--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Silah bırakmayanlar, Suruç’un hesabını devletten nasıl sorabilir!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Suruç’taki patlama, tabii hepimizi üzdü..

İnsanların ölmesinden, kimse memnuniyet duyamaz...

Ama, Suruç’ta ölen insanlar üzerinden, onları istismar da ederek devletten hesap sormaya kalkan teröristlere de, “Bir dakika” demek, vazifemizdir...

Nasıl yani?

Şöyle..

Suruç’taki patlamada, devlete ne sorumluluk düşer?

Olayın yaşanmaması için, gerekli tedbirleri alma görevi..

İstihbaratını sağlam yapma.. Güvenlik tebirlerini titizlikle alma...

Sonuçta da, böyle bir patlamaya meydan vermeme..

Ama tüm bunlar için çaba sarfedildiği halde..

Yine patlama yaşandıysa..

Devlete yöneltebileceğimiz suçlama, ancak “kusur”dan ibarettir.

O patlamanın faili sonuçta devlet değildir.

Kimse, devlete, “Patlamanın faili sensin” diyemez..

Kimse, devlete, “kasti bir hareket isnadı” yapamaz. 

•

Daha patlamanın yaşanmasının üzerinden dakikalar geçti-geçmedi..

PKK elebaşları, hemen suçlamalara başladılar: “Ölenlerin katili devlettir!”

İnsanda birazcık utanma olur..

Sen zaten bir terör örgütüsün..

Devletin şu kadar askerini, polisini öldürmüşsün..

Şimdi kalkıyorsun, devlete “kasti olarak, masum insanları öldürme suçlaması” yapıyorsun!

Ne hakla?

•

Üstelik..

Dün Suruç’taki patlamanın hemen ardından.. Adıyaman’dan bir askerimizin şehadet haberi geldi..

PKK’lılar o askerimizi şehit ettiler..

Aradaki farkı altını çizerek hatırlatıyorum.

PKK, devletin askerini, bilerek, kasten öldürüyor..

Sonra dönüyor..

Üzerinden istismarda bulunacağı bazı insanların,  bir patlama sırasında ölmesinin sorumlusu olarak, devleti gösteriyor..

Nasıl bir çelişki bu?

İnsanların ölmesinden şikayetçi olmak için..

Önce teröristliği bırakmak gerekir.

Önce eldeki silahı bırakmak gerekir.

Önce, askere kurşun sıkmayı bırakmak gerekir..

Daha iki gün önce..

PKK’nın bir elebaşısı, “Ağrı’da üç askeri öldürdük” diye övünüyordu..

Öyle bir öldürme olmadığı halde..

Kirli propaganda için..

Asker öldürmekle övünen bir örgüt..

Adıyaman’da askere kurşun sıkan bir örgüt..

“Kobani’ye gidecek gençlerin can güvenliğini niye sağlayamadın?” diye hesap sorabilir mi?

O örgüte “Silah bırak” diyemeyen HDP..

Askerlere sıkılan kurşunların hesabını soramayan HDP..

Suruç’taki patlama için, devlete soru yöneltebilir mi?

•

Ülkedeki her türlü can kayıplarının hesabını, devletten soracaksanız..

Ki doğrusu budur.

Önce siz, silahınızı bırakacaksınız.

Devleti tanıyacaksınız.

Devletin askerine, güvenlik mensuplarına kafa tutmayacaksınız.

Daha ötesi..

Devletin askerine kurşun sıkmayacaksınız..

Bunları yaptıktan sonra..

Eğer bir yerde patlama oldu ise..

Orda insanlarımız öldü ise..

Devlete soracaksınız: “Sizin göreviniz, ülkede yaşayan insanların can güvenliklerini sağlamak değil mi? Niye bu patlamayı önleyemediniz?”

Silah bırakmadıysanız..

Çaktırmadan çaktırmadan, orda burda şantiyeleri basıp.. TIR’ları çevirip yakarsanız..

Oraya taciz ateşi, buraya top atışı yaparsanız..

Devletin askerine kurşun sıkarsanız.. 

Devlet ne yapsın?

Siz devletin askerini meşgul ederken..

Devletin askerini vururken..

PKK benzeri başka terör örgütleri de.. Fırsatını buldu mu, böyle patlatır bombayı!..

•

Ülke dışındaki bir yer için..

Ülke insanlarını birbirine düşman ettiler..

6-7 Ekim olayları ile, 50 insanımızın ölümüne sebep oldular..

Kobani’yi, DAEŞ’ten kurtardılar..

Yine bitmedi, Kobani istismarı..

Şimdi de, Kobani’yi inşa etmek için.. (Nasıl inşa edecekler ise..)

Oraya insan götürüyorlar..

TMMOB de, Türkiye’deki o inşaata “Gereksiz”, bu inşaata “İsraf” derken.. “O yol olmamalı, bu köprü yapılmamalı” derken..

Geçtiğimiz ay Ankara’da toplantı yapıp.. Karar alıyor. Kobani’nin inşası çalışmalarına destek için harekete geçiyor..

TMMOB ile, Kobani’nin ne ilgisi var ise?

Dün patlamanın yaşanması öncesindeki görüntülere de baktığınızda.

Türkiye sınırları içindeki bir alanda..

PKK flamaları ile yapılan basın açıklamasına şahit oluyoruz.

O PKK flamaları ile, devlete isyan ettiklerini dillendiriyorlar.

Sonra patlama yaşandığında da..

Yine devleti suçluyorlar: “Niye güvenliği sağlamadınız?”

Beyaz Türk, HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ devlete meydan okuyor: “Sırtımızı PYD’ye dayıyoruz” diyor..

Ama patlama olduğunda, hesabını PYD’den değil, Türkiye Cumhuriyeti’nden sormaya kalkıyor!

Lütfen, dürüst olalım..

İlkeli olalım..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle