Suat Hoca’nın mektubuna duyarsız kalamayız!
Öncelikle belirteyim, Suat Yıldırım hoca ile özel bir ihtilafım da, özel bir muhabbetim de yok.
Alnı secde gören her insana gösterdiğim saygıyı, ona da gösteririm.
Bu çerçevede..
Gülen medyasında yayınlanan, Suat Hoca’nın mektubu hakkında.. Hem “Görmezden geliyorlar” denilmemesi için.
Hem de “haksız gördüğüm konular”ı dile getirmek için..
Kısa kısa değinmek istiyorum.
Önce şu bilgiyi vereyim.
Suat Yıldırım Hoca hakkında, bir yakalama kararı var.
Ancak Gülen medyasının ustalıkla yaptığı haberler sayesinde, herkes sanıyor ki, Suat Yıldırım cezaevinde.
Hayır..
Suat Yıldırım cezaevinde değil. Ancak herhangi bir yerde bulunduğu an, cezaevine gönderilmesini gerektiren bir yakalama kararı var.
Bu kısa bilgiden sonra, Suat Hoca’nın mektubuna geçelim. Şöyle diyor Hoca:
“42 yıllık devlet görevinden hiçbir ceza almadan emekli olan, 50 yıl öğretmenlik yapan, hayatının son 55 yıllık dönemi hep toplum gözetiminin büyüteci altında geçmiş 75 yaşında bir insanım. Hiç sabıkası olmayan bir insanın 75 yaşında ansızın terörist olduğuna kim inanır?”
Doğru söylüyor Yıldırım Hoca..
Hiç sabıkası olmayan bir insanın 75 yaşında ansızın terörist olduğuna, kimse inanmaz..
2010 yılında, Gülen grubuna bağlı polislerin Tahşiye operasyonunda tutukladığı Mustafa Kaplan’a, “Terörist” denildiğinde.. Bizim inanmadığımız gibi..
Aynı operasyonda cezaevine konulan Mehmet Doğan’a “Terörist” denildiğinde.. İnanmadığımız gibi..
Şimdi soru şu: “Suat Yıldırım Hoca, Mustafa Kaplan ve Mehmet Doğan’ın tutuklanmasına ne diyor?”
Onlar da.. Kendisi gibi.. 70’li yaşlarda..
Mehmet Doğan’ı bilmiyorum ama.. Mustafa Kaplan, yıllarca memurluk yapmış, Atatürk’e hakaret dışında hiçbir mahkumiyeti olmayan bir düşünce adamı.. Mehmet Doğan için de.. Tanıyanların şahadeti.. Aynı yönde..
Suat Hoca, bir mektup daha yazsın.. Söylesin: “Mustafa Kaplan ve Mehmet Doğan için, ne düşünüyor? Onların terörist olduklarına inanıyor mu?”
•
Suat Hoca, kendisi için “Aklın emri” diye gösterdiği ilkeye bağlı kalırsa..
Her iki Tahşiye şüphelisi için de, “Yok canım. Bu insanlar, 70’inden sonra mı terörist olmuşlar? Kimse inanmaz buna” derse..
Tutarlı hareket etmiş olacak.
İşte o zaman da biz kendisine soracağız: “Bu iki ismi, iftira ederek terörist yapanlar hakkında, senin hükmün nedir?”
Buna da, Suat Hoca dürüst şekilde cevap verdiği an..
Olayı çözmüş olacağız..
Ama Suat Hoca.. “Bana ne Mustafa Kaplan’dan? Bana ne Mehmet Doğan’dan?” dediği an..
Benim de cevabım hazır: “Bana ne Suat Yıldırım’dan..”
Hatta bir adım daha ileri de giderim: “Mustafa Kaplan 70 yaşında terörist olabiliyorsa.. Cezaevine girebiliyorsa.. Suat Yıldırım da.. 75 yaşında.. Pekala terörist olabilir.. Hele hele, Mustafa Kaplan, Suat Yıldırım’ın bağlısı grup tarafından cezaevine atılmış ise.. Suat Hoca da pekala terörist olabilir!..”
•
Suat Hoca.. Alnı secdeli insanlar arasında “olması gereken” dayanışmayı, birliği, adaleti şöyle aktarıyor:
“Tanıdığınız bu kişi hakkında, terörist, casus diye tutuklama kararı var. Kendisini 10, 20, 30, 40 veya 50 yıldan beri tanıyan binlerce arkadaşı bulunuyor. Allah, ithama maruz kalanları tanıyanların, bildiklerini adil şahit olarak beyan etmelerini farz kılmış.. (Nisa 135)”
Suat Hoca, ayet hatırlatarak, bizden şahitlik istediğine göre..
Sessiz kalamayız.
Kulak vermemiz lazım!
Suat Hoca.. Gülen grubunun polis müdürlerinin iftiraları ile cezaevine konulan dindar insanlar için adil şahitlik etsin..
Ben de kendisi için adil şahitlik edeyim..
“Suat Hoca.. Birlikte hareket ettiği Gülen grubu polis müdürlerinin haksız operasyonlarında.. Menfaat için.. Arkadaş için.. Dost için.. Adaleti terketmemiştir. Adil şahitlik etmiştir” diyeyim..
Suat Hoca, kendisi için istediği “adil şahitliği”, din kardeşleri için yapamıyorsa..
Üç tane CIA kuklası polis müdürünün operasyonlarına sessiz kalıyorsa..
Kusura bakmasın..
Bizden istediği “adil şahitlik” değil..
“CIA operasyonlarına onay vermek”tir..
O zaman.. Benim kendisine yapacağım “adil şahitlik” de, sonuçta şu şekilde olacaktır: “Suat Yıldırım Hoca.. Eski dostluk.. Eski arkadaşlık.. Belki menfaat birlikteliği sebepleri ile.. Yanlış suçlamalar olduğunu bildiği halde.. Bazı insanlara atılan iftiralarda sessiz kalmıştır. Sessiz kalarak, müfterilere destek vermiştir.”
•
Suat Hoca’nın şahsını suçlamak istemiyorum.
Onun da aldatılmış bir insan olduğuna inanmak istiyorum.
Ama..
Şu ayrıntıyı da vereyim..
Bazı kardeşlerimiz diyebilir ki: “Mustafa Kaplan ve Mehmet Doğan, nasıl bir haksızlığa uğramış ise, Suat Yıldırım da benzer bir haksızlığa uğruyor!”
Buna cevabım şu:
“Mustafa Kaplan’a, hiç kimse.. ‘Dindar kardeşine iftira attın. İftira edenlerle birlikte hareket ettin.. Tutuklanman haklı’ suçlaması yapmadı, yapamadı..
Ama Suat Yıldırım’a..
Bugün bu suçlama yapılıyor.
Ve maalesef..
Mustafa Kaplan’ın hakettiği ‘adil şahitlik’teki masumiyeti..
Suat Yıldırım hoca haketmiyor.”
Suat Hoca’ya “Teslim ol, cezaevine gir” diyemem..
Ama..
2010 yılında Mustafa Kaplan, aleyhindeki soruşturmadan önceden haberdar olup, kaçamamış iken.. Mehmet Doğan kaçamamış iken..
Suat Yıldırım hoca.. Bugün benzer operasyonu haber alıp, kaçabiliyor ise..
Burda..
Mustafa Kaplan ve Mehmet Doğan lehine.. Suat Yıldırım aleyhine. Bir şahitlik daha yapmamız lazım..
Mustafa Kaplan ve Mehmet Doğan’ın hiçbir derin bağlantıları olmadığı..
Suat Yıldırım’ın ise..
Bazı derin güçlerden haber alabildiği yönünde, bir çıkarımda bulunmalıyız...
Bu da aslında.. Suat Hoca’nın.. “Birlikte hareket ettiği insanları gözden geçirmesi” için..
Bir vesile olmalı..







