Asım Gültekin’in ardından
‘Göçtü Kervan Kalmak Yok’ diyordu sabitlenmiş tweetinde. Düşünce hayatının önemli değerlerinden biri, önden gidenlerin peşinden göçtü gitti.
Gencecik ömrüne sığdırdıklarına bakanlar büyük ihtimalle ileri yaşlarda olduğunu düşünüyorlardı ama, Asım kardeşim henüz kırk beş yaşında bile değildi.
Türkiye’nin düşünce hayatının köşe taşlarından biriydi. Bir yönüyle derin bir entelektüel birikimi ve durmayan üretimi vardı. Ama bundan daha önemlisi, düşünce hayatının eksenleri arasındaki bağlantı noktasıydı.
Kısacık ömrüne neler sığdırmadı ki. Ölüm haberini aldıktan sonra dostlarının hatırlattıklarını da görünce, aslında bildiklerimizin Asım’ın yaptıklarının çok azı olduğunu anlıyoruz.
Gerçek bir değeri kaybettik. Dergiler, edebiyatçılar, mizah yazar ve çizerleri, şairler, öğrenciler öksüz kaldı. Kaybettiğimiz sadece Asım’ın fikri üretimi değil, belki de bir biri ile Asım üzerinden irtibat kurabilen yüzlerce kişi arasındaki bağ koptu. Alimin ölümü alemin ölümü gibidir ya. Tam olarak öyle bir şey işte. Kaç kişi öksüz kaldı hesab edemezsiniz.
Katışıksız bir Sünni İslamcı görüşe sahipti. Kendisini muzip devrimci olarak tarif ediyor tebessümle yapılacak devrimi özlüyordu. Devrimin maskaralarına inat devrimin makarasını hayatının merkezine yerleştirmişti. Kansız, kinsiz, nefretsiz, şiddetsiz, silahsız, ölümsüz bir tebessüm devriminin lideri gibiydi.
Her ölüm erkendir ama bu sefer şok edecek kadar erken oldu ölümü. Belki de hiçbir ölüm erken değildir de biz henüz hazır değiliz.
Yine bir muziplik olduğunu, helva yemek için geçmişte yaptığı şakalardan biri olduğunu görmek için neler vermezdi ki kadim dostları.
Okyanusun öbür ucunda, bir başka dava adamı aynı tebessüm geleceğinin yolcusu Levent Ali Yıldız’ın, Asım’ın ölüm haberini alınca gözyaşı ve yükselen hıçkırıkları ne kadar büyük bir öksüzler ordusunun geride kaldığını anlattı bana.
Dil ve kültüre, esasında İslam’a adanmış bir hayattan söz ediyoruz. İslamcı gelenekten, İslamcı geleceğe uzanan bir köprü gibiydi.
Dut delisiydi. Dut felsefesi, dut ekonomisi, dut siyaseti, dut tarihi üzerinden bir dut tarikatı bile kurmuştu.
Çok şey sığdırılmış sade bir hayatı vardı. Rahmetli Prof. Esad Coşan hocamızın tabiriyle, “Sadeliğin İhtişamı”. O kadar çok şey sığdırılmış sade bir hayat.
En gerilimli tartışmaları bitiren gizemli bir mizahi dili vardı. Sürekli tebessüm üzerine kurulmuş bir hayat. Bir hayata sığdırılabilecek olandan çok fazlasını ifade ediyordu Asım.
Muvahhid bir mümin olduğuna şehadet ediyoruz elbette. Benim gibi on binler de şehadet edecektir.
Rabbül Aleminin rahmeti üzerine olsun. Mekanı cennet olsun.


