--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vaşington’daki elçiliğin güvenliğinden Türkiye mi sorumlu?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Vaşington’daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin güvenliğini sağlama görevi kime aittir?

Veya tersinden soralım.

Türkiye’deki ABD Büyükelçilği’nin güvenliğini sağlama görevi kime aittir?

Bu sorulara vereceğiniz cevap ne ise..

Suriye toprakları içinde kalan Süleyman Şah Türbesi için de aynı cevabı verebilirsiniz.

ABD’deki Büyükelçiliğimizin güvenliğini sağlamak nasıl ki ABD’nin görevi ise.

Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’nin güvenliğini sağlamak da, Suriye devletinin görevidir.

Orda bir güvenlik zaafı var ise.. 

Bu zaaf Türkiye’nin değil, Suriye’nin zaafıdır.

Yani bizim muhalefet partisinin öve öve bitiremediği Esed yönetiminin zaafıdır..

• 

Vaşington’daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ni teröristler bassa. Allah korusun orda üç-beş personelimizi vursalar.

Bundan kim sorumlu olur?

Türkiye mi?

 ABD’ mi?

Veya Ankara’daki Amerikan Büyükelçiliği’ni bassalar..

Orda birkaç ABD’liyi öldürseler..

Sorumlusu, ABD mi olur?

Yoksa Türkiye mi?

•

Bir tane akıl sahibi insan, Vaşington’daki saldırı için “Türkiye, Vaşington’daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ni savunamadı” diyebilir mi?..

Veya Ankara’daki saldırı için de, “ABD, Türkiye’deki kendi büyükelçiliğini koruyamadı” diye bir iddiada bulunabilir mi?

Paralel ve güdümündeki muhalefetin gözü öyle döndü ki..

Bu kadar saçma iddiaları, hem de yaygın bir şekilde dillendirmeye cesaret edebiliyorlar

Şöyle üç ay sonra.. Bir yıl sonra..

Gazeteleri açan insanlar..

Estirilen bu sahketarlık rüzgarına “Ne günler geçirmişiz” diyerek, eminim kahkahalarla güleceklerdir..

•

Aslında her şeyden, Türk hükümetini sorumlu gösterme çabası, bilinçaltlarındaki bir durumu ele veriyor..

Paralel ve onun güdümündeki muhalefet..

Türkiye’deki siyasi iktidarı gözlerinde öylesine büyüttüler ki..

Sadece Türkiye’deki olaylardan değil.. Dünya genelinde her yaşanan olaydan, bu iktidarı sorumlu tutmaya başladılar..

“Siz Türkiye Cumhuriyeti’ni, 13 yıldır oylarını azaltmadan yöneten güçlü bir hükümetsiniz. Sadece Türkiye’deki olaylardan değil. Dünya genelindeki olaylardan da sizi, ‘süper güç’ olmanız hasebi ile, sorumlu tutabiliriz..” demeye başladılar.

Başka izahı var mı, Suriye toprakları içinde kalan bir türbenin güvenliğinden, Türkiye’nin sorumlu tutulmasının?..

Suriye topraklarında kalan bir alanın güvenliğini, biz mi sağlayacağız?

IŞİD o türbeyi basabilir diye, etrafında güvenlik önlemlerini, biz mi alacağız?

Böyle bir saçmalık olabilir mi?

•

Sık sık tekrarlanan, sloganlaşmış bir ifade var..

“Vatanın bölünmez bütünlüğü..”

Anayasada bile yer alıyor..

Örneğin sık sık dile getirilen, Anayasanın değişmez, değiştirilemez hükümlerinden birisi olan 5. maddesinde, “vatan” kelimesi yerine “ülke” denilmiş olsa da, bakın bölünmezlik nasıl ifade edilmiş:

“V. Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak..”

Veya bir başka yerde..

Milletvekillerinin yemin etmesi ile ilgili madde:

“2. Andiçme

Madde 81 – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler: “Devletin varlığı ve bağımsızlığını vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; (...) şerefim üzerine andiçerim.”

“Bölünmezlik” ne demek?

“Bütünlük” ne demek?

Araya “kaynaklar almamak” demek.

“Parça parça olmamak” demek..

“Bir parçanın ayrılıp, araya başka bir unsur alınıp, sonra tekrar ana gövdenin parçası imiş gibi, ilaveleri bütünden saymamak” demek.. 

Uzatmayalım..

Suriye sınırımız başladıktan sonra.

35 kilometre ilerde, tekrar bir “vatan toprağı” var ise..

Orası, anayasal anlamda vatan toprağı değildir.

“Aslında orası da vatan toprağıdır da.. Fiili bir durum oluşmuş. Anayasaya aykırı bir durum oluşmuş” diyorsanız..

O zaman ne yapmamız lazım?

Aradaki bölümü, vatan topraklarına katmamız lazım.

Aradaki Kobani’nin de bulunduğu bölgeyi, Türkiye Cumhuriyeti’ne katmanız gerekir..

Ki; Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu alana, “Vatan toprağı” diyebilesiniz..

Bugünkü hali ile oraya “vatan toprağı” derseniz.

“Vatanın bölündüğü”nü kabul etmeniz gerekir..

Bu durumda da, bunun sorumlusu AK Parti iktidarı değil, 1921 anlaşmasını yapanlar olur, herhalde..

Birecik’in altından, Suruç’un altından sınırı çekip, 10 dönümlük vatan toprağını, 35 kilometre ötede, Suriye içinde bırakanlar olur, herhalde!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle