--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Biz yargıya güveniyoruz ama

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

Aylardan bu yana yargı eleştirilerinin genelleştirilmesinin doğru olmadığını söylüyorum. Yargı elbette hatalı uygulama yapabilir. Bir yargı kararının hatalı olduğunu düşünen varsa bu özel durumu açıkça ifade etmesi gerekir. Varsa kendi görüşünü de ekleyebilir.

Hakim ve savcılar da en nihayetinde insan. Doğal olarak insanlara ait olan hataların tamamını yapabilirler.

Bu hataların, yargılama hukukundaki sınırlar içinde tartışılabilmesi ve mümkün ise görüşlerin ifade edilebilmesi gerekir.

Bu hafta ilginç bir karara tesadüf ettim. Adamın biri Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki bazı sözleri nedeniyle Atatürk’ün hatırasına hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından ayrı ayrı olmak üzere toplam iki buçuk yıl hapis cezası ile cezalandırılmış. Sanıyorum bir aydan bu yana tutuklu olan şahsın tutukluluk halinin devamına karar verilmiş.

Herkese diyorum ya, bir hatalı uygulama iddiası varsa bunu inceleyin konuşacaksanız sonra konuşun.

Bir aydan bu yana tutuklu olan birine, iki buçuk yıl ceza verildiği halde tutukluluk halinin devamına karar verildiği yazılınca acaba haberde eksik olan bilgiler mi var diye aklıma gelmedi değil. Bir avukat arkadaşımdan rica ettim. Dosya bilgilerini inceledim. Gördüm ki gazete haberinde yazanlar kelimesi kelimesine doğru.

Mahkeme kararında işlendiği iddia edilen suçların işlenip işlenmediği konusunda bir yorum yapmayacağım. Bir eylemle kanunun birden çok hükmünün ihlal edilmesi halinde, tek eylem nedeniyle iki ayrı ceza verilip verilemeyeceğini de bu aşamada tartışmaya gerek duymadım. 

Ama bir süreden bu yana tutuklu olan şahsa, sonuç olarak iki buçuk yıl ceza verdikten sonra tutukluluk halinin devamına nasıl karar verilebildiğini anlamış değilim.

Sonuç ceza iki buçuk yıl. Bu cezanın infaz süresi yarısı kadar. Yani 15 ay. Kanuna göre bir kimsenin infaz süresinin son iki yılını denetimli serbestlikle geçirmesi gerekiyor. Sonuç infaz süresi iki yılın altında olduğu için, mahkemenin verdiği karar doğru kabul edilse bile cezaevinde kalmayı gerektirecek bir durum yok. Adam bir süredir tutuklu. Tutukluluk halinin de devamına karar verilmiş.

Sanığın infaz edilecek cezası yoksa, tutuklu kalması nasıl mümkün olabilir ki!

Sonuç olarak ortaya çıkan durum şu:

Sanık kanun yollarına başvurur ise tutukluluğu devam edecek. Kanun yollarına başvurmaz ise, karar kesinleşecek ve hükmün infazı aşamasına geçilerek sonuç cezanın infazı gereken kısmı bulunmadığından serbest bırakılacak.

Suçun işlenip işlenmediği konusunda bir değerlendirme yapmıyorum. Mahkemenin verdiği sonuç ceza doğru kabul edilse bile ilginç bir tablo ortaya çıkmıyor mu?!

Mahkemeler elbette bağımsız. Mahkemeler tarafından verilen kararlar doğru da olsa, hatalı da olsa uygulamak dışında bir seçenek olmadığından yargı kararlarına beğensek de beğenmesek de saygı duymak dışında bir seçeneğimiz yok.

Yargı kararlarına saygıya sadece yargının değil esas bizim ihtiyacımız var. Yargı kararlarına saygının kaybolması, insan ilişkilerinde ve özellikle de kamu düzeninde olumsuz etkilere neden olur.

Ama mahkemelerin de, verdikleri kararın adalete inancı kuvvetlendirdiğini mi yoksa zayıflattığını mı dikkate alması gerekiyor.

Herkesin yargı kararlarına saygı konusunda duyarlı davranması beklenirken yargının kendisinin de bu saygıyı kuvvetlendirecek ve içtenleştirecek şekilde davranması gerekir.

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle