Anayasa Mahkemesi gereksiz bir tartışma çıkardı
Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında verdiği ihlal kararının gerekçesi son derece yanlıştır.
Anayasa Mahkemesi bu kararı ile hiç gerek yokken ilave en az elli bin başvurunun yapılmasına neden olacaktır. İş yükünü altından kalkılamayacak kadar artırarak kendilerini de çalışamaz hale getirmiş olacaklar. O kadar hatalı gerekçeler var ki. Bundan sonra yapılacak on binlerce başvuruda, Mehmet Altan-Şahin Alpay kararında dayandıkları gerekçelerin arkasında durmaları da mümkün değil.
Bir öyle bir böyle karar verdiklerinde de olan Anayasa Mahkemesi’nin saygınlığına olacak.
Tabii gömleğin düğmelerinden biri hatalı iliklenince sonrasındaki düğmelerin yerli yerine oturması da mümkün olamıyor.
Mahkemeler hükümleri verirken, bu hükümlerin doğuracağı sonuçları hesaplamazlarsa durduk yerde karmaşaya neden olurlar.
Anayasa Mahkemesi kararı üzerine değerlendirme yapan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de çok ilginç bir karara imza attı.
Heyet üyelerini tanımıyorum. Ağır saldırılar altında görevlerini yerine getirmeye çalışıyorken, Anayasa Mahkemesi tarafından haksız bir şekilde ortada bırakılmanın öfkesi verdikleri karardan seziliyor. Belli ölçüde bu öfkede haklılar da.
Anayasa Mahkemesi, incelemeye aldığı yargılamanın bütün dinamiklerini, karar veren hakimlerin motivasyonu da dahil olmak üzere tüm sonuçları dikkate alarak bir değerlendirme yapmalıydı. Bir karar yargılamanın altındaki bütün zemini çekip almamalı.
Anayasa Mahkemesi önce kısa ve özet bir kararla ihlal kararı verdiğini açıkladı. Anayasa Mahkemesinin gerekçesiz ilk kararı ile yapılan tahliye talebi üzerine mahkemece, gerekçeli karar tebliğ edilmeden bir karar verilmeyeceği yönünde karar verdi.
Anayasa Mahkemesi çok geçmeden kendi sitesinde gerekçeli kararını yayınladı. Yerel mahkemece, Anayasa Mahkemesinin kararına göre tahliye kararı verilebileceği gibi Anayasa Mahkemesi kararında ihlal olarak kabul edilen hususlar giderilerek sanıkların tutukluluk halinin devamına da karar verilebilirdi.
Ancak yerel mahkeme olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi kararının bir görev gaspı olduğuna ve bu kararın yok hükmünde olduğuna karar verdi. Bir üye Anayasa Mahkemesi kararındaki yanlışlıklara dikkat çektikten sonra, yanlış da olsa Anayasa Mahkemesi kararını uygulayarak tahliye kararı verilmesi dışında bir seçenek olmadığını ifade etti.
Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararı üzerine bana göre tahliye kararı vermek zorunda değildir. Anayasa Mahkemesi kararında ihlal olarak değerlendirilen hususları değiştirerek tutukluluğun devamına karar verebilirdi.
Bunu yapmak yerine, uygulamada hangi sonuçları doğuracağını kestiremeyeceğimiz şekilde, Anayasa Mahkemesi kararının yok hükmünde olduğuna karar verdi.
Karara itiraz edilirse itiraz incelemesini yasa gereği takip eden numaralı ağır ceza mahkemesi olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi yapacak.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, daha önce Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine Can Dündar’ı tahliye eden mahkeme. Yani Anayasa Mahkemesi kararı hatalı da olsa sonuçlarına göre tahliye kararı verilmesi gerektiğini düşünüyor.
Kendi baktığı dosyada Can Dündar hakkında böyle karar veren mahkeme, itiraz incelemesinde farklı bir karar verebilir mi veya itiraz incelemesinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararını kaldırırsa sonuçları nasıl olur onu bilmiyorum.
Zaten önümüzde yeteri kadar iş ve konu var.
Durduk yerde hiç gerek yokken yeni bir kriz konusu çıkarmaya ne gerek vardı. Onu da anlamak mümkün değil.


