--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sözcü: Basın İlan amca, Akit beni hep dövüyor!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Dün yine günümüzü, kamuoyu huzurunda “basın özgürlüğü” isteyen, ama kapalı kapılar ardında, “Şu gazetenin ilanını kesin, şu haberden dolayı muhabirin anasından emdiği sütü burnundan getirin” diyenlerin şikayetlerine cevap yetiştirmekle geçirdik.

Sözcü gazetesi, iki ayrı şikayetle, Basın İlan Kurumu’na müracaat etmiş..

Adamlar gazete çıkartıyorlar.

Lafa gelince, “Biz şu kadar satıyoruz” diye kibirleniyorlar.

“Türkiye’nin en çok okunan şu yazarı bizde, bu yazarı bizde” diyorlar..

Sonra geliyorlar, “Akit bize hakaret etti. Basın İlan amca, bunları döv” diyorlar..

•

Okuyucularımız bizi bilir, “Haketmediyse, Akit’in Sözcü ile ne işi olur ki” derler de..

Okuyucumuz olmayıp, “Mutlaka bir halt yemişsinizdir, onlar da şikayet etmiştir” diyenler için, şikayeti sebebini de aktaralım.

Birinci şikayet, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, İbrahim Kalın’ı sözcü olarak atamasına Sözcü’nün alayvari yaklaşımı..

Sözcü görevlendirmeyi, “Erdoğan’ın sözcüsü eksikti, onu da atadı” başlığı ile vermişler..

Arşiv sayfamız da, Sözcü’nün bu haberinin kupürünü aynen alıntılamış, altına da şu notu düşmüş: “Paralel’in bile ‘Sözcü’sü var, Erdoğan’ın mı olmasın?”

Gazetenin ismi üzerinden, şahane bir vuruşla top; tam doksandan ağları havalandırmış mı?

Havalandırmış!.

Hatta ağları delmiş geçmiş!

Artık bu golü, Sözcü gazetesi ne yapsa, çıkartamaz.

Çıkartamaz da, hangi akla hizmet ediyorlarsa, şikayet ediyorlar.. Bu şahane “kapak olmuş başlıklar”ı bize tekrar hatırlatmış oluyorlar...

Şikayet ediyorlar. Savunma yazarken biz de, “Vaaay be, Sözcü’ye ne kapak ama!” diyor, “İyi ki varsın Akit” sloganını terennüm ediyor, gururlanıyoruz.

•

İkinci şikayet, yine Arşiv sayfamızdaki bir eleştiriye yönelik.

Görüyor musunuz..

Burunlarından kıl aldırmayanlar, Arşiv sayfamızdaki tespitleri nasıl da takip ediyorlar. Nasıl da gocunuyorlar, nasıl da her okuduklarında iki metre zıplıyorlar!

Önceki şikayet, 13 Aralık tarihli Akit ile ilgili idi. Bu da 24 Aralık tarihli Akit ile ilgili.

Bu Arşiv sayfasında ne varmış?

Sözcü’nün bir gün önceki 1. sayfasından bir kupür verilmiş.. Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir düğündeki resmi, altında da, “Kendisi gibi düşünmeyenleri asıyor, kesiyor!”

Okurlarımızı bırakın.

Okumazlarımıza soralım..

Tayyip Erdoğan’ın astığı, kestiği bir tane örnek verebilir misiniz?

Palavranın, iftiranın dik alası..

Arşiv sayfamızda da, bu apaçık iftira için, şu yorum yapılmış: “Çüşş! Yavaş gel Sözcü!”

Siz, bir Cumhurbaşkanı’na, “Kendisi gibi düşünmeyen herkesi asıp kesiyor” diyeceksiniz..

Sonra birisi size “Vaay” deyince, hemen Basın İlan Kurumu’na koşacaksınız.

Nerde görülmüş bu?!

•

Basın İlan Kurumu da, hepten masum değil, hani..

Yoldan geçen birisi, “Basın İlan amca.. Komşumun oğlu beni dövdü” dese..

Oturup da onun için dosya açarlar mı?

Bir soruşturma, bir savunma isteğinde bulunurlar mı?

Tabii ki hayır..

Peki, Sözcü gazetesinin, Fetullah Gülen’in; şikayet hakkını kötüye kullandıkları apaçık ortada iken..

Niçin hepsine dosya açıp, savunma isteyip, sonuçta bir karar verme zorunluluğu hissediyorlar?

Şikayet dilekçesini alırsınız, verenin yüzüne, “Az bile yazmışlar” dersiniz.

Ertesi günü de yazı ile, “Anayasa’da yer alan şikayet hakkının kötüye kullanıldığı, hiçbir mantıklı izahı olmayacak şekilde, basın hürriyeti sınırları içindeki bir yayın için şikayette bulunulduğu açık olduğundan, savunma alınmasına gerek duyulmaksızın, şikayetin yersizliğine karar verilmiştir” dersiniz.. Olur biter..

Sizce de öyle değil mi?

“Basın özgürlüğü.. Basın özgürlüğü” diyenlere..

Sonra basını şikayet edenlere, bu cevabın verilmesi gerekmez mi?

•

İşin bir de..

Bu çifte standartlı tavrı sergileyen medya organına, işadamlarının verdiği destek konusu var..

Acaba diyorum..

Sözcü gazetesinin bu kadar açık yalanları ve saldırganlıklarına rağmen..

Sabancı ve Koç grubu tarafından açıktan desteklenmesinin arkasında ne var?

Öyle ya..

Cumhurbaşkanlığı makamına bir eleştiri getirirsiniz.

“Basın özgürlüğü” deriz.

Hükümete bir hatırlatma yaparsınız, “Basının görevidir” deriz..

Ama sabah akşam, olmadık konulardan yalan ve iftiralarla, “Herkesi asıyor, kesiyor” gibisinden palavralarla kamuoyunu yönlendirmeye çalışan bir gazeteye.. Sabancı grubu niye sayfa sayfa reklam verir?

Koç grubu, bir gün tatlı, bir gün limoni oldukları hükümetle, ipleri tümü ile kopartmak istiyormuşçasına.. Körü körüne AK Parti düşmanlığı yapan bu denli taraflı bir gazeteye, niye bol keseden reklam verir?

Anlayabilen var mı?

Benim bu olaya yaptığım bir izahat var da..

Onu da daha sonra aktarırız inşaallah!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle