Balkanlar’a yeni bir vizyon lazım
Dokuz günlük Balkan turumuzu tamamladık.
Ne çok şeye sahip olduğumuzu anlamak İÇİN çok çok faydalı bir gezi oldu.
Balkan bölgesinde hatta Osmanlı sınırları içinde bulunan bütün milletlere karşı büyük bir sorumluluk taşıdığımızı bir kez daha fark ettik.
Türkiye, Balkan bölgesinin alt yapısını geliştirecek bir kaynak yaratmalı, hem bu bölgelerin standartlarını geliştirmeli hem de kendi işadamlarına alan yaratmalı.
Türkiye’nin kaynaklarını paylaşma temelindeki rekabete takılıp kalarak hem kendisine hem de başkalarına zaman kaybettirenler çıksın bir Balkan turu yapsın.
Fırsatsa oralarda fazlası var. Milli çıkarlar için mücadele ise esas oralardaki cepheler bomboş kalmış.
Bir tek kişinin bile yapacağı çok şey var.
Türkiye, Avrupa kıtasındaki Osmanlı topraklarında kurulan yeni devletlerin toplam milli geliri kadar bir yatırım kapasitesini yaratacak güçte.
Bu bölgelere Türkiye’nin teyit kapasitesi üzerinden yapılacak yatırım bölgesel barışın da teminatı olur.
Sırbistan ve Yunanistan dahil hiçbir ayırım yapmadan bölgesel kalkınma İÇİN Türkiye bir iş planına sahip olmalı.
Balkanlar’da ayrışma ve rekabet yerine iş birliği ve birleşmenin yollarını aramamız gerekir.
Dış politikanın en önemli aracı hedef kitle kamuoyudur.
Rekabet içinde olduğumuz milletlerin yönetimleri seçimle iş başına geliyor.
O ülkelerin toplumları nezdindeki repütasyonumuz güçlü oldukça politikacıların bize karşı tavır almaları kolay olamaz.
Hem rekabete ve çatışmaya ne gerek var ki.
Bir saldırıya uğrarsak canımızla ve malımızla elbette karşı koyarız.
Ama çatışmaya neden olacak gerginlikleri ortadan kaldırmaya çalışmak ve mümkün ise çatışma potansiyelini tümüyle ortadan kaldıracak bir dünya inşa etmek hem milli hem de insani görevimiz.
Çatışmayı ortadan kaldıracak adımları attığımız halde birileri ısrarla bize saldırırsa bizim cevap vermemizin meşruiyeti karşısında kimse ağzını açamaz.
PKK konusunda devletimiz çatışmanın ortadan kaldırılması İÇİN yapılabilecek her şeyi yapmasaydı şimdi terörü kökünden kazımak İÇİN dağları dar eden mücadele bu kadar kolay olur muydu?
Kamu vicdanı kanaat getirdi ki gereken her şey yapıldı. Karşımızda bir hak arayışı yok bu topraklara yabancı bir istismar var. Ard arda atılan en sert adımlar bile kabul görüyor.
Balkanlar’ın o kadar dramatik bir geçmişi var ki; bu yaralar kolay kolay kapanmaz.
Yaraları kapatacak olan Müslümanın insanlık anlayışını hakim kılmak ve bölge insanını ayırım yapmadan kucaklayarak refahını yükseltmekten geçer.
Gördük ki; Balkan coğrafyasının yüzde doksan beşinin tek amacı var, insan gibi yaşamak.
İnsan gibi yaşamanın yollarını açan her kim olursa onun peşinden gitmeye hazırlar.
Biz onlar İÇİN refahın kapısını açalım.
Onlar kendi içlerinden çıkacak provokatörlere karşı çıkacaktır.
İnsanlık temelinde başkanların bir araya gelmesi Avrupa ve dünya barışının teminatı olur.
Bizim için düşman yok Müslümanlar ve Müslüman olmaya aday olanlar var.
Bakışımızı buna çevirmeliyiz.


