Bize doktor değil damdan düşen lazım
Başkanlık sistemi tartışmalarına odaklanan siyaset gündeminin başında yine sivil anayasa konuları var.
Geçmişte sivil anayasa denilen özet taslağın sözcülüğünü yapan Anayasa Hukuku uzmanı Prof.Dr. Ergun Özbudun, bu taslak anayasa haline gelirse, askeri rejim döneminde yapılmamış olması nedeniyle bir sivil anayasa özelliği taşıyacağını ifade ediyordu.
Anayasanın sivil sayılması için, askeri rejimler döneminde yapılmamış olmasını yeterli sayıyordu hocamız. Genel bakış açısı aşağı yukarı bu şekilde.
Anayasanın politikalar üzerinde değil, süreçler üzerinde mutabakat olması gerektiği ifade edilirken, anayasanın sivil niteliği vurgulanırken; öngördüğü süreçlere değil, kurucu iktidarın politik niteliğine vurgu yapması ilginç.
Bir anayasanın karakterini, kurucu iktidarın politik niteliği değil, anayasal sistemin geliştirdiği süreçler tayin eder.
Anayasal sistemin tayin ettiği süreçler, sivil iradeyi öne çıkarıyorsa ve belirleyici kılıyorsa, o zaman bu anayasa sivil bir anayasadır.
Bu anayasayı kimin yaptığının da hiçbir önemi yoktur.
Eğer bir anayasa sivil iradenin önünü kapayan, sivil iradenin üzerinde bir bürokratik ve oligarşik iktidar oluşturuyorsa, bu anayasayı sivil iktidarın yapması anayasayı sivil bir anayasa haline de getirmez.
Sivil anayasa sivil iradenin üstünlüğünü ve bu iradenin üzerindeki her türlü bürokratik vesayeti kaldırmayı hedeflemelidir.
Askeri müdahaleler nedeniyle oluşan toplumsal öfkenin rüzgarı kullanılarak başka bir bürokratik ve hatta oligarşik vesayete yelken açmamalıdır.
Anayasal süreçler ile ilgili pratik tartışmalar ve zihinsel egzersizler yerine, karşılıklı argümantasyona dönüşen ve herkesin bir birine karşı bildiğini yüksek sesle bağırmasından ileri gitmeyen ideolojik tartışmalarla işe başlanması, sivil anayasa projesinin geleceği konusunda şahsen bende bazı kuşkular oluşturmaya başladı.
Sivil anayasa projesi toplumsal öfkeleri körükleyen ve aslında vatandaşın talepleri ile ilgili bir pratik değer taşımayan hamasi tartışmaların arkasına gizlenirse, bundan memleket için hayırlı bir sonuç çıkmaz.
Sivilin yani vatandaşın talepleri yeni ve sivil bir anayasanın temelini oluşturmaldır.
Aksi takdirde yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş oluruz. Anayasa tekniği ile ilgili bilgisi ve donanımı ne olursa olsun, sivilin beklentilerinin uzağındaki tuzu kuruların yeni anayasayı şekillendirmesine izin verilmemelidir.
Doğru çözüm önerileri, ancak problemi yaşayanların mutabakatı ile sağlanır.
Anlayacağınız bize doktor değil, damdan düşen lazım.


