--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu küstahlık nereye kadar

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş
4

Üç büyük ilin baro yönetimlerinin terör örgütlerinin vesayetine girdiği, bu grupların sözcüsü gibi davrandığı ve bu milletin değerlerine sistematik bir düşmanlık yaptığı konusunda aklıselim bir tek kişinin bile itirazı olduğunu sanmıyorum. 

Bu çirkinliğe son verilmesi gerektiği çok açık. Ama doğru yöntemin ne olduğunun da iyi etüt edilmesi gerekir.

Çoklu baro fikri de dahil olmak üzere, baroların azgınlığını dizginleyecek arayışların tamamı son derece haklı nedenlere dayanıyor. 

Avukatlar, terör örgütünün sözcüsü gibi davranan yönetimlerin temsil ettiği baroların parçası olmak istemiyorlar. Son derece haklı bir isyan bu. Avukatlar ödedikleri aidatların, sol partilerin hukuk komisyonuna dönüşen çalışmaların finansmanı için kullanılmasından rahatsızlar. Toplumun değer yargılarına açılan savaşın öncüleri gibi davranan barolarla adlarının yan yana anılmasını da istemiyorlar. Sonuna kadar da haklılar.

Marjinal grupların sözcüsü durumuna gelen baroların avukatlık mesleğine kazandıracağı bir değer yok. Toplum nezdinde avukatlık mesleğinin ciddi bir itibar kaybetmesine neden oldular. Azgınlık baro yönetimlerinden geliyor ama bedelini tüm avukatlar ödüyor.

Bu azgın baro yönetimlerinin, avukatların mesleki itibarı ve statüsünü zerre kadar önemsediklerini de düşünmüyorum. Düşünseler, mesleki dayanışmayı ve mesleki statüyü geliştirecek küçücük de olsa bir adımları olurdu.

Sadece Barolar Birliği’nin son iki yılda avukatlık mesleğinin itibarı ve ihtiyaçlarını temel alan yaklaşımların neler ürettiğini görüyoruz. Barolar Birliği’nin avukatları öncelemesine de tahammülleri yok. Ellerinden gelse seçimi beklemeden değiştirecekler. Avukatların mesleki ihtiyaçlarını temel alan her türlü girişimin bir provokasyonla yerle bir etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Yıllardan bu yana onlarca çağrı yaptık. Bu küstahlığa bu zamana kadar izin verilmemesi gerekiyordu. Meslek örgütlerinin, mesleki konular dışında, marjinal grupların ve terör örgütlerinin sözcüsü gibi davranmalarına karşı, hukuk yolları etkili bir şekilde işletilmeliydi. Bu günden sonra da yapılması gereken ilk iş budur. Baroların LGBT komisyonu kurmalarına sessiz kalıp, LGBT’yi savunmalarına karşı çıkmak, işin özüne değil sözüne karşı çıkmak olur.

Bu azgınlıklar hatta küstahlıklar insanların tahammül sınırlarını zorluyor. İnsanlar bu azgınlığın bir parçası olmak zorunda kalmaktan rahatsız oluyor. Bu azgınlık bir türlü önlenemeyince, bari bırakın biz kendi köşemize çekilelim demeye başlıyor. Dolayısıyla çoklu baro önerileri geliyor. Herkes kendi yoluna diyerek, kendimize bir azınlık kompartımanında sığınma alanı isterken, bu azgın gruba siz de kendi yolunuzda bir kurtarılmış bölgede dilediğiniz gibi hareket etme özgürlüğüne sahipsiniz denilmemeli.

Bu ülkede meslek kuruluşları meslek kuruluşları, terör örgütlerinin meslek kuruluşları gibi davranma özgürlüğüne sahip olmamalı. Meslek örgütleri sadece mesleki konularda ve meslektaşlar arasında dayanışma amacıyla çalışmalı. Çoklu baro eksenine dönüldüğü takdirde, yine de mevcut baro yönetimlerinin, mesleki konular dışındaki amaçlarla hareket etmesini önleyecek mekanizmalar kurulmalı. 

Ben bugün yaşanan sorunların aşılmasında çoklu baro fikrinin doğru bir öneri olduğu düşüncesinde değilim. Bu görüş sadece bana ait bir görüş değil. Avukatların çok büyük bir bölümünün görüşü bu. Hatta kapsamlı bir çözüm önerisine dönüşmez ise, çoklu baronun mevcut sorunları çözmeyeceği gibi daha da artıracağını düşünüyorum. Esas sorun bazı baroların mevcut yönetimlerinin azgınlığını dizginleyecek bir model oluşturulmasıdır. 

Çoklu baro fikrine karşıyım ama çoklu baro fikrinin temelini oluşturan itirazların tamamını da haklı buluyorum. Avukatlık mesleğinin çok büyük çoğunluğunu oluşturanlar da mevcut baro sistematiğinin oluşturduğu azgınlığa isyan ediyor. Bu isyanı tamamen haklı buluyorum. Bu azgınlığa izin verilmemesi gerektiğini yıllardan bu yana yazıyorum ve söylüyorum.

Ancak azgınlığa karşı atılacak adım doğru hesaplanmazsa, yağmurdan kaçarken doluya tutulma ihtimali beni tedirgin ediyor.

Bugünün Türkiye’sinde bizim yaşamak için kendimize sığınacak bir alan aramamız, bir azgın gruba da kurtarılmış bölge ilan etme fırsatı verilmesi mevcut sorunları azaltmaz artırır gibi geliyor bana. 

Elbette bütün arayışlar çok sağlam bir gerekçeye dayanıyor ama baroların terör gruplarının sözcüleri ve millet düşmanlarının kurtarılmış bölgesi haline dönüşmesini engelleyecek çözümleri bütün olarak çok kapsamlı bir revizyonla hayata geçmesi gerekir.

Refah Partisi, ÇOK HUKUKLULUK çağrısı ile azgınlığa karşı sığınacağı bir kompartıman talebinde bulunarak kendini azınlığa mahkûm ediyordu. 

Biz gençlik yıllarımızda kendimizi BİZE YÜZDE YEDİ DERLER koridoruna hapsetmiş iken, Ak Parti, çoğunluğu terk edecek değil temsil yöntemin bulunabileceğini bize gösterdi.

Çoğunluğu terk etme yerine çoğunluğu temsil etme arayışında başarısız olanların değil, başarılı olarak çoğunluğu temsil yetkisi kazanan arkadaşların görüşlerine öncelik verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ben çoklu baro önerisinin doğru bir öneri olduğunu düşünmüyorum ama sonuç olarak birden çok baro kurulmasının yolu açılırsa, yeni baroya geçme konusunda ilk başvuru yapacak olan da benim. Eğer mevcut yönetimlerin azgınlığını dizginleyecek başka bir yöntem bulunamaz ise elbette bu azgınlığı kabullenmek gibi bir düşüncem olamaz. 

Fırsat bulduğumda avukatların mesleki ihtiyaçları ve dayanışmasını öne alan bir yönetim anlayışı kurmak yerine, bu toplumun çoğunluğunun inanç ve değerlerine sistematik bir şekilde saldıran küstahlığa elbette tahammül etmeyeceğim.

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Okur

8 Haziran 2020 05:46

Bu mevcut barolar demokratik yoldan seçilmiyor mu. Kanun gücünü kullanarak ele mi geçirmek, bölüp küçük olsun nenim olsun mi demek istiyorsun iniz. Gir seçime kazan sen isteğin gibi yönet. Yook. Olmaz. Bu milletin yarıya yakını da akp iktidarını istemiyor ama secilmis olduğu için o yönetiyor. Buna kimin itirazı olabilir. Siz seçim mücadelesini vermeden barolari bölüp kendinize alan açmak istiyorsunuz. TFF bir kaç tane olsunn mu. TTB çoklu olsun mu. BDDK bir kaç tane olsun mu. Hükümet iki tane olsun mu. Tabi ki bunlara aklı başında insanlar karşı çıkar. Siz de bence bir daha düşünün. Sağcı baro, solcu baro, milliyetçi baro, Kanarya sevenler barosu mu olsun.

H.Y.E

8 Haziran 2020 05:40

Tamam çoklu baro sistemine karşın da ne öneriyorsun?Hükumetin barolara da mi kayyum atamasını mi?

Okur

8 Haziran 2020 05:01

Sayın avukat acaba bir baro yönetiminde bulunmak üzere hiç mücadele ettiniz mi baro başkanlığı adayı oldumiz mu. Neden içerden mücadele etmeyip..

Mustafa

8 Haziran 2020 03:07

Sayın avukatım harika yazınız sağlam bir mantığa ve haklı gerekçeye sahip. Teşekkür ediyorum. Ilgililer inşallah içinden çıkması zor ve zahmetli bu durumu değerlendirirler. Ona göre de tedbir alırlar.

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle