--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dememiş miydik sporun hukuku yoktur

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

Daha önce yazdım.

Sporun bir hukuku yok ve özellikle de uluslararası spor hukuku bir tehdit ve şantaj düzeni. Tehdit ve şantaj dışında bir yaptırım gücü de yok, bu karakuşi düzenin bir denetleyicisi yine kendisi. Dışarıdan bir denetim de yok.

Mafyanın tehdit ve şantajının bile bir raconu var ama, uluslararası spor kuruluşlarının bu kadar bir ilkesi ve kuralı yok maalesef.

Eline yetkiyi alan, kafasına göre bir düzen oluşturmakta serbest.

Basketbol Federasyonumuz, EUROCUP Organizasyonuna katılacak kulüplerimizi tehdit ediyor. Ligden atarız diye.

Hangi yetkiyle. Sanki dağ kanunu var. İstediği zaman bir takımı ligin dışına atabilecek isen bunun neresi hukuk?

Türkiye bazı kulüplerin EUROCUP organizasyonlarına katılmasına izin verirse, FIBA Türkiye’yi uluslararası turnuvalardan ihraç etmekle tehdit ediyormuş. Türkiye FIBA’nın tehditlerine boyun eğmezse, olimpiyat dahil her türlü organizasyonun dışına atacaklarını söylüyorlar yani.

Türkiye Basketbol Federasyonu diz çökmüş, tehditlere aracılık yapıyor.

Bu ülke bir hukuk devleti ise, Basketbol Federasyonu yetkilileri ve FIBA yetkilileri hakkında savcılar gereğini yapar.

Bir spor kulübüne, spor ahlakı ve sportif değerlere uygunluk dışında hiç kimse bir sınır çizemez.

Bu ülkenin hukukunun koruması altındaki kulüpler, istedikleri organizasyona istedikleri gibi katılırlar.

Bizim ülkemizin hukukunun şemsiyesi altındaki kulüplerimiz, İsviçreli bir dernek olan FIBA’nın tehditlerinin altında ezilmemelidir.

Şunu anlıyoruz ki, koca bir milletin kaderi İsviçreli bir derneğin elinde. Geleceğimiz, itibarımız, hukukumuz İsviçre’ye konumlanmış bir örgütün iki dudağının arasında.

İstediği gibi bizimle oynayabileceğini gizleme ihtiyacı da duymadan deklare ediyorlar.

Mahkemeleri olan CAS (Court Of Arbitration Sports) da mahkeme falan değil, kendilerinin kurduğu bir vakıf ve aynı düzenin bir parçası.

Habertürk’te Serdar Ali Çelikler yazmıştı, futboldaki kirli ilişkiler ve bunların yarattığı mafya düzenini. Bir grup avukatın futbol düzenini nasıl paylaştıklarını ve futbol sektörünün üzerine nasıl çöktüklerini.

Şu anda görev yapsan FIFA Başkanı, bu çetenin darbesi ile iş başına geldi. İnanılır gibi değil, kabile devletlerinde bile olamayacak şeyler, dünyanın en bilinen spor örgütünde herkesin gözü önünde yaşandı da, herkes kabullendi gitti.

Türkiye’nin ve esasında tüm dünyanın maruz kaldığı bu aşağılayıcı davranışları kabul etmek, buna boyun eğmek bu millete yapılacak en büyük kötülüktür.

Türkiye spor konusunda karar alacak ise, bu çetelerin şantajı altında almamalı. Kendi hukuk anlayışı, spor görüşü ve vizyonu neyi gerektiriyor ise o kararı almalı.

Bu çete elbette Türkiye’yi tehdit edecek, belki de kendi kendine bir takım yaptırımlar uygulamaya kalkacaktır. Olsun. Bu kölelik düzenine karşı özgürlük ateşi de yanmış olur. 

Bu vesileyle, karar alma süreçlerinin nasıl çalıştığını da hepimiz yakından görmüş oluruz. 

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle