--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Devlet aklı

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

Devletin bir aklı olmalı mı gerçekten? Üniversiteye başladığım 1985 yılında tamamen tesadüflerle dolu bir başlangıcın sonunda Prof.Dr. Esad Coşan ile tanışıp hayatımın geriye kalan yönünün değişmesinin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçmiş.

O yıllarda İslami duyarlılığı yeni keşfetmeye başlayan gençler olarak hepimizin düşmanı olan bir kavramdı devlet aklı. Bizim kuşağımız, devlet aklının inançların ve özgürlüklerin önündeki bariyer olduğunu düşünürdü.  

Devletin kurumsal işleyişini kendi vatandaşlarına karşı korumayı amaçlayan devlet aklının o dönemlerdeki düşmanı Müslümanca duyarlılıktı. Devlet aklı veya onların adına birileri tarafından samimi Müslümanca duyarlılık bastırıldı. Samimi Müslümanlar sistemden tasfiye edildi. Şeklini kendilerine benzettikleri, kökü dışarda naylon bir teşkilatla boşluğu doldurdular.

Yaşadığımız travma devlet aklının ürettiği bu binbir surat, naylon ve kökü dışarda canavarın saldırısıdır. Saldırı öyle küçümsenecek bir saldırı değil.  Saldırı karşısında bunalanların yeniden devlet aklını göreve çağırmalarına tanık oluyoruz. 

Devlet aklı demek maalesef devleti yönetenlerin aklı demek olmadı şimdiye kadar. İktidarlar ya devlet aklına teslim oldu, ya da devlet aklının ürettiği kumpaslara kurban. İlk defa devlet aklının ürettiği canavar, milletin hissiyatı karşısında diz çöktü. 

İçinde bulunduğumuz atmosferi korkutucu hale getirip tekrar devlet aklını göreve çağırmalar başladı. Stockholm sendromu gibi. Provokasyonlarla bu çağrılara zemin hazırlayanlar var. Sanki içinden çıkılmaz bir durum var. Bu durum ancak bazı akıl hocalarının zekalarıyla aşılabilir gibi bir beklenti oluşturuluyor. Şunun altını kalın çizgilerle çizelim ki, bu zamana kadar milletin aklı ve hissiyatı dışında problem çözen hiçbir mekanizma olmadı. Devleti yönetenlere milletin aklı yeter. 

Samimi olarak bir devlet aklı inşa edilmesini isteyenler, aslında devlete bir hafıza inşa edilmesini istediklerinin farkında değiller. Devletin bir hafızası olmalı. Devletin hafızası bekasının birinci koşuludur. Şeytanın örgütü onun için öncelikle devletin hafızasına saldırdı. Devlet hafızası başka şey, devlet aklı çok başka bir şeydir.

Bugün FETÖ soruşturmalarında yaşandığı iddia edilen hatalar devlet aklının değil, devletin hafızasının yok edilmesinin sonuçlarıdır. Duyuyoruz ya, ömrü bu şeytanlarla mücadele içinde geçmiş insanlar FETÖ’cülükle suçlanıyor. Ömrü FETÖ ile mücadele içinde geçen biri FETÖ’cü olmakla suçlanıyorsa, devletin hafızası çalışmıyor demektir.

Bu arıza sadece suçsuz birinin suçlanması sonucuna yol açmaz. Suçsuz biri suçlanıyor ise, kesinlikle suçlu biri de gizleniyor demektir.

Acilen ihtiyacımız olan şey devletin hafızasını yeniden inşa etmektir.

Öyle bir şeytani örgütle karşı karşıyayız ki. Video görüntüleri izlettirilen olayları bile reddediyor. Dünyanın en alçak örgütü bunun için bunlar. Başka hiçbir terör örgütü bunlar kadar alçak olamaz.

Terör soruşturması dosyası görmüş olanlar çok iyi bilirler. Bir PKK militanı, bir DHKPC militanı, bir DAEŞ militanı veya hangi terör örgütü olursa olsun yakalandığında bunlar gibi yüzsüz davranmaz.

Onun için FETÖ denilen alçaklar örgütü ile mücadele için devletin hafızasının acilen ve yeniden inşa edilmesine ihtiyaç var.

Devlet kimin bu alçakların işbirlikçisi olduğunu not edebilseydi. Bugün yaşanılan huzursuzluklar olmazdı. 

Kendisini tedirgin hisseden insanlar siyasetin yumuşak karnını oluşturuyor. Cumhurbaşkanının açıklamalarından da anlıyoruz ki, referandumda halk desteği bir ara yüzde otuz sekizlere kadar düşmüş. Yani yaklaşık yüzde on üçlük bir kesim, bir ara hayır deme eğiliminde iken, Türkiye’nin yüz yüze olduğu tehlikeyi göz önüne alarak son tercihini evet olarak kullanmış. Demek ki yüzde on üçlük bir kesim çeşitli tedirginlikler yaşıyor. Siyasetin görevi bu tedirginliği bir an önce ortadan kaldırmaktır.

Devletin egemenlik alanındaki detayları not etmemesinden dolayı haksız olarak bazı kimselerin suçlanabildiği görüşü üzerinden devlet aklına davet çıkarmak doğru bir yol değil. Gerekli olan devletin hafızasıdır. Aklı değil.

Devletin aklı, devletin seçilmiş yöneticilerinin aklıdır. Bunun üzerinde gölge bir akıl odası inşa etmek isteyenler niyetleri ne kadar halis olursa olsun doğru yolda değiller.

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle