--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kanuna saygı ikinci plana düşmemeli

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş
4

Hemen şunu diyebilirsiniz. Çıkarılan bütün kanunlar doğru mu, vicdani mi, ahlaki mi? Elbette her çıkarılan kanun doğru değildir. Hatta bazen bir kanun çıkarıldığı zaman doğrudur da, sonradan gelişen olaylar nedeniyle uygulanması haksızlığa neden olabilir.

Bir kanun yanlışsa veya sonradan gelişen olaylar nedeniyle uygulanması haksızlığa neden olmaya başlamışsa, kanunun değiştirilmesini istemekten daha haklı bir talep olamaz.

Son zamanlarda kanun her şey değil anlamına gelen, kanun hükümlerinin yanlış sonuçlar verdiğinde, uygulayıcıların kanun dışına çıkabileceğini hatta çıkması gerektiğini ifade eden görüşler duymaya başladık.

Yanlış bir kanunun uygulanması ile ilgili konunun iki yönü var.

Hakkaniyet ölçülerine uymadığı iddia edilen bir yasal düzenleme nedeniyle hak kaybına uğrayanlar, kamu düzenini tehlikeye atmayacak yöntemlerle kanunların değiştirilmesi için mücadele edebilirler. Demokratik sistemlerde hak arama, sistemin hukuka bağlılığını temin edilmesinin ön koşuludur.

Kamuoyu siyasetin temel bileşeni hatta en önemli temelidir. Bu anlamda siyasi karar mekanizmalarının tercihlerinin şekillenmesine yönelik hak arama mücadelesine saygı duymak da gerekir.

Sivil toplum kuruluşları olaya soğukkanlı bir şekilde yaklaşmalı, yasa değişikliği taleplerinin sonuçları konusunda doğru öngörülerin oluşması için katkı sağlamalı.

Uygulayıcılar yani bürokratik mekanizmalar yanlış veya doğru ayırımı yapmadan kanun hükümlerini uygulamak zorundadır. Hiçbir saik, bürokratlar tarafından yasa hükümlerini yok saymayı veya arkasından dolaşmayı meşrulaştıramaz.

Belirli bir olay özelinde ortaya çıkan haksızlığı önlemek amacıyla bile kamu görevlilerinin yasa dışı davranma yetkisi yoktur ve olamaz.

Anayasaya göre olağanüstü durumlarda kamu düzenini, genel sağlığı ve devlet otoritesinin korunması amacıyla kullanılan istisnai yetkiler ayrı konudur.

Kanunun bazı durumlarda haksız sonuç doğurması elbette mümkündür. Eğer bürokrat kanun hükümlerini gerektiği durumlarda yok sayma inisiyatifine sahip olursa, bu inisiyatifin nerede duracağını hiç kimse kestiremez. Yarın öbür gün bürokrat her türlü yasa dışı inisiyatif olarak bu yetkiyi kullanır. Hatta bürokrat yasallık dışında davranma inisiyatifini yerinde kullansa bile doğru olmaz. Eğer bürokrat yasal ölçülerde davranmazsa, ülke ölçeğinde uygulama birliğini sağlamak da mümkün olmaz. Bir bürokrat yasa böyle der bir uygulama yapar, bir diğeri bu yasa haksız der başka uygulama yapar. Yani ortada ne bir düzen kalır ne de adalet.

Kanun yanlışsa veya sonradan yanlış sonuçlar doğurmaya başlamışsa bunu dikkate alması gereken siyasettir. Bürokratlar siyasetten rol çalamaz.

Üniversitede görev yaptığım dönemde komşu üniversitelerden birinin rektörü açıkça yasadışı olmasına rağmen bir doçenti rektör yardımcısı vekili olarak tedviren görevlendirmişti.

Bazı üniversitelere bakıyorum. Merkezi açık öğretim yapan üniversitelerde Rektör Yardımcısı sayısı beş, diğer üniversitelerde üç olarak sınırlandırılmış iken, bu sayıların çok üzerinde rektör yardımcısı atanmış. Rektörleri tanıdığımız arkadaşlar. Soruyorsunuz özlük haklarını vermiyorum diyor.

Bazı üniversitelerde genel sekreter veya daire başkanı kadrosunda biri görev yaparken, bir başkası kadroya bağlı olan göreve kadro dolu olmasına rağmen hukuka aykırı olarak görevlendirilmiş. 

Bu eylemler bırakın yasallığını, aynı zamanda suçtur. Hiç kimse kanunda öngörülmeyen bir yöntemle hak etmediği bir unvanı ve yetkiyi kullanamaz. Kullanmamalı. Kanuna açıkça aykırı şekilde unvan ve yetki kullananlar da bilsin ki, işler döner dolaşır en sonunda yasa dışı davrananlar açısından ortaya bir bedel çıkar.

Eğer kanun hükümleri uygulamanın ihtiyaçlarını karşılanıyorsa, ilgili mercilere konu rapor halinde bildirilmeli ve kanun ihtiyaca göre değiştirilmeli. 

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ünal

27 Ocak 2020 20:21

Zamana duruma egemen güce politik yapıya cuntaya fetoye göre kanunlar yapıp hüküm verirsen ne kanuna ne adalete nede devlete güven kalır 

hak söz

27 Ocak 2020 07:42

doğru tesbitler ama bizim gibi demokasinin ve cumhuriyetin sözde kaldığı keyfi idarenin hakim olduğu devletlerinde geçerli değil. uygulanmıyor da. biz ve bizim gibi ülkelerde kanunlar kamu menfaatına halkın yararına göre değil parti ve bazı şahısların isteği ve menfaatına uygun olarak hazırlanıp halk yok saylır. kanunların uygulanması da ayrı bir facia. inönü nün meşhur lafı " kanunları uygularım haaaa" kanunlar çıksa da uygulanmaz. sizde biliyrosunuz 8000 küsür kanun var sadece 500 cıvarındaki tedavülde, diğerleri değişmediği halde yok sayılıp uygulanmaz. işlerin en çok kanunlara uygun yürütülmesi gereken mahkemelelerde durum daha vahim. aynı olay ve konuda her hakim farklı karar verir kanunu farklı uygular tabi burada da farklı tesir etkenleri hakimleri yönlendiririr. onun için adliyede iki artı iki dört etmez derler.

Okur

27 Ocak 2020 05:50

Bırak kanunu, anayasayı takmayanlar var

Hııı

27 Ocak 2020 03:16

Hukuk mu ,o da ne

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle