Örtü yasakçıları ile paralel yapı mücadelesi olmaz!
Eleştirim, bir önyargıdan kaynaklanmıyor...
Bir gizli hesaba dayanmıyor..
Çıkış noktam, intikam duygusu değil.
Samimi kanaatimi söylüyorum..
Kardeşce bir eleştiri yapıyorum..
Umarım, dikkate alınır.
•
Nedir eleştirim?
Paralel yapının yanlışları dile getirilirken, samimiyetinden şüphe ettiğimiz insanları, lütfen referans almayalım..
Mağdur olmuş olabilirler..
Mağduriyetlerini dile getirsinler..
Onlara fırsat verelim.
Uğradıkları haksızlığı anlatsınlar..
Ama o kadar..
Daha ileri gitmesinler..
Kendi mağduriyetleri dışında genel değerlendirmeler yapmaya kalkmasınlar..
Bize, akıl vermeye kalkmasınlar..
Bizleri yönlendirmeye kalkışmasınlar..
“Bu yapı şöyle.. Bu yapı böyle” türünden, bize şablon cümlelerle aktarımlarda bulunmaya çalışmasınlar....
•
Son somut örnek ne?
A Haber’de Deşifre programına katılan Albay Dursun Çiçek ve Yarbay Mustafa Dönmez’in söyledikleri..
Programı yöneten M. Ali Önel mümkün olduğu nispette, bu iki subayın buram buram Kemalist ideoloji kokan, gerçekleri çarpıtan söylemine müdahil olmaya çalıştı ama..
Muhataplarındaki “yalan söyleme rahatlığı/ideolojik fanatiklik” o kadar tavan yapmış ki..
Kendi başlarından geçtiğini iddia ettikleri diğer haksızlıklardan da şüphe edesim geldi..
Gözümüzün içine baka baka, yalan söylediler..
Gerçekleri çarpıttılar..
•
Nedir beni böylesine kızdıran?
M. Ali Önel hatırlatıyor, “TSK’da başörtü yasağı yok muydu? Bir özeleştiri yapmak gerekmez mi?”
Dursun Çiçek cevaplıyor: “Münferit olayları medya vasıtası ile çarpıttılar.”
Ve klasik söylemi tekrarlıyor:
“Annemin başı örtülü.. Üç tane kızkardeşim var, üçü de başörtülü.”
Mustafa Dönmez de ekliyor: “TSK sağcıdır. 30 yıldır ben şahidim. TSK yeşil kuşağın kucağındadır. Nasıl din karşıtlığı yapacaklar ki. Müsaade edilmez. Ben askeriyede bir tane dine karşı olan kişi görmedim.”
Allah’tan korkun be!..
Gerçi Mustafa Dönmez, sosyalist olduğunu söyleyerek, Allah’a inanmadığını da itiraf etmiş oldu ama..
Klasik bir ikaz olarak söylemiş olalım..
Allah’dan korkun!
Kimi kandırıyorsunuz siz?
Dün de bu tür söylemleri şu şekilde cevaplıyorduk, bugün de aynı şekilde cevaplamaktan sarfınazar edecek değiliz.
Nedir o cevap?
“Boşver sen anneni.. Boşver ablalarını.. Kendi eşinden bahset. Kendi kızından bahset.”
Tabii ki eş veya kızlar örtünmek istemiyorlarsa örtünmesinler..
“Madem ki annen örtülü, kızının da başını, zorla kapattır” diyecek değiliz..
Ama insaf edin..
Hemen hepiniz, “Annem başörtülü, ablalarım örtülü” diyorsunuz.
Gerçekten de anneleriniz/ablalarınız hep örtülü..
Ama eşlerinize baktığımızda, hemen hepinizinkinin başı açık!
Bu; bir zoraki değişimin delili değil midir?
Bu; bir ceberrutluk değil midir?
Bu; bir yasakçılık değil midir?
•
Balyoz davası devam ederken..
Balyoz’da yargılanan sanık generallerin çocuklarını temsilen bir grup gazetemizi ziyarete gelmişlerdi.
Onlara da aynısını söylemiştik..
“Belki Balyoz’da yargılananların tamamı, direkt darbe sürecine katılmış olmayabilir. Ama bu ülkede devam eden bir başörtü yasağı var. Bunun en ciddi sebebi olarak da, generaller gösteriliyor.. Tek başına, böyle bir dayatmanın faili olarak askerin gösterilmesi bile, bu ülkede darbe sürecinin her daim sürdüğünü ispatlamıyor mu? Sizler demokrasiye saygılı iseniz... Babalarınız milli iradeye saygılı iseler.. Çıkıp açıklama yapın, ‘Bizler başörtü yasağının destekçisi değiliz. Biz bu işe karışmayız. Kim aksini söylüyorsa, yalancıdır’ deyin.. Bunu demiyorsanız.. Siz bizi aptal yerine koymak istiyorsunuz demektir.. Hem örtü yasakçılığı yapıyor, hem de gelip bize ‘Bizim babalarımız darbeci değil’ diyorsunuz. Temel bir hakkı kısıtlayan insanlar darbeci değildir de nedir?”
Kem kümden başka bir şey demediler..
Geldikleri gibi gittiler..
Bugün de aynı kanaatteyim..
Balyoz davasının belgelerine.. Binlerce sayfalık dökümana..
Planlara..
Talimatlara..
Hiçbirine gerek yok..
Bu ülkede yıllarca süren başörtü yasağının faili olarak askerler gösteriliyorsa.
Onlar da, yeri geliyor bu yönde açıklama yapıyorlar, yeri geliyor sadece susarak olayı geçiştirip arka planda yapacaklarını yapıyorlarsa..
Kusura bakmasınlar..
Bana diğer deliller, hiç lazım değil.
Onlar darbecidirler..
Dolayısı ile..
Dursun Çiçek ile Mustafa Dönmez.. Bize maval okumasınlar..
Kendilerine başka noktalardan haksızlık edilmiş olabilir..
Ama milyonlarca insanın yaşadığı zulmü inkar edip, gözümüzün içine baka baka, “Onlar münferit olaylardır” diyerek yalanlamaya kalkışıyorlarsa.
Konjonktüre göre tavır alıyorlar, bizi uyutmaya çalışıyorlar demektir..
Onlar da, darbecidirler!
Darbecilere kimse prim vermemelidir!







