkete kayyım atanacağı anlaşıldıktan sonra, şirket aleyhine yapılan işlemlere ne gibi işlemler yapılacak?

Başka büyük belirsizlikler de var.

Suç sayılan eylem bir şirket faaliyeti çerçevesinde işlenirse kayyım atanmasının yolu açık. Ancak dernek, vakıf veya gerçek kişi işletmeleri kapsamında suç işlenmesi halinde ceza yargılaması kapsamında kayyım atanması mümkün değil.

Gerçi özel hukuk hükümlerine göre dernek ve vakıflara kayyım atanması mümkün ama, bu düzenleme de ceza yargılamasının amacını tam olarak karşılamıyor.

Gerçek kişi firmaların faaliyeti çerçevesinde suç işlenmekte ise, bu firmalara yönelik olarak kayyım uygulaması yapılması ise hiç mümkün değil.

Kayyımların nasıl belirleneceği ve özlük hakları ile sorumlulukları konusunda ise hiç bir kriter yok.

Herkes el yordamıyla bir yol haritası belirlemeye çalışıyor.

Ayrıntılı bir düzenleme olmazsa, korkarım ki Türkiye başka büyük sorunlarla boğuşmak zorunda kalacak.

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle