Bu nasıl iş
Son KHK enteresan hükümlerle dolu.
Örneğin avukatlık mesleğinin alanını ufak ufak daraltan düzenlemelere ne gerek var?
Dünya genelinde bir trilyon dolara yaklaşan hukuki yardım ve danışma ekonomisinden bizim hukukçularımızın alacağı payın artırılmasının kapısını aralayacak düzenlemeler yapmak kimsenin aklına gelmiyor.
Ne zaman bir kanun paketi çıksa ceza yargılama mevzuatı değişiyor.
Bu kadar çok değişiklik, ne yapılacağı konusunda kafa karışıklığı yaşandığı görüntüsü veriyor.
Milli iradenin ayağa kaldırılmasında en kritik rolleri üstlenen avukatların zayıflatılması değil, güçlendirilmesi gerekir.
Ekonomik olarak güçlendirilmeden mesleki kalitenin artırılması mümkün değil.
Anadolu’da zor şartlarda mesleğini ifa eden avukatların gelirlerini daraltarak avukat örgütlerine ayar vermek düşünülüyorsa üzücü gerçekten.
Ankara, İstanbul ve İzmir’in baronlarının oligarşisine son verecekseniz, Anadolu’daki gariban avukatı cezalandırmak yerine dünyanın en adaletsiz ve en ilkel seçim sistemini değiştirin.
Cumhurbaşkanı seçim sistemi değişti, baroların seçim sistemi değişmiyor.
Olan garibana oluyor.
Ya yükseköğretimde iade edilenlerin eski görev yerlerine dönmeyi yasaklamak ne oluyor?
Yükseköğretim kurumlarından ihraç edilenlerden görevine iade edilmesine karar verilenler eski görev yerlerine dönemeyecek.
Bir kişi göreve iade ediliyorsa bu ne demek, FETÖ’cü değil demek değil mi?
Eğer ihraç edilen FETÖ’cü ise bunu geriye döndürmek zaten ihanettir.
Eğer ihraç edilen FETÖ’cü değil ise bu sürgün cezası niye var?
Eğer rektör FETÖ’cü olmayan birini tamamen kişisel nedenlerle cezalandırmak için kumpas kurmuşsa, Olağanüstü Hal İnceleme Komisyonu’nda durum ortaya çıkacaktır. Göreve iade edilen öğretim üyesini kumpas kuran rektör ile aynı yerde çalıştırmamak için Olağanüstü Hal İnceleme Komisyonu’nun kararlarının önüne bariyer konulması doğru bir fikir değil.
Suçsuz birine haksız ceza verilmesi zaten bir mağduriyet yaratır. Olağanüstü Hal İnceleme Komisyonu bu durumu düzeltmeye karar verdikten sonra mağduriyeti başka şekilde sürdürmek doğru bir yaklaşım değil.
Bu düzenlemeyi hükümete kimin önerdiğine dikkatli bakmak lazım.
Şundan emin olun, yükseköğretim kurumlarında görev yapan FETÖ’cü listesi çok iyi bilinir.
Çünkü birçok seçimde bunlar kendilerini açık ettiler.
Ama bu konuda bir kaç istisna hariç, yükseköğretim kurumları yöneticileri kesinlikle samimi davranmıyor.
Çok samimi olanlar da var ama yükseköğretim kurumlarının bazılarında FETÖ mücadelesi göstermelik olarak yapılıyor.
Samimi davranmış olsalardı çok etkili bir FETÖ mücadelesi ortaya çıkardı.
Yargıda FETÖ mücadelesi niye bu kadar etkili yapılabildi?
Çünkü yargı alanındaki seçimlerde kendilerini açık etmişler.
Yargı dışında bünyesinde seçim yapılan tek kurum üniversiteler.
Peki aynı etkinlikte mücadele üniversitelerde niye yapılamıyor sizce?
Şimdilik sadece bunun altını çizmiş olalım.
Yer, zaman ve isimleri de bilahare yazacağım.


