Yargıtay’a nur topu gibi bir solcu daha seçildi
Seyit Çavdar, dün itibari ile Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı’na seçildi..
Sol tabandan gelen Seyit Çavdar, Gülen cemaatinin, dindar insanlara ihaneti ile seçildi.
Nasıl oldu bu ihanet?
2010 referandumunda AK Parti-cemaat birlikteliği ile HSYK’nın yapısı değiştirildi.
Bir mezhebe dayalı kurul, 14 bin hakim-savcının da katılımı ile oluşan bir heyet haline getirildi..
Bir mezhebin tasallutundan kurtarılan HSYK, Yargıtay’a 160 yeni üye seçti..
Biz onları, işinin ehli hukukçular.. Muhafazakar isimler zannediyorduk..
Oysa hemen hepsi, sadece Gülen’den taktik alan emirleri imiş.
Şimdi bizim muhafazakar bildiğimiz, Gülen’den emirle oy kullanan o üyeler, solcu aday Seyit Çavdar’a oy verip, dün itibari ile Başkanvekili seçtirdiler..
Ne diyelim?
Yazıklar olsun.
•
Cemaat Seyit Çavdar’ı niye seçti diye merak ettim.
Öyle ya..
Bir solcu aday.
Ailesi, kökeni, çevresi hep solcu..
Yarın “Cemaatin kökünü kazıyacağım” dese, ne yapar bu cemaatçi kardeşler?
Diye düşündüm..
Düşünürken, Seyit Çavdar ismini, biraz daha araştırdım..
Ve sonunda buldum..
Cemaat kendisini sağlama almış!
Nasıl mı?
Anlatalım..
Yakın tarihte bir mektup yayınlanmıştı.
Türkiye genelinde telefonları dinlendiği ileri sürülen isimler..
Seyit Çavdar’ın ismi de, o listede geçiyor, işte..
Bir kişinin telefonlarını dinleyeceksin. Kayda alacaksın..
En mahrem bilgilerini ele geçireceksin.
Ailesi ile yaptığı konuşmalar. Arkadaşı ile, hemşehrisi ile yaptığı konuşmalar..
Hepsi elinin altında..
Böyle bir hazine elinde duruyorsa..
Kendi cemaatinin içindeki adamdan bile daha sağlam değil midir, o “dinlenen” kişi!
•
En küçük mesafe koyuşunda..
Anında dinleme kayıtlarından küçük bir bölümü internete aktarırsın.
İki dakikada muhatabını itibarsızlaştırırsın.
Varsa bunu göze alabilecek bir babayiğit, çıksın er meydanına.
Yok olmalı ki..
Cemaat aday gösteriyor..
Sosyal demokrat adayımız da, “Benim telefonum günlerce dinlenmiş.. Medyada bu yönde haberler yer aldı.. Dinleyenin de cemaat olduğu ileri sürülüyor. Varsayalım siz dinlemediniz. Ama telefonu dinlenen bir yüksek yargıcın, Yargıtay 1. Başkanvekilliği gibi önemli bir göreve seçilmesini etik bulmuyorum.. Şantaja açık bir kapı bırakmak olarak yorumluyorum.. Ben adaylıktan çekiliyorum.. Yargıtay’ın hükmi şahsiyetine zarar gelmemesi için, önerilen başkanvekilliğini reddediyorum” dememiş..
Ve cemaat oyları ile, solcu bir hakim olarak seçilmeyi gayet normal bir uygulama görüp, Birinci Başkanvekili koltuğuna oturmuş!
Ne diyelim..
Dürüstçe bir davranış ise..
Hayırlı, uğurlu olsun!
•
Ama “her şeyde bir hayır var” bakış açısı ile olayı yorumlarsak..
Cemaat intihar yürüyüşünü hızlı adımlarla gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz.
Koca koca yüksek yargıçlar..
“Bu işin yarın tüm delilleri ortaya çıkar, o zaman biz ne deriz” diye hiç düşünmüyorlar.
Nedir o deliller?
Önce herkesin bildiği gerçekleri sıralayalım..
Onun üzerine, “delilleri” inşa ederiz.
Herkesin bildikleri şunlar:
Yargıtay’da alnı secdeli insanlar çoğunlukta.. Ama ikiye bölünmüşler.. Cemaat ve hükümete yakın olanlar..
İkisi de tek başına başkanvekili seçtiremiyor.
Bu sebeple; iki grup da, ayrı ayrı solcularla işbirliği yapıyorlar.
Cemaatin solcularla yaptığı işbirliği başkanvekili seçmeye yetiyor ama.
Hükümete yakın tarafınki yetmiyor.
Bu durumda normal sonuç ne?
Seçimin bir-iki turda yapılıp, cemaatin desteklediği solcu aday tarafından kazanılması.
Ama cemaatte tilkilik bir değil, iki değil.
Başka planları da, bu arada istedikleri gibi sonuçlandırmak istiyorlar. Başka seçimleri de pazarlık olarak kullanmak istiyorlar....
Bunun için de, ucu açık başkanvekili seçimini, hemen bitirmek istemiyorlar.
Şöyle uçurumun önünde, adamı birazcık sallandırıp, istediklerini yaptırmak istiyorlar.
Onun için de.. Cemaat mensupları, destekledikleri solcu adaya, ilk turlarda hep birlikte oy vermiyorlar.
Böylece, seçim hemen ilk turlarda bitmiyor!
Taaa 97. tura geliniyor.
Bu arada, Yargıtay’dan HSYK’ya seçim yapılmış oluyor.. Başka seçimlerde, solcularla işbirlikleri yaygınlaştırılıyor..
Pazarlıklar, sürekli canlı tutuluyor..
Diğer alınacaklar alındıktan sonra. Dün itibari ile son hamleyi vurup, Başkanvekili’ni seçtiriyorlar.
Ama hiç düşünmüyorlar, yarın bir soruşturma açıldığında, “Niye ilk turda seçmediniz de, 97. turda seçtiniz” denildiğinde, “Ağa keyfim öyle istedi” demekle kurtulabilecekler mi?
2010 HSYK’cıları için kurulan ortam dinlemeleri, kendileri için de hayata geçirildi ise..
Yüksek yargıdaki pazarlıkların içerikleri internete sızdırılırsa..
Acaba ne diyecekler?
“Solcu bir adayı seçmemiz, bizim bireysel özgürlüğümüz” diyebilecekler mi?







