--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Paralel yapı, adliye nümayişi ile ispatlandı!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

 Ceza soruşturmaları gizlidir..

Biz gizliliği, sadece şüpheli ve yakınlarından bilgilerin gizlenmesi olarak kabul ediyoruz..

Paralel yapı ise, bu gizliliği daha da genişletmiş, emniyet müdüründen, validen, bakandan, başbakandan, cumhurbaşkanından, herkesten gizli bir soruşturma haline dönüştürmüştü..

Şimdi ise, bizden de geriye düşüyorlar..

Bizzat kendileri için yapıldığı söylenilen soruşturmanın, şüphelilere açıklanmasını istiyorlar..

Birazcık akıl yok mu, birazcık mantık yok mu sizde..

Dün diyordunuz ki, “Soruşturma ile ilgili olarak emniyet müdürüne, valiye bilgi verilirse, olabilir ki, araya girer, engellemede bulunabilir..”

Eeee?

Şimdi ne yapıyorsunuz?

“Şüphelinin kendisine, niye soruşturma ile ilgili bilgi vermiyorsunuz” diye tehditler savuruyorsunuz!

Akıl işi mi bu?

•

Gülen grubu, sürekli iddia etti: “Biz paralel yapı değiliz.. Biz kendi halinde bir cemaatiz/sivil toplum kuruluşuyuz.”

Doğrudur-değildir bilmem..

Ama kendileri, doğru olduğunu beyan ettikleri için, ben de bir anlığına doğru kabul ediyorum.. Ve, isim isim gözaltına alınacakların bilgilerinin, kamu kurumlarından nasıl sızdırıldığını kendilerine soruyorum..

Yok öyle, “Biz ne bilelim, fuatavni diyor” numaraları..

fuatavni sizsiniz.

Hepiniz fuatavni’siniz.

Allah’ın emri olan başörtü yasaklandığında sokaklara çıkmayıp..

fuatavni’nin yazdıkları ile sokaklara dökülüyorsanız..

fuatavni’ye inanıyorsunuz demektir.

İnanıyorsanız, kim olduğunu da biliyor olmalısınız..

O da sizden demektir..

O zaman soralım..

fuatavni, o gözaltı bilgilerini, nasıl elde etti?

Çalarak mı?

Devlete sızdırdığınız kamu görevlilerine, görev suçu işleterek mi?

Öyle ya..

O gözaltı bilgileri doğru ise..

(Yalan ise, zaten müfteri oluyorsunuz.)

fuatavni’nin o bilgilere ulaşmasının iki yolu var: Ya hırsızlık yaptı.

Ya da, kamu görevlilerine suç işletip, bilgileri elde etti.

Bu durumda açıklar mısınız, “Hırsızlık suç değil miydi? Haram değil miydi, Gülenci kardeşler?”

Hırsızlık yapmadı ise..

Devlete sızmışsınız demektir..

Devlete sızdırdığınız insanların, kamu görevi gereği elde ettikleri bilgiyi, size aktardığını kabul ediyorsunuz, demektir..

Bu da bir başka hırsızlık zaten!

•

Adliye önünde nümayiş yapanlara hitaben, kafası Dumanlı, gazeteci gömleği yırtmaktan sabıkalı Ekrem diyor ki: “Alnımız açık kalbimiz rahat, bu memlekette en küçük bir suç işlemeyen topluluk diye sorsanız herhalde bizi gösterirler.”

Hiç düşünmüyor..

Siz (Tabanı ayırıyorum. Tavanı kastediyorum) hiçbir suç işlemeyen bir topluluk olsanız.. Size kim, niçin bilgi sızdırsın?..

Suç işlememişseniz.. Kimin aklına sizin için soruşturma olduğu gelir ki, araştırsın. Belgesini bulsun, sızdırsın?

Sizin binde birini bile tanımadığınız polislerle işiniz yok ise.. Bakanların bile bilmediği bilgileri size kim sızdırır?

Siz kendi halinde bir cemaat iseniz..

Hırsızlık yapıp, aleyhinize yürütülen soruşturmaları haber vererek, sizi kim uyarır? 

•

Bir de diyorlar ki: “Hakkımızda soruşturma var mı yok mu öğrenmek istiyoruz.”

Siz onu öğrenmek istiyorsanız, ben de şunları öğrenmek istiyorum Ekrem.

Siz ne oldu da, sabah akşam küfrettiğiniz BDP’ye, oy verilmesi için tabanınıza talimat verdiniz? 

Ne oldu açıklar mısınız?

BDP’ye küfrederken mi samimiydiniz?

BDP’ye oy verirken mi samimiydiniz?

Söyle Ekrem: Ne oldu da, başörtü yasağını protesto için bile sokaklara çıkmanıza izin vermeyen hocanız, şimdi “Bacılar Kur’an okuyor” diye, sokaklardaki gösterilerinizi kutsuyor? 

Öğrenmek istiyorum Ekrem..

Nerden savruldunuz siz buralara?

Validebağ’a yapılacak camiye karşı çıkmaya varacak kadar bir dönüşü, ne karşılığında gerçekleştirdiniz siz? 

“Peygamberin yolunun köpeği olurum”dan, nasıl geldiniz, “Cami yapılmamalı”ya?..

“Helali-haramı ince ince düşünmek”ten, nasıl savruldunuz siz, gazetelerinizde “at yarışı sonuçları” vermeye..

•

Ekrem Dumanlı'ları, Hidayet Karaca'ları; gariban insanları adliye önünde toplarken..

Fetullah Gülen de, Pensilvanya’dan ahkam kesiyor: “Meseleye bu şekilde kilitlenmiş bir insan, pire ya da kene ısırması nev’inden bu türlü şeyler karşısında katiyen sarsıntı yaşamaz.”

ABD’den ahkam kesmek kolay..

Buraya buyur Sayın Gülen.

Burda, ateşe attığın insanlarla birlikte ol da.. 

Ondan sonra “pire ısırması”ndan bahset..

Başkasının sırtından, “pire ısırması” benzetmeleri yapmak kolay..

Sen niye, 15 yıldır ABD’desin?

Buyur gel de, pire ısırması ile sarsıntı yaşıyor musun, yaşamıyor musun, görelim..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle