Çok değerli zamanları ziyan etmemek lazım
Tarihin kırılma noktalarında felaket yaşanıyormuş gibi bir hissiyat olmuştur. Dünyanın yeniden kurulduğu büyük kırılmalara tanıklık edenler, gelecek kaygısı bir tehlike duygusuna kapılıp çok acı çelmişlerdir.
Büyük sarsıntılar olmadan büyük kırılmalar olamıyor. İnsanlığın alaca karanlık kuşağını kıracak büyük sarsıntının bu kadar ağır olmasını elbette talep etmeyiz.
Özellikle de tutunacak dalı bulunmayan mazlum çoğunluğun bu ağır imtihandaki acılarını yüreğimizin ta derinliklerinde hissetmeden insan olamayız zaten.
Büyük sarsıntıların da bir sahibi var. Kainatı var eden Rabbulalemin’in hikmetine sual edemeyiz.
Dünya ilk defa büyük ve ağır bir sarsıntıya maruz kalmıyor. Bu defa da her şeyin yeni baştan ve eskisinden daha güzel ve yenilenmiş olarak ayağa kalkacağından bir an bile kuşku duymamak imanımızın gereğidir.
Sorumluluklarımıza odaklanmamız lazım. Değer yazgılarımızın kaynağı bu sorumluluk duygumuzdur. Büyük imtihan dönemleri aynı zamanda birer fırsat dönemleridir. Büyük bir imtihanda, sorumluluklarımıza odaklanıp, her şeyin savrulduğu bu sarsıntıyı kendimiz, milletimiz ve insanlık için fırsata çevirmemiz lazım.
Yöneticiler bilmeli ki, bugün yaşadığımız sarsıntılar bize millet olarak ve ümmet olarak tarihin en büyük fırsatlarını da veriyor. En kısa zamanda virüsün yayılmasını kontrol edilebilir bir düzeye getirip, insanlık için yola koyulmamız lazım. Mücadelenin en önemli aşaması, bir zaman çizelgesi yapacak duruma gelmektir. Mücadelenin ne kadar süreceği ikinci gündem maddesidir. Birinci gündem maddemiz, virüsün yayılım haritasını çıkarıp, yayılma alanları ile ilgili sınırları çizip, önümüze riskin yayılma ve azalma alanları ile zamanlarının çizelgesini çıkarmak olmalı. Süreci belirsizliğe teslim etmenin maliyeti ağır olabilir. Süreci izlenebilir ve yönetilebilir hale getirmenin çıkaracağı fırsatları hesaplamak bile mümkün değil.
Önümüzde başarılı olmuş örnekler var. Özellikle Güney Kore örneğini çok dikkatli izlemek gerekiyor. Bize çok benzeyen bir yayılımı sonuç itibariyle kontrol altına aldılar.
Keza altından kalkılamayacak bir kaosa giden ABD var. ABD’nin durumu gördüğüm kadarıyla İtalya’dan bile çok daha kötü.
Keza önümüzde bir İtalya örneği var. Yaşanılan kaosu gördünüz. Ancak şunu söyleyeyim İtalya bile bu haftadan sonra sürecin kontrol altına alındığı bir döneme girecektir.
Çin örneği var. Virüsün merkezi durumundaki Çin, büyük kaosu atlattı. Aktif virüslü hasta sayısı itibariyle ilk 50’nin dışına çıkıyor.
Demek ki çözüm var. Hatta bir değil birden çok çözüm yolu var.
Aslında biz, bu örneklerin dışında tamamen kendi modelimizi de inşa edebiliriz.
Bunun için inançlarımızın bize yüklediği sorumluluk anlayışına geri dönmemiz gerekiyor.
Aslında milletimiz büyük çoğunlukla sorumlu davranıyor. Sorumluluk duygusundan yoksun ahlaksızlara ise hiçbir şekilde izin verilmemesi gerekiyor.
İnançlarımız bize, salgın hastalık dönemlerinin büyük mükâfatlar için benzeri olmayan fırsatlar verdiğini söylüyor.
Karantinanın bir ibadet biçimi olduğunu idrak etmeniz gerekiyor. Hiçbir ibadet karantina tedbirlerine uygun davranmaktan daha faziletli olamaz.
İbadet bilinci ve sorumluluğu içinde, başka insanların hakkına riayet ederek sorumluluklarımızı yerine getirip, benzerini hiçbir başka dönemde bulamayacağımız fırsatları kullanmak gerekir.
Bu salgın geçtikten sonra, eve kapanarak bu müstesna ibadeti yapacak fırsatı bir daha bulamayabiliriz.
Sorumluluklarımızı hatırlayıp, bu müstesna zamanları ziyan etmemeniz lazım.


