• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
17 Kasım 2019

Teşekkürler cumartesi anneleri, teşekkürler!

Cumartesi anneleri, her cumartesi günü, Galatasaray Lisesi önünde buluşup, kaybolan, kaybettirilen, faili meçhul cinayete uğrayan çocuklarını arıyorlar.

“Anneler” sembolik bir ifade..

Arayışa eşler katılıyor.

Çocuklar katılıyor..

Hatta öyle oldu ki..

Torunlar katılıyor..

Sizin anlayacağınız, kayıplar eski..

Çok eski..

Onlar acıyı taze tutmak için gayret sarf etseler de..

Bugünkü iktidar üzerinden algı oluşturmak isteseler de..

O kayıplardan, o faili meçhul cinayetlerden, bugünkü AK Parti iktidarı sorumlu imiş gibi gündem oluşturmaya çalışsalar da..

Aslında o kayıpların üzerinden, onlarca yıl geçmiş..

Çoğu 1980 kemalist darbesi döneminde kaybolan insanlar. Birçoğu da 1991-1995 arasındaki DYP-SHP koalisyon hükümeti döneminde, yani bugünkü CHP’nin hükümet ortağı olduğu dönemin kaybettirdiği, failini bulamadığı bulmak istemediği cinayetler..

Dün de andıkları isim, Mustafa Asım Hayrullahoğlu idi..

Bakalım, kimmiş Mustafa Asım Hayrullahoğlu?

Bakalım ki..

Birileri kulağımıza üflediği, “Azizim, ben 12 Eylül’ü de gördüm. 28 Şubat’ı da yaşadım.. Hayır, hayır.. Ne 12 Eylül’de.. ne de 28 Şubat’ta.. bugünkü kimi adaletsizlik yoktu.. bugünkü kadar baskı, zulüm yoktu..” mavalının gerçeklik derecesini de öğrenmiş olalım..

Solak sitelerden birisi, şöyle tanıtıyor, Hayrulloğlu’nu:

“Sosyalist kimliğiyle bilinen 34 yaşındaki Hayrullahoğlu İstanbul’da yaşıyordu. 14 Kasım 1982 sabahı evinden çıktı. Siyasi şube polisleri tarafından gözaltına alınan Hayrullahoğlu İstanbul Emniyet Müdürlüğü Gayrettepe 1’nci Şube’ye götürüldü. Ailesi her yerde onu ararken cansız bedeni gizlice Kasımpaşa zindan arkası kimsesizler mezarlığına gömüldü. Çocuklarına ulaşmaya çalışan Hayrullahoğlu ailesi, gözaltına alındığı inkar edilen evlatlarının başka bir isimle gömüldüğü mezarına 1983 Mart ayında ulaştı.”

Her dönem, suç işleyen kamu görevlileri ile karşılaşabiliriz.

Her dönem, durumdan vazife çıkaran işgüzar memurlar olabilir..

Önemli olan, suç işleyenlerin, yargılanıp, hakkettikleri cezayı da almalarıdır.

Bu açıdan bakalım, Hayrullahoğlu’nun öldürülüp, gizlice kimsesizler mezarlığına gömülmesinin sorumlularına ne yapıldığına..

Anne Feyziye Hayrullahoğlu’nun ısrarlı takibi ile 2 numaralı Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde dava açılmış, üç polis, işkenceyle öldürmekten 10’ar yıl 8’er ay hapis cezası ve ömür boyu kamu hizmetlerinden men cezası verilmiş..

“İşkence ile öldürme” ve..

10 yıl 8 ay hapis cezası..

Hani, buna da peki diyeceğiz ama..

Dosya Yargıtay’a gitmiş..

Ve mahkûmiyet kararı bozulup, işkenceden sorumlu tutulanların tamamı beraat etmiş..

Birileri ne diyordu?

“12 Eylül’de bile, bugünkü kadar adaletsizlik yoktu”..

İlginçliğe bakınız ki, bu iddiada bulunanlar, şimdi 37 yıl önceki cinayetleri ancak anabiliyorlar..

