--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Operasyon gazetesinde tasfiye çanları!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Hep düşünmüşümdür..

Türkiye’de “Yazılamayanı yazan gazete” denilince, akla Vakit-Akit çizgisi gelirdi.

Kimsede bir saniyeliğine bile tereddüt yaşanmazdı, “Akit şunu yazamaz, bunu yazamaz” diye..

Böyle bir güven vermişti Akit, topluma..

Herkesin hazırolda durduğu..

Bugünlerde sokaklara inen Gülen sempatizanlarının, Çevik Bir’e saygı ve bağlılıklarını ifade ettikleri günlerde..

Bir diş tabibi generalin, Mehmet Akif Ersoy’un sırtından, dindar insanlara dil uzatıp, “Onları belledik” şeklinde küstahlaştığı, terbiyesizleştiği günlerde..

Generallerin o kadar kendilerine güvendikleri ve “Astığımız astık, kestiğimiz kestik” dedikleri günlerde..

O generale, çok değil, hemen ertesi günü Akit cevabını yapıştırmıştı: “Bellendiniz paşam!”

Hangi gazete, o yıllarda bir generale bu cevabı verebilirdi? Bırakın gazete manşetinden, şifahi de olsa, kaç kişi, bu karşılığı verebilecek cesarete sahipti? 

•

Bu gazete, askeri vesayeti o kadar kızdırmıştı ki, 312 general birleşip, trilyonluk tazminat davası açmışlardı. Aslında tek başına bu dava, bu ülkede askeri vesayetin muhatap aldığı tek gazetenin de Akit olduğunu ispatlıyordu..

Darbecilerin korkulu rüyasının Akit olduğu,  ayan beyan ortada idi..

Şimdi, kafamı yıllarca kurcalayan soru şu:

“Böylesi bir güce ve dürüstlüğe sahip Akit gazetesi var iken..

Askeri vesayetin kendisine en ciddi engel olarak gördüğü Akit gazetesi varken..

Darbecileri devre dışı bırakmak isteyenler.. Darbecileri yargılatmak için kamuoyu oluşturmak ve ellerindeki belgeleri basında yayınlatmak isteyenler..

Niçin Taraf gazetesini kurdular?..

Akit gazetesi var iken, Balyoz belgelerini, o dönemki hemen tüm soruşturmaların gizli belgelerini, çok büyük oranda, ilk önce niçin Taraf gazetesine sızdırdılar?..

Öyle ya.

Akit gibi yiğit bir gazete var iken.

Darbecilere karşıtlığını, yıllarca süren yayınları ile ispatlamış bir gazete var iken.

Darbecileri diskalifiye etmek isteyenler, niye riske girip, yeni bir gazete çıkartıp, o gazeteyi, darbecilerin diskalifiyesinde kullansınlar?”

Kıskançlıktan değil..

Samimi olarak bunu düşündüm, ve yakın tarihe kadar, cevabını bulamadım..

•

Bu sorunun cevabı, son olaylarla ortaya çıkıyor..

Balyoz’da bir darbecinin yanına, üç tane de darbeye direkt katkı sunmayan isim ekleyenler..

Ergenekon’da, dört tane derin devlet elemanının yanına, 5 tane de, şahsi menfaatlerine engel gördükleri isim ekleyenler..

Akit gazetesi gibi “sorgulayan, her önüne konulan belge görüntülü evrakı, tartışmadan yayınlamayan” bir gazeteye güvenemezlerdi..

Çetin Doğan’ın darbeciliği konusunda kimsenin şüphesi yok.. Ama işin cılkını çıkartmaya da hiç gerek yoktu..

Yüzbaşılara kadar inecek bir darbe planı, işi sulandırmaktan başka bir şey değildi..

İşte o ortamda, darbecileri diskalifiye etmek isteyenler..

Darbecilerin yanında, istemedikleri herkesi görevden uzaklaştırmak için..

Kendilerine tam itaat eden bir gazete kurdular..

Onun adı; Taraf’tı..

• 

312 generalin, bizi susturmak için açtıkları dava sebebi ile yargılanmalarını isterim..

Ama “Sizi kim organize etti? Niçin okumadığınız bir yazı sebebi ile, bir avukata vekalet çıkartıp, dava açtınız? Esas sebep neydi, bildiğiniz nedir?” ile sınırlı bir dava..

Yoksa.. Balyoz’daki gibi.. Ne kadar general varsa.. Hava, deniz, kara kuvvetlerine mensup.. Hepsinin, 1. Ordu Komutanlığı’nda planlanan bir darbe ile yönetimi devirmeye karar verdiklerini söylemek, akıl kârı mıdır?

Tabii ki değildir.

Ama amaç, sadece “darbecileri diskalifiye etmek” değil..

Bu arada, kendi menfaatlerine uygun olmayan kişileri de devre dışı bırakmak olunca..

Taraf gibi, “Her denileni yapan” bir gazete aradılar..

Ve kurdular..

Ona verdiler, “on tanesi doğru ise, on beş tanesi de palavra” olan belgeleri..

Onlar da, sorgulamadan yazdılar..

Kamuoyu oluşturdular..

Paralel yapının, bürokraside hızla yerleşmesi için, hizmet gördüler..

•

Şimdi ne oldu?

Görev görüldü..

Zaman, tasfiye zamanı..

Ahmet Altan daha önce gitmişti.

Şimdi de, Neşe Düzel’de sıra..

Siz hiç rahatsızlanan gazete yöneticisinin isminin, hemen künyeden çıkarıldığını gördünüz mü? 

Hem de 1 aylığına..

Ben hiç görmedim.

“Rahatsızım, 1 ay sonra buluşmak üzere” diyor. Anında ismi künyeden çıkarılıyor.

Çünkü, görevi tamamlayan gazete, “kaçınılmaz son”a doğru hızlı koşuyor..

•

“Organize’de ifade verdim, Pazar veya Pazartesi sebebini size aktaracağım” diye tivit atan  bavulcu Mehmet Baransu, o Pazar’ı, Pazartesi’yi bir türlü getiremiyor.

Anlaşılan, akrabalarının soru hırsızlığının delilleri o kadar güçlü ki, açıklama yerine, “açıklamama”yı tercih ediyor..

Bu sırada, eski eş, bavulcunun nafaka ödememek için, Taraf’a yaptırdığı “evrak sahteciliği”ni deşifre ediyor..

Operasyon gazetesi için çanlar çalıyor..

Vazife verildi..

Uygulama yapıldı..

Ve “son”a gelindi.

Yanarım yanarım da, dindarların o gazeteye (reklam ve abonelik olarak) akıttıkları paraların, ateistlerin şarap partilerinde harcanmasına yanarım!..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle