--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul Sözleşmesini tartışmak

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş
5

Bu ülkenin en temel sorunu münazara ve istişare kültürünün ortadan kalkmasıdır. İstişare üzerinde yükselen bir medeniyetin çocuklarının geldiği nokta bu olmamalıydı.

Muhatabın söz söylemesine alan bırakmayan, sloganlaştırma ve etiketlemenin adına münazara veya istişare diyebilir miyiz?

Hangi yönde olursa olsun; şahsi kanaatlerimizi, “imandan bir cüz” gibi vazgeçilmez saymak, kendi kanaatlerimizi “putlaştırmak” değilse nedir? 

İnsanlığın en temel değeri, fıtratı; yani doğasıdır. Fıtratın korunması tüm insanlığın görevidir. Fıtratın korunması misyonu, insan hakları kavramının kapsam ve sınırlarının belirlenmesindeki en temel ölçüdür.

İstanbul Sözleşmesinin fıtrata aykırı hayat biçiminin yollarını açtığını söyleyenler var. Daha ileri gidip fıtrata aykırı hayat biçimini dayattığını söyleyenler de var. 

Fıtratın korunması konusunda benzer hassasiyetlere sahip olduğundan şüphe edemeyeceğimiz birçok kişi de İstanbul Sözleşmesinin fıtrata aykırı hayat biçimini dayatmadığını, önünü açmadığını, ancak kapamadığını; çünkü İstanbul Sözleşmesinin konusunun farklı olduğunu ifade ediyor. 

Fıtrata düşman olanların söyledikleri de var da onları konuşmayı bile doğru görmüyorum. 

Büyüklerimiz bize, bazı ahlaksızlıkların uluorta konuşulmasının bile doğru olmadığını öğrettiler. Bu bakımdan ahlaka aykırı yaşama biçimleri ile ilgili tartışmaları sürekli gündemde tutmanın ve tartışmaların evlerimizin içine ve çocuklarımızın gündemine taşımanın da doğru bir davranış olduğunu düşünmüyorum. 

Ancak öyle ya da böyle İstanbul Sözleşmesi tartışmaları toplumun geniş kesimlerine yayıldı. Samimi eleştiriler de var ama eleştirilerin çok büyük çoğunluğu bilgi ve bir kısmı da niyet sorunu barındırıyor. Özellikle aile ve ahlak değerlerini siyaset görüşünün merkezine yerleştirmiş bir iktidarın, aile ve ahlak konusunda yeterli duyarlılığa sahip olmadığı anlamına gelecek nitelemeleri yanlış buluyorum.

Haklı veya haksız, bu kadar yaygınlaşan ve siyaseti hedef alan tartışmaya, siyaset alanının duyarsız kalması mümkün değil. Tartışmaların ortaya çıkardığı fikri bölünmenin ortadan kaldırılması gerekiyor. Tartışmayı ortadan kaldırırken, son bin yılın en geniş tabanlı siyasal sentezinin bileşenleri arasındaki bağın zedelenmesinin önüne geçmek, Ak Parti’yi oluşturan bileşenlerin bazılarının aşağılanmasına, birbirine düşman edilmesine ve aralarındaki bağın kopmasına neden olacak davranışlardan kaçınmak gerekiyor.

Yöntemlerden biri sözleşmeden çekilmek. Sözleşmeden çekilelim diyenler, sözleşmenin düzenlediği konuları iç hukuk normu haline dönüştürelim diyor. Sözleşmenin düzenlediği konuları iç hukuk normu haline getirerek sözleşmeden çekilme fikri, yağmurdan kaçarken doluya tutulma ve daha temel ve sert tartışmaların ortaya çıkma riskini de barındırıyor. 

Diğer yöntem ise, sözleşmeden çekilmek yerine, tartışmanın önünü tamamen kapatacak, sözleşmenin bazı kavram ve kurallarının, fıtrata aykırı hayat biçimlerini zorunlu hale getirmesinden endişe edenlerin endişelerini ortadan kaldıracak adımları atmak. Amaç fıtrata yapılacak saldırı tehlikesini ortadan kaldırmaksa, bu tehlikeyi ortadan kaldıracak adımların atılması mümkün.

İstanbul Sözleşmesi’nin 72. maddesi, sözleşmeye taraf devletlerin sözleşmeyi değiştirme teklifinde bulunmasının usullerini düzenliyor. Sözleşmeye taraf devletler, sözleşme ile ilgili değişiklik teklifinde bulunabilirler.

Türkiye, İstanbul Sözleşmesinin 72. maddesi ile sahip olduğu değişiklik teklifi verme hakkını kullanmalı. İnsanlığın fıtrat üzerine kurulu değerlerini ifade eden bir manifestoyu ve bu manifesto ile birlikte sözleşmenin kavramsal çerçevesini fıtrata aykırı yorumlara kapatan teklifini, sözleşmeye taraf devletlere sunmalı ve Avrupa hatta dünya ölçeğinde bir tartışmayı açmalıdır. Kadınları ikinci sınıf gören Avrupa tarihinin karanlıklarından doğmuş feminist anlayışın mı, yoksa fıtratı merkeze alan İslam düşüncesinin mi kadının hukukunu daha yukarda tuttuğunu tüm dünyaya anlatmalıdır.

Türkiye İstanbul Sözleşmesi değişiklik teklifinde bulunduğunda, bu teklif sözleşmenin tarafı olan devletlerce kabul edilir mi bilemem. Ancak bu teklif, zaten devam eden bir tartışmanın içinde Türkiye’nin sahip olduğu tarihi birikimi ifade eden önerisini dünya kamuoyunun önüne getirecektir. Değişiklik teklifi üzerinden, insanlık için nasıl bir dünya önerdiğimizi tüm dünyaya anlatma fırsatı oluşturacaktır. Batılı toplumları sadece hükümetlerinden ibaret olarak görmeyin. Algı operasyonlarının etkisi altında kalan ve belki de dönüp bakma fırsatı bulamadıkları insan hakları görüşümüzün, insanlık için yeni bir öneri olarak batılı toplumların zihninde yer bulması mümkün olacaktır. Bir tek kişinin bile insanlığı kurtaracak mesaja kulak kabartmasına vesile olsa, teklifimiz bir misyon icra etmiş olacaktır.

Teklifte bulunmamızın en kötü sonucu ne olabilir ki? En fazla teklifimizi reddederler. Eğer teklifimizi reddederlerse, fıtratın korunması konusundaki endişelerin haklı olduğu ortaya çıkar ki; bu durumda da, en azından toplumu bölen bu tartışmada hiç kimsenin kafasında bir soru işareti kalmaz. Böyle bir durumda sözleşmeden çıkmamıza karşı çıkan da kalamaz.

Teklif sözleşmeden çekilme sürecini uzatır, bu sözleşmeden doğan sorunlar artar diyenler olabilir. Türkiye’nin değişiklik teklifi, iç hukuk açısından aynı zamanda bir uygulama çerçevesi oluşturacaktır. Zaten taraf ülkelerin görüşlerinin bildirilmesinin fazla zaman alacağını da hiç sanmam. Bu sözleşme 9 yıl önce imzalanmış, 8 yıl önce onaylanmış, 6 yıl önce yürürlüğe girmiş. İç hukuk uygulaması için bir çerçeve oluşturarak bir müddet beklemekten çıkacak olan zarar ne olabilir?

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ömer

17 Ağustos 2020 16:33

Bu sözleşme belası ki beladır. Türkiye’ye büyük tuzaktır . 

harun23

17 Ağustos 2020 13:38

Çark edin bakalım, çıkmak yerine revizyon sözlerini çalmaya başladınız. Allah'tan korkun. Müslüman milletin başkalarının sözleşmesine ne ihtiyacı var. Eğer kadınlara yönelik bir sorun varsa kendi dinamklerimizle kendimiz bir çözüm buluruz. Bunun için ahlaktan yoksun Avrupanın sözleşme emirlerine ihtiyacımız yoktur. 

okur

17 Ağustos 2020 11:43

peki madem sözleşmedeki ibnelik serbestliği değiştirilebilinirse sayın başkanımız şimdiye kadar bu maddeyi iptal ettirmek için neden uğraşmadı.bakın bu sözleşmeden sonra ibnelerin sesi daha çok çıktı.işler şirazesinden çıktı,kamuoyu tepkiyi çoğaltınca herkes birşeyler söylemeye başladı.bu sözleşme zaten büyük bir hata ve kötüydü neden yazarlarımız,siyasilerimiz şimdiye kadar bir çalışma yapmadılar.bunun gibi şu an adalet üzerindede o kadar çok hatalar varki ,bunu bilen bir çok bakan ve siyasetçi sayın erdoğandan korktokları için bu sıkıntılar dile getirilemiyor,ak partide oy kaybı hızlanıyor.

Baki

17 Ağustos 2020 07:09

Ne teklifi ya. Bugünden çıkılmalı. Bu yanardonerligi bırakın artık. Kadem in hışmına uğramamak için yok teklif yok bilmem ne. Bu kadar korkuyorsanız bu işi yapmayin

Barış

17 Ağustos 2020 06:20

Sız hiç maça bir sıfır yada iki sıfır once başlayan bi takım gördünüzmü işte istanbul sözleşmesinin yaptığı bu. adliyelere gidin bakın. insanları yalana hileye düzene yönlendiriyor fıtratı bu anlamdada bozuyor

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle