--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yargıtay’dan Doğan’a... Doğan’dan PKK’cılara kıyak!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

“Bayram değil, seyran değil, Aydın Doğan nerden gündeme geldi” diyeceksiniz..

Aydın Doğan gündemden hiç çıkmadı ki.. 

Nasıl çıkabilir?

Hergele, her gün, bir fırsatını bulup HDP’ye övgüler düzüyorsa..

HDP maskesi altında, PKK’ya gülücükler gönderiyorsa..

Şirin Payzın, PKK destekçilerini toplayıp..

“Ne dersiniz, AK Parti çözüm sürecini bitirirken nerede yanlış yaptı” diyorsa..

Çözüm sürecini bitirenin, eli kanlı terör örgütü PKK’nın, Adıyaman’da askerimizi şehid etmesi.. Ceylanpınar’da iki polisimizi şehid etmesi değil de.. 

“Askerin Kandil’i bombalaması” olduğunu, bir algı operasyonu olarak empoze etmeye çalışıyorsa.

Günde iki-üç defa Doğan grubu televizyonlarında ekrana çıkan..

“O zaman, bir daha seçim yapalım. Olmadı deyip, bir daha yapalım. Sonra bir daha yapalım” diyerek..

Ülkenin “hükümetsiz kalması” veya “solakların dayatmalarına boyun eğilmesi” şeklindeki iki çıkmaz sokaktan birisinin kabul edilmesini öneren Şükrü Küçükşahin, bu faşizan söyleme cesaret bulabiliyorsa..

İki yıl önce Murat Karayılan’la Kandil’de görüşen.. Bir koltukta fotoğraf çektiren..

Radikal’i, PKK’nın internet sitesi haline çeviren..

20 Temmuz’dan sonraki asker ve polis şehadetlerine rağmen, PKK örgütünün Avrupa’daki yöneticilerinden Remzi Kartal ile röportaj yapıp, Radikal’de yayınlatan Ezgi Başaran..

Borsada işlem gören Hürriyet Gazetecilik A.Ş.’nin sahibi olduğu Radikal sitesinde, Remzi Kartal’ın “Siyasi olarak meselenin tartışılmasının önü açılırsa PKK silahı toptan gündemden çıkarmaya hazırdır” şeklinde kafa karıştırıcı açıklamalarla halkın aldatılmasına ortam oluşturuluyorsa..

Her ne kadar son yazısı, Radikal’in internet sitesine girip, Hürriyet’in internet sitesinde yayınlanmamış olsa da.. Cengiz Çandar utanmazca, “Erdoğan’ın da ‘savaş politikası’ndan vazgeçmesi gerekiyor” şeklindeki sözleri ile, akan kanın bir sorumlusunun da Cumhurbaşkanı olduğu imasında bulunabiliyorsa..

Ve daha birçok marjinal yazar, kendilerine Doğan grubunda yer bulup, onbinlerce insana Doğan medyası aracılığı ile ulaşıp, halkı zehirlemeye devam ediyorsa....

Bilin ki..

Aydın Doğan, her gün gazete manşetlerinde yer bulsa..

Yine de azdır..

•

Nereye geleceğim?

“Kağıt üçkağıdı davası”nın.. 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda karara bağlanmış olmasına rağmen..

İki aydır, kararın yazılmamış olmasına..

Düşünebiliyor musunuz?

Ayak oyunları ile, borsada işlem gören şirket, yukarıda belirttiğim şekilde, bir yandan PKK propagandası yapanlara kucak açarken..

Bir yandan da, aile fertlerine para aktarılan kaynak haline getirildiği halde..

Yapılan onlarca uyanıklıktan, bir-iki tanesi mahkemeye intikal ettirilmesine karşılık.

Onlar da..

Halkın gözünün içine baka baka..

Zamanaşımına uğratılmak üzere, raflarda bekletiliyorsa..

Burada vahim bir yanlış var demektir..

•

Dosya, 2 Temmuz 2013’te karara çıkmıştı.

15 Eylül 2013’te Yargıtay Başsavcılığı’na gelmiş, 23 Ekim 2013’te de, Ceza Genel Kurulu önüne konulmuştu..

Dava zaten, 5 yıllık geçmişi olan bir dosya.. O bunu demiş, bu şunu demiş..

Ceza Genel Kurulu da, Türkiye’deki en yetkin ceza yargılaması organı..

Ama bu kurul, tam 20 ay sonra.. Bu dosya için kararını verdi..

Bekledik ki, birkaç gün sonra, kararın gerekçesi açıklansın.

Nerdeee?

Adeta bizle dalga geçercesine..

Bugün itibari ile, kararın verilmesinin üzerinden 51 gün geçmiş..

Hâlâ gerekçe yazılmamış!

Ne bekleniyor acaba?

Dosyanın zamanaşımına uğraması mı?

PKK propagandası yapan yazarların, bol maaşlarla, kalemlerini rahatça oynatmalarına devam edilmesi mi?

Ne bekleniyor?

Ne kadar beklenecek?

Bir yıl, iki yıl, on yıl?

“Bir yıl” falan demem..

İşin esprisi..

Bu kararın, hemen 15-20 gün içinde yazılıp, yerel mahkemeye gönderilmesi gerekirdi..

Aksi uygulama, Yargıtay’ın da sorumluluğunu muciptir..

Artık, Yargıtay Başkanı mı açıklar, yoksa Başkanvekili mi?

Kim açıklayacak ise, bir izahat getirsin, bu işe..

Ama lütfen, “Muhalefet gerekçeleri yazılıyor” türünden, klasik söylemlerle, kimse cevap vermeye kalkışmasın..

Konuştuğumuz konu, bu ülkenin Yargıtay Başkanı dahil, Cumhurbaşkanı dahil, Başbakan’ı dahil, Anayasa Mahkemesi Başkanı, üyeleri dahil..

Hemen hemen ülkedeki tüm resmi kurumların üst düzey yöneticileri ile mahkemelik olmuş bir medya grubunun patronunun sanık olarak yargılandığı bir dava....

Bu medya grubunun patronunun, yüz kızartıcı bir suçtan dolayı.. Çoğunluk hissesine sahip olduğu şirketin küçük hissedarlarını kandırdığı iddiası ile açılmış bir ceza davası..

Bu dava, yıllardır sonuçlandırılamıyorsa..

“Burada ne oluyor” diye sormak, bizim hakkımızdır..

Üç tane kısa donlu, gazeteci maskeli terörist yalakası, bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na, ahlaksızca isnatlar yöneltirken..

O kısa donlulara küfürleri için ortam hazırlayanlar.. Haklarındaki davaların sonuçlandırılmaması için derin görüşmeler yapıp, zamana oynuyorlarsa..

Buna seyirci kalınmayacağını, herkes bilmelidir!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle