“Söz, nişan, nikah..” Üçünü bir arada yapalım, Can’ı tahliye edelim!
Aynı konuda birden fazla gün yazmak pek adetim değil ama..
Anayasa Mahkemesi’ne yönelik eleştirilerimizin “kıllık olsun” diye yapılmadığını göstermek için.
Bugünlük af istirham edeceğim.
Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül kararı..
Hukuka aykırı olarak verilmiş bir karardır..
Hem içerik olarak.
Hem usûl olarak.
Bugün, “usûl” üzerinde durmak istiyorum..
Çünkü “usûl”de yapılan hatalar; “mahkemenin ‘içerik’te ne kadar önyargılı olduğunu” da bize göstermiş olur..
Aleyhimize açılan davalarda ilk baktığım, belirlenen duruşma günüdür.
Eğer o mahkemenin diğer davalarda verdiği duruşma gününe göre..
Önümüzdeki dosyada verdiği duruşma günü daha kısa ise..
“O dosyadan, o hakimden kork Ali” derim.
Duruşma günü açısından, diğer dosyalarla o dosyada bir farklılık yoksa..
“Hakkaniyete uygun karar verileceği”ne ümidim artar. .
Can Dündar dosyasında da..
Karar verilme prosedüründeki hız..
Verilecek kararın “kabül” mü, “ret” mi, olacağını, bas bas bağırarak bize önceden söylemiş oluyor..
Hızlı hareket ediliyorsa..
Bir yerlere bir şeyler yetiştirilecek demektir..
Dava “kabül edilecek” demektir.
İşkembeden atmıyorum.. 30 yıllık tecrübemle söylüyorum..
•
Yorum katmadan. Tahmine dayanmadan.. Bizzat Anayasa Mahkemesi’nin kararındaki “BAŞVURU SÜRECİ” başlıklı bölümden, mahkemenin niyetini ele veren, “usûl”deki delilleri size de aktarayım.
Şöyle deniyor kararda: “Başvurular (2015/18567 ve 2015/18570) 4/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.”
Demek ki başvuru tarihi 4.12.2015.
Ve atlamamız gereken bir ayrıntı..
Tesadüfen midir.. Yoksa Can Dündar ile Erdem Gül’ün avukatlarının işbilirliği midir? Yoksa üçüncü bir elin tutması mıdır..
Nasıl oluyorsa..
Anayasa Mahkemesi’nin iki ayrı bölümü olmasına rağmen..
İki dava da aynı bölüme düşüyor..
Hatta aynı bölümü geçin.
Her bölümde üç komisyon var iken.
Bu dosyalar, o üç komisyondan da, aynı komisyona (tesadüfen) düşüyorlar..
Bu niçin önemli?
Tereyağından kıl çeker gibi..
Hızla ve hiçbir aksama yaşamadan..
2,5 ayda nihai kararı verebilmek için..
Bir derin “el”in, bu iki dosyayı, birbirine zımbaladığını gösteriyor.
Bu notu verip, devam edelim, karardan alıntıya.. “Her iki başvuru 2015/18567 numaralı başvuru dosyasında birleştirilmiştir.”
Kim birleştirmiş?
Hangi komisyon?
Belli değil..
Oysa.. İki ayrı dava, iki ayrı bölüme düşmüş olsaydı. Hatta üç komisyondan iki ayrı komisyona düşmüş olsaydı. İki komisyon da ayrı ayrı toplanıp.. Birbirlerine mızıkçılık yapmadan.. Bir dosyada birleştirme kararı verebilirdi ama.. Tatbikatta bu; muhtemelen aylar, belki de yıllar sürerdi..
Geçelim..
Karar şöyle devam ediyor:
“Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 10/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.”
Bu ifadeden ne anlıyoruz?
Bu mahkemede işlerin, ışık hızı ile yürüdüğünü.
TTNet bile.. Fiber kablo ile bu hıza ulaşamıyor.. Bizim internet bir gidiyor, bir geliyor..
Ama Anayasa Mahkemesi.. 4 Aralık’ta açılan davayı.. Hemencecik birleştiriyor... Hemen 6 gün sonra da, (ki iki günü de resmi tatil) “Bölüme sevk” kararı veriyor..
Oysa “kabul edilebilirlik” kararını, komisyonun vermesi gerekiyor..
Komisyon o kararı vermiyor..
“Bu dosya önemli.. ‘Kabul edilebilirlik’ kararında ola ki biz bir halt yeriz. Biz sorumluluk alamayız. Sorumluluğu biz Bölüm’e atalım..” diyorlar ve atıyorlar..
Hemen not düşeyim: Komisyon; iki üyeden oluşuyor. Bölüm; 7 üye ve 1 başkanvekilinden. Bir de genel kurul var.
6 günde, iki kişilik komisyondan, 8 kişilik Bölüm’e geldik bile..
Benzer davalarda ne mi oluyor?
“Kabul edilebilirlik kararı”nın verilme süresi bile, ortalama 6-8 ay..
Geçelim..
Devam ediyor skandallar..
Kararda deniyor ki: “Bölüm Başkanı tarafından 14/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.”
Aslında ayrı ayrı yapılması gereken “kabul edilebilirlik” ve “esas” incelemelerini, “ışık hızı”nı tutturabilmek için.
“Birlikte yapalım, Bir arada çıksın” diyorlar.
Hani bazen gençler evlendirilirken, “Söz, nişan, nikah.. Üçünü birden yapalım. Masraflar azalsın.. Gençler de birbirine hemen kavuşsun” derler ya..
İşte o hesap!
•
Ardından Adalet Bakanlığı’na tebligat. Ordan gelen cevap..
Ve.. Benzer taleplerle, benzer tarihte dava açanlar mağdurlar, “komisyonda kabul edilebilirlik kararı”nı beklerken..
Aylar öncesinde açılan davalar ise, “Bölüm sıraya alsın da, konuyu incelesin” diye beklerken..
Casuslukla suçlanan ayrıcalıklı zevatın dosyası..
Cumburlop..
“Biz bu kararı vermekte aciz kalırız. Karar vermeye kalkarken, bir sürü dosyayı atlamamız lazım. Yok yok.. Biz bu işi kotaramayız. Sorumluluk bizden gitsin. Biz dosyayı genel kurula yollayalım” diyenler sayesinde..
İki kişilik komisyondan, bölüme..
8 kişilik bölümden de genel kurula..
Vın diye gidiveriyor..
Genel kurul ne yapıyor?
17.2.2016’da kendisine sevkedilen dosyayı..
12 günde sonuçlandırıyor..
•
Tebrikler Can.. Tebrikler avukat kardeşlerim.. Tebrikler “derin el..”
Biz iki internet hattını birbirine bağlamaya kalkınca bin tane arızayla uğraşırken..
Siz iki dosyayı, aynı anda iki ayrı bölüme, iki ayrı komisyona düşmeden, kotarıp götürmüşsünüz.
Helal olsun sizlere..







