Ortada gerekçe yok iken, “prof”lar vıdı vıdı ötüyor!
Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verdiği kararın orijinali, henüz ortada yok.
Bir kısa özet..
Bir de yerel mahkemenin tahliye kararında, Anayasa Mahkemesi kararının metninden alıntı ve atıf var.
Ama bakıyorsunuz.
AİHM eski yargıcı Rıza Türmen’den tutun.
AİHM yeni yargıcı Ayşe Işıl Karakaş’a..
Anayasa hukukçusu Prof.Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu’ndan..
Ceza hukukçusu Prof.Dr. Ersan Şen’e kadar herkes ahkam kesiyor.
“Bu karar şöyledir.. Bu karar böyledir!”
Ben bu arkadaşların hepsine sorayım:
“Siz kararı, dünya gözü ile gördünüz mü?”
Eminim, hiçbirisi görmedi..
Orda burda yazılanlarla yetinip, hüküm veriyorlar.
İddiam, sadece kararı görmemeleri ile ilgili değil..
Kararın; aslında “anayasal anlamda bir karar olmadığı” ile de ilgili..
Nasıl yani?
Şöyle..
Anayasa’nın 141. maddesinde, “her türlü mahkeme kararının gerekçeli olarak yazılacağı” belirtiliyor.
Karar gerekçeli olacak ki, bağlayıcı olsun.
Şu an, Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesinde, gerekçeli bir karar var mı?
Yok..
Bu kadar profesör, bu kadar hukukçu, neye göre görüş açıklıyorlar?
“Kısa özet”e göre..
“Kısa özet”e, Anayasa’daki tanıma göre, “karar” diyebilir miyiz?
Tabii ki hayır..
O zaman bu hukukçulara ne diyelim?
Vay halimize vay!
•
Anayasa Mahkemesi kararı, sadece tutuklamanın şartları açısından değil, “eylemin düşünce özgürlüğü içinde kaldığı” yönünde de hüküm içerdiği iddia edildiğine göre.. (Gerekçeyi görmediğim için, ihtimalli yazıyorum..)
Çok açık bir görev gaspı sözkonusu..
Yerel mahkeme, eylemin “Düşünce özgürlüğü içinde kalıp kalmadığı” yönünde bir karar vermedi ki, Anayasa Mahkemesi bu yönde bir inceleme yapsın, bir karar versin..
İşte tam bu noktada..
Hukukçulardan bazıları, cesaret göstererek Anayasa Mahkemesi kararını överken, işlenen suçu da açıkça itiraf ediyorlar.
Bunlardan birisi de, PKK’lılara “Terörist” diyemeyen takımından olan bir profesör..
“Anayasa Mahkemesi’nin kararı, sadece tahliye değil, aslında beraat kararıdır!” diyor..
Hah işte, şöyle itiraf edin.
Anayasa Mahkemesi’nin, yerel mahkemeyi by-pass ettiğini..
Boyundan büyük işlere kalkıştığını..
Henüz yerel mahkeme, “beraat” veya “mahkumiyet” şeklinde bir karar açıklamadan.
O karar Yargıtay’a gitmeden.
Anayasa Mahkemesi’nin, oturduğu yerden.
Hem yerel mahkeme.. Hem de Yargıtay’ın yerine geçip, esas hakkında karar vermeye soyunduğunu itiraf edin..
Teşekkürler profesör..
Biz sayfalar dolusu yazı ile konuyu anlatmaya çalışsaydık.. Bu kadar net şekilde, inandırıcı olamazdık.
İşte bu profesörün yorumunu..
En çok da Anayasa Mahkemesi üyeleri okumalı..
Ve oyçokluğu ile de olsa, aldıkları kararı özeleştiriye tutmalıdırlar..
•
Anayasa Mahkemesi kararını genişletici şekilde yorumlayanlar da hızla çoğalıyor.
“Emsal karar” diye ortalığı velveleye verenler..
“Karardan Mehmet Baransu, Hidayet Karaca, Gültekin Avcı ve diğer gazeteciler de yararlanmalı” diyenler, gırla..
Kimsenin cezaevinden çıkıp, evine gitmesine set çekecek değilim..
Ama kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye de, kimsenin hakkı yok.
“Emsal karar”, nasıl olur?
Öncelikle, uygulanacak diğer davanın verileri ile aynı verileri içermeli..
Mahkemenin gerekçesi de, diğer olaya bire bir uygulanabilir olmalı..
Baransu’da, böyle bir durum var mı?
Hidayet Karaca’da var mı?
Gültekin Avcı’da var mı?
Önce gerekçeli kararı ortaya koysunlar ki, ben de onlara, diğer dosyalarla ayniyet durumu var mı, yok mu söyleyeyim.
Gerekçeli karar olmadan, “emsal karar” diye mır mır ötenler.. Ortada daha gerekçesi açıklanmış bir karar bile olmadığının dahi farkında değiller..
Gerekçe açıklanacak ki.. Hangi dosyalara uygulanabileceği de, yorumlanabilsin..
•
“Emsal karar” tanımlamasına bir başka açıdan bakarsak..
Anayasa Mahkemesi’nin daha önce de..
Gazeteci tutuklularla ilgili olarak, verdiği birçok karar var.
Onlarda da, “tutuklamanın hak ihlali olmadığı”na hükmetti.
Bu durumda hangisi emsal olacak?
“Tutuklama hak ihlali değildir” kararı mı?
“Tutuklama hak ihlalidir” kararı mı?
İşte bu noktada..
Biraz önce belirttiğimiz, “olayların bire bir benzer yönleri” ve “kararın gerekçesi”ni irdeleyerek bir sonuca varabiliriz.
Yoksa..
Can Dündar’a “Hak ihlali var” dendi.
Hurra..
Bütün gazeteciler çıksın..
İyi de..
Ben de size, bir başka gazeteci için, “Hak ihlali yoktur” kararını gösteririm.
Hangisini emsal alacaksınız?
Kaldı ki..
Emniyet müdürlerinin.
Diğer paralellerin kafaları kel mi?
Gazeteciler çıkacaksa..
Polisler de çıksın..
KPSS’de soru hırsızlığı yapanlar da çıksın..
Kumpas kuran savcılar-hakimler de çıksın..