O günlerde, ne işkencecilerin yakasına yapışabilmişler..

Ne mahkemelerde hakimlere, “Biz anneyiz anne.. Katili istiyorum” diyebilmişler..

Ne, “Biz savaşları gördük.. Yunan gavurunun katliamlarını gördük. İngiliz’in işgalini yaşadık. Ama bugün yaşadığımız zulüm, ne Yunan katliamlarında vardı, ne İngiliz işgalinde” diyememişler..

“Yarın bizim de cesedimizi, yakınlarımız bir sokak köşesinde bulabilirler. Belki kimsesizler mezarlığına gömerler, yakınlarımızın haberi bile olmaz.. İyisi mi susalım, kayıplarımızı sineye çekelim” demişler..

Ama şimdi..

Kızılca kıyamet kopartıyorlar.

Hani, 12 Eylül dönemini, 1990’lı yılların faili meçhullerinin hesabını AK Parti iktidarından sormalarını kanıksadık da..

Şimdi yavaştan yavaştan..

Mustafa Kemal dönemindeki kayıplara kadar gidip, o yıllardaki kayıpların, hukuksuzlukların hesabını da AK Parti’den soracaklarının müjdesini vermişler..

Dünkü etkinlikte, Seyit Rıza’nın idam edilişini hatırlatıp, mezar yerinin açıklanmasını istemişler!

“Aaaa. Seyit Rıza’nın mezar yeri de mi, bilinmiyormuş!” dedim, kendi kendime..

Maalesef, öyle imiş..

Ne diyorlardı?

“Biz 12 Eylül’leri yaşadık, 28 Şubatları yaşadık.. Bugünkü gibi zulüm görmedik”..

Kendileri kemalist oldukları için, “M. Kemal dönemini yaşadık” diye başlayıp, 12 Eylül ve 28 Şubat dönemi için kurdukları cümlenin benzerini M. Kemal dönemi için kurmaya cesaret bile edemiyorlar..

Ama gerçek karşımızda duruyor işte: 

İdam edilenler, mezar yeri bile bilinmeyenler.. Onlarca yıl geçtikten sonra bile, mezar yeri açıklanmayanlar..

Küçük küçük suçlar gerekçe gösterilip insanların gözaltına alınıp, sonra işkence ile öldürülüp, sorumlularının ise beraat ettirildiği yıllar..

Açıkça, “O yıllar bugünden daha güzel idi” demiyorlar ama..

Söylemleri, bu anlama geliyor.

Ne diyelim, “Özlediğiniz yıllara kavuşun” desek, dua mı etmiş oluruz, beddua mı?

Yine de biz cumartesi annelerine teşekkür edelim.. Birilerinin “bugün”ü kıyasladığı 12 Eylül’de neler yaşandığını, onlar sayesinde hatırlıyor, kıyaslama imkanı buluyoruz..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Taner

Yazınıza katılıyorum da Reis eyt kabul edilirse İskandinav ülkeleri gibi batarız dedi ya. Norveç, İsveç, Finlandiya gibi olacaksak batalım bence de. Sadece yaşa takılanları değil tüm çalışanları emekli edelim. İşin şakası on çalışandan birini anca kapsayan, daha önce verdiğin hakkı geri almak akıl işi değil. Erken emekliliğe ben de karşıyım annem 38 yaşında emekli oldu gerçekten çok erkendi ama o hakkı vermişsin. İlla tasarruf yapılacaksa milletvekilleri ile başlanabilir. Avrupa ile kıyaslama yapılıyor. Yahu o zaman alınan ücreti de kıyasla. Çocuk okutucam diye zaten millet emekli olamıyor, 3600ü bekleyen binlerce çalışan var, emekli olmak için. o da yalan oldu. Ak parti bu sorunları çözerse oy oranı ciddi artış gösterir.
  • Yanıtla

ahmet

Helallll benim aslan cennetlik abim sen tek başına devleti savunuyorsun hükümet bile senin kadar savunamıyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23