--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Savcı Takçı’yı, bu sözlerinden sonra kim takar?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Birisi dese ki, “Suriye’de Esat’a karşı  isyan hareketi başlatılması yanlıştı..”

Bu fikre saygı duyarım.

Bir başkası, “Türkiye’nin isyan hareketine destek vermesi yanlış tercihti” derse..

Ona da saygı duyarım..

Yine birisi dese ki, “Suriye’de Esat ile muhaliflerin kavgasına biz müdahil olmamalıyız..”

Bu fikre de itiraz etmeyebilirim.

Ama..

Öyle veya böyle..

Başlamış olan isyan hareketinde, binlerce sivil insanın yaşadığı köyler uçaklardan atılan bombalarla yerle bir ediliyorsa..

Atılan kimyasal bombalarla, sivil yerleşim birimlerinde toplu katliamlar yaşanıyorsa..

Kimyasal gazla hayatını kaybetmiş küçücük çocukların cansız bedenlerinin fotoğrafları, tüm dünyaya yayılmış ise.. 

Böyle bir ortamda..

Suriye’ye insani yardım malzemesi götüren TIR’lar durdurulursa..

Velev ki, o TIR’larda bir miktar da muhaliflere gönderilen silah olsun..

O TIR’ları durduranlara ben, küçücük bir iyi niyet gösteremem..

Kimse kusura bakmasın..

•

MİT TIR’larını durduran ve bu sebeple de tutuklanan savcı Aziz Takçı, dün paralel medyaya sızan açıklamasında diyor ki: 

“Gözlerimi kapattığında Suriyeli yetimlerin kara gözlerini görüyorum. Onların gözlerine bakabiliyorum. Allah’ım diyorum; beni bu mazlum, mağdur ve günahsızlarla birlikte yaz. N’olur kara sakallı canilerle birlikte yazma.”

MİT TIR’larını durdurmayı hâlâ savunarak, bu sözleri sarfeden o savcı..

Ve o savcı ile birlikte hareket eden diğer savcılar, emniyetçiler ve diğerleri..

Bence “kafayı yemiş” olmalılar!..

“Hipnotize edilmiş.. Ne dediklerini bilmiyor. Hangi noktada durduklarını bilmiyor” olmalılar.

Niye böyle diyorum?

Çünkü bu savcının iddiası şu:

“MİT TIR’larında silah vardı. Bu silahlar Suriye’ye gidiyordu..”

MİT bu iddiayı kabul etmiyor ama.

Varsayalım bu iddia doğru olsun.

Bu silahlar herhalde Esat’a gidecek hali yok.

Suriye’deki muhaliflere gidiyor olmalı..

Suriye’de çocukları öldürenlerin, muhalifler değil, Esat askerleri olduğu da tartışmasız olduğuna göre..

Savcımız Takçı, hem Suriyeli çocukların gözlerine bakabilmeyi... Hem de MİT TIR’larını durdurmayı nasıl aynı anda doğru görebiliyor?

• 

İsyanı bastırmak için.

Kimi yerde kimyasal gaz ile.

Kimi yerde bombalarla. 

Kimi yerde otomatik silahlarla..

Kadınları da çocukları da öldürenler, Esat’ın askerleri değil mi?..

Savcı, “TIR’larda silah vardı” dediğine göre..

TIR’larda bulunduğu iddia edilen silahlar da Esat’a gidemeyeceğine göre..

Bu savcı, hangi mantık ile. 

Hangi uyuşmuş beyinle, “Suriyeli çocukları görüyorum, onların gözlerine bakabiliyorum” diyebiliyor?

•

Öyle sanıyorum ki.

Savcı Aziz Takçı, işlediği suçun vicdan azabı ile böyle konuşuyor!

Bilinçaltında, “Suriyeli yetim çocukların gözlerine nasıl bakabileceğim ben?” diye kendisini sorguluyor..

“Pensilvanya bana emretti, o TIR’ları durdurdum. Ama o TIR’lar durdurulduktan sonra.. Suriye’de daha çok çocuk öldü.. O TIR’larda silah olmasa bile.. Estirdiğimiz rüzgar ile.. Esat’a destek vermiş olduk. Esat bizim sayemizde rahat bir nefes aldı. ‘Türkiye artık, muhaliflere insani yardım da getiremez’ düşüncesi ile, Esat daha çok sivil insan öldürdü.. O yetimlerin gözlerine, ben şimdi nasıl bakabileceğim” diye düşünüyor..

Ve kahroluyor olmalı, savcı Takçı..

•

Şu sözler de aynı savcının: 

“Herkes tercihini yaptı. Kimisi kara gözlü çocukların yanında, kimisi kara sakallı sahte Müslüman canilerin ve katil Esad’ın yanında. Görmek isteyenler için bütün deliller apaçık ortada. Hırsı ve içerisine düştüğü bataklıktaki çırpınışları sebebiyle gerçekleri göremeyenler, bundan sonra da göremezler.”

Tayyip Erdoğan, “Bunlar haşhaşi” dediğinde, “O kadar da değil” diye itiraz ediyorduk..

Ama geldiğimiz noktada..

Maalesef, o sözleri doğru çıkaran bir tablo ile karşı karşıyayız..

Bir yandan Esat’a “Katil” diyen..

Ama öbür taraftan, Esat’ın uluslararası arenada elini güçlendiren bir “kural tanımaz” ekibin Türkiye’ye kurduğu tuzak ile karşı karşıyayız..

Takçı savcı söylese..

Hukuk fakültesini bitiren bir hukukçu olarak değil..

Sadece okuma yazma bilen bir vatandaş olarak cevap verse..

“MİT TIR’larını durdurarak, Esat’a mı hizmet edilmiş olur? Suriyeli çocuklara mı?” 

Ne diyebilir acaba?

•

Paralel yapı, kendisi iflas ettiği gibi..

Mensuplarını da rezil ediyor..

“Savcı” dediğiniz insanların..

Ne kadar “komik”, ne kadar “cahilce” laflar ettikleri, ayan beyan ortaya çıkıyor..

Yazık..

Çok yazık..

Hukukçu insanları bile, bu denli tutarsız bir konuma düşüren Pensilvanya..

Artık “Pes” demeli..

Artık “Tövbe” etmeli..

Hem bu milletten..

Hem dünya Müslümanlarından..

Özür dilemeli..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle